Saadet, ağırı ve hafifleri ile dün başkent Ankara’da görkemli bir toplantı yaptı. Detayları bugün gazetemizde okuyacaksınız.
Seçim işbirliği yapacak mı, yapmayacak mı Bu tartışmaların gölgesi altında öyle heyecanlı, disiplinli bir görüntü verdi ki, ülke için sevindim doğrusu.
Milli Görüş tek başına bir marka. Hem de montaj, ithal ikameli değil, tamamıyla yerli, milli bir marka. Milli Görüş bir maya. Milli Görüş bir aşı. Yalan mı, yarım asırlık tarihine bakın. Her kim ki Milli Görüş’le bir olmuş. Hem onlar, hem ülke kazanmış.
Bu markaya bugün Türkiye’nin de, Meclis’in de, partilerin de ihtiyacı var. Suriye’nin, Mısır’ın olduğu gibi. Milli Görüş, en dış, en tehlikeli, bütün insanlığı sömüren Siyonizme karşı, ülke içinde herkesle işbirliği yapmış. Şerre fren, hayra motor olmuş. Bugün de maya, şuur ve aşı olma niteliğini koruyor şükür. İttifak değil, işbirliği yani.
Dün, salonda ne gördün derseniz, şunu derim: Erbakan Hoca, 46 yıl önce öyle kadim bir hareketi başlatmış ki… Yarım asır sonra dün aynı coşku, aynı azim vardı. İhale almak, bakan olmak için heyecan değil. Suriye’yi, Irak’ı kurtarmak için! Peki ya işbirliği… O kadar da önemli değil. Milli Görüş’ün varlığı yeter bu ülkeye.
AK Parti, CHP’den büyükelçi atıyor!
Geçtiğimiz 2014 Haziran’ında, 48 Musul Konsolosluk görevlisi ile birlikte IŞİD tarafından rehin alındı. Aileleriyle birlikte 101 gün Irak’ta kaldılar. Acı günler yaşadılar.
Sonra sağ salim kurtarıldılar çok şükür. Uçaktan canlı yayında Ankara’ya getirildiler. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan için “Başarı Hikâyesi” oldular. Başbakan, Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz’ın alnından öpmüştü! Kurbanlar kesti, kurtuldular diye. Davutoğlu’nun Başbakan, Çavuşoğlu’nun Dışişleri Bakanı ve Sinirlioğlu’nun Dışişleri Müsteşarı olduğu AK Parti Hükümeti, Duşanbe Büyükelçisi olarak atadı Öztürk Bey’i. Taltif etti yani.
Ama o da ne Öztürk Yılmaz, CHP’den milletvekili adaylığı için başvurmasın mı
CHP ve muhalefet ağzına sakız etmiş ya, “AKP kadrolaşıyor, Devlet Erdoğan’ın oldu” diye. İnanmayın siz. Yalın gerçek şudur: AK Parti, 13 yıl sonra bile “CHP’den Milletvekili olacak isimleri Büyükelçi olarak atıyor!” Monşerlik aynen devam yani!
Siyonizm ne inat çıktı, ama geberecek
Önceki gün bir fotoğraf geldi. Erzincan-Tunceli Karayolu’nda PKK militanları, yol kesmiş. Kimlik kontrolü yapıyormuş. Araçları durdurup, arayıp, gönderiyormuş. Bizim sorunumuz TC devlet ve hükümetiyle diyesilermiş…
Bu Siyonizm ne inat çıktı böyle. İlla da Türkiye’yi bölecek. Ama ortası yok bu işin. Ya Türkiye’yi bölüp, kukla bir Kürdistan kurdurup, büyük İsrail kurulacak. Ya da yeniden büyük Türkiye öncülüğünde, D-8, İslam Birliği ve yeni bir dünya… Biz diyoruz ki, stratejistlerin değil, asırlar öncesinden ahir zamandaki kutlu günleri müjdeleyen Peygamber Efendilerimizin dediği olacak. Avucunu yalayacak Siyonizm ve işbirlikçileri.
AK Parti Hükümeti, Duşanbe Büyükelçisi olarak atadı Öztürk Bey’i. Taltif etti yani. Ama o da ne Öztürk Yılmaz, CHP’den milletvekili adaylığı için başvurmasın mı
EKONOMİ, EĞİTİM, EHLAK!
Vaktiyle Anadolu’dan seçilerek Meclis’e bir “vekil” gelir.
Kürsüye çıkar. Türkiye’nin meselelerine vurgu yapar!
Der ki; Türkiye’nin ihtiyacı olan 3 E’dir. “Ekonomi, Eğitim, Ehlak”
Eskiden vekillerin belki eğitimi yetersiz, Türkçesi zayıf, ama tespitleri doğruydu.
Şimdiki vekillerin ise eğitimleri dudak uçuklatıyor. Profesör, hukukçu, doktor…
Amerika’da, Avrupa’da okumadığı üniversite kalmamış.
Giyimi, kuşamı, konuşması yerinde ama, gel gör ki, konuşmaların bir ruhu yok!
Hakk’ı üstün tutmuyor, hakikati, doğruyu,
söyle/ye/miyor.
ŞU ÜSLUBA BAKAR MISINIZ!
Siyasetteki üsluba bakar mısınız “İki sarhoş, üç çakal!” Kimmiş onlar Bir partinin, düne kadar yan yana oturduğu Genel Başkan Yardımcıları. Söyleyen, Başbakan Yardımcısı. Tabi onlar da daha evvel, “İhanetçi, mirasyedi…” demiş de, demiş.
Daha geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı kürsüde yemin etmeye çalışıyor. Arkadan CHP’li bir vekil laf atıyor. “Adaletin nerede ş…“
Herkes bunları merak ediyor. Okuyor, okutuyor. Şanlı medyamız için siyasette küfür ve kavga, en büyük haber değerine sahip maalesef. Siyasi arenada, Meclis’te “ahlâk ve maneviyatı” önceleyen siyasi duruş da örnek olmayınca, basitlik yaygın hale geliyor. Kimse, TBMM hangi tür kanunlar çıkarıyor, ilgilenmiyor. Yazık!