Biz üniversitelerimizde yetişen gençlerden mezuniyet

sohbetleri beklerdik. Ben l989 yılında mezun olunca Marmara İlahiyat

Fakültesi nde bir veda programı yapılmış, bazı arkadaşlarımız duygularını ve

ileriye dönük ideallerini anlatmışlardı. Ben de tüm arkadaşlarımdan birbirimizi

unutmamak için mektuplaşmamızı, tebrikleşmemizi ve yaptığımız örnek çalışmaları

birbirimize iletmemizi istemiştim.

Diğer fakülte mezunlarının da kendi ihtisasları

doğrultusunda konuşmalar, branşlarının gelişmesi ve ülkemizin kalkınması

hususunda ön tasarılarını anlatmalarını beklerdik. Ama bir mahalli gazetenin

haberi şoke etti bizleri. Gazetenin haberine göre yeni mezunları mezuniyet

balosu tertip etmişler. Kız öğrencileri dekolte kıyafetlerle erkek

arkadaşlarıyla dans etmişler, kalemlerini kırmışlar. Kalem kırmak da ne

demek(!) Bizim bildiğimiz hâkimlerin bir kimse hakkında idam cezası verdikleri

zaman kalemlerini kırdıklarıdır. Bu davranışları da pek mantıklı olup bir daha

idam cezası verilmemesi veya öyle bir muhakeme ile karşılaşılmaması dileği

anlamına gelmekteydi. Halbuki üniversiteden mezun olan öğrenciler mezuniyet

programında kalemlerini kırmak şöyle dursun onları öğrencilik hatırası olarak

saklamalı, hatta itinalı bir şekilde kullanmalıdırlar.

Mezun olan öğrencilerin kalemlerini kırmaları ne anlama

gelebilir Bir daha ders notu tutmayacağım, bir daha öğrencilik yapmayacağım,

öğrencilikten nefret ediyorum anlamlarına gelebilir. Aslında insan, hayatı

boyunca öğrencidir, her zaman öğrenmek durumundadır. Süleyman Efendinin

yıllarca hizmetini yapmış olan rahmetli Ali Dayı üstadından esinlenerek: Müslüman

hayatı boyunca okur, diplomasını kabirde alır demiş. Gerçekten de öyle. Bu

dünya ahireti kazanma okuludur. Kişiler diplomasını (tapu gibi diplomasını) bir

kitap halinde mahşerde alır. İmam (lider) Gazzali İhya sında Cehalet okumaya

başlayınca başlar diyor. Yani insan hayatı boyunca okumalıdır, yoksa

cehaletten kurtulamaz. En azından okuduklarını tekrar etmelidir. Yoksa

öğrendiği birçok şeyi unutabilir.

Okullarda zaman yetersizliği veya öğretim-öğrenim

gevşekliği yüzünden bazı kitaplar bitirilemez. Bir kısım kitapların ise bazı

konuları atlanır. İşte öğrenci Ben artık mezun oldum daha okumama gerek yok

deyip kitaplarını bir tarafa atmayıp kitapların atlanan konularını, yahut

bırakılan son bölümlerini de okumalıdır. Ben fakülte ders kitaplarında atlanan

konuları okuduğum gibi l970 li yıllarda dışarıdan sınava girdiğim lise

kitaplarında Buralar atlanmıştır, buralara çalışmana gerek yok denilen

konuları da sonradan okudum. Yani kalemimi kırmadım. Atlanan o bölümlerde bile

pratik hayatta lazım olacak bilgilerin özetlerini yazarak hafızamda

(belleğimde) kalıcı olmalarını sağladım.

İşte böylece tüm öğrenciler mezuniyetten sonra

kalemlerini kırmak yerine faydalı olmayan, hatta zararlı nefis isteklerini

kırarlarsa hem kendilerine ve hem de ülkelerine faydalı olurlar, ebedi ahiret

hayatını da kazanırlar. Ecdadımızın Fransa da bile oynanmasını bir asır boyunca

yasaklattırdığı dans eğlenceleri neslimize kötü örnek olmaktan başka sonuç

vermez.

Diplomalarını alan orta ve yükseköğrenim gençliği

okudukları sosyoloji doğrultusunda düşünecek olurlarsa dans eğlencelerinin

tahriklere, tacizlere ve nihayet tecavüzlere yol açtığını göreceklerdir.

Vatandaşlarımız birçoğu ilçemize fakülte geldi, gençlerin ahlakı bozuldu

diyor. Bu sözün tekrar söylenmesine fırsat vermemeli, İlçemize fakülte geldi

halkımızın kültürü arttı dedirtmelidir.