15 Temmuz kuşkusuz ki tarihe unutulmayan harflerle kazınacak. Şimdi durup meseleye geniş çapta bakmakta fayda var.

Öncelikle yakın tarihimize göz atalım. Gezi Parkı mesela. Birkaç çadırla başlayan masum bir doğa eyleminde birileri ortalığı savaş alanına çevirmişti. Biraz daha geriye yönelelim. Uludere’yi hatırlayalım. Kaçakçılık yapan vatandaşlar terörist iddiasıyla vurulmuştu. Vuran kim? Yine Reyhanlı, Suruç, Ankara... Tarihi biraz daha karıştırıp eski sayfaları açalım. Madımak olayı. Çıkarılan yangın ve ölümler. Fazla zaman geçmeden Başbağlar ve yine ölümler. Yapanlar kim? İkisini de yapanın aynı kişi ya da kişiler olduğunu anlamak için müneccim olmaya lüzum yok.

Yakın tarihe gelirsek ışid adlı örgütü görebiliriz. Bu örgütün İslam düşmanlarınca ve kuvvetle muhtemeldir ki siyonistlerce kurulduğu su götürmez bir gerçek. Örgütün işleyişi hareketi kurallarına bakınca İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir terör örgütü olduğu hemen anlaşılıyor. Şimdi belli bir kesimin bu terörist grubu tam da siyonistlerin arzusuna göre kullanıp İslam’a dil uzatmasına ne demeli? Mesele yobazlık değil kardeşim sen hâlâ anlamadın mı?

Peki nedir mesele? Rahmetli Erbakan hocamızın işaret ettiği gerçek: Büyük İsrail Projesi. Efendim neymiş bu proje? Türkiye’nin evvela doğu ve güneydoğusunu Kürdistan adı altında bölüp almak ve akabinde İsrail’e dahil etmek. Bununla yetinecekler mi? Sorunun cevabını merak edenler Filistin haritasının tarihler boyunca nasıl bir değişime uğradığını dikkatle incelesin.

Arşivleri açalım bakınız ne var orada; bir film. “Kaplumbağalar da uçar”. Söz konusu film amerikan askerlerinin Irak’ı işgalini ve bu işgal sürecinde halkın gafilliğini apaçık gösteriyor. Saddam’ın heykelini sevinç çığlıkları ile deviren halk kendisine özgürlük getirdiğini sandığı amerikan askerlerinin ülkelerini işgaline seviniyor aslında farkında olmadan. Şimdi batının politikasına bakalım. Irak, İran, Mısır, Suriye ve nihayet Türkiye. Plan aynı plan istek aynı istek. Yani mesele yobazlık filan değil mesele Türkiye.

Bir dönem Bulgaristan’da Müslüman oldukları için zulüm gören ve sünnet olmalarına dahi izin verilmeyen macırlar bu ülkeye nasıl sığındıklarını unutmasın. O evleri hangi şartlarda inşa ettiklerini akıllarından çıkartmasınlar. Gidilecek bir Türkiye daha yok. Ve bombalar adam seçmiyor bombalar adam kayırmıyorlar.

Bir topluluğun hakikaten İslam topluluğu olup olmadığını anlamak için şunlara bakmak yeterlidir: Hiçbir insan Allah’ın hükmünü değiştirme yetkisine sahip değildir. Şayet şeyhim dediğiniz insan size namazı terket, orucu tutma, başını aç, nikahsız ilişki yaşa, içki iç, cumaya gitme gibi küfür emirleri veriyorsa biliniz ki o insan şeyh kılığına bürünmüş bir şeytandır bir kukladır, batının bir piyonudur.

Şimdi  milletçe aklımızı başımıza alma vakti. Ülkemizi kimselere yem etmek istemiyorsak provokasyonlara gelmeyelim. İslam’a, Cumhurbaşkanımıza milli değerlerimize dil uzatanlara uymayalım. Devlet Bahçeli’nin yaptığı konuşmayı tekrar izleyelim, haklı çıkarımlarını göz ardı etmeyelim. Mesele parti meselesi değil. Ve şu aşamada dahi İslam’a dil uzatan insanları dinleyecek vaktimiz yok. Ülkemizin selameti için biz birliğimizi bozmayalım. Birlik içinde hareket edenler aklı başında olanlardır. Osmanlı zamanında da tarihin en tozlu sayfalarında da devletlerin yıkılışı birlik ve beraberliğin bozulmasından güç aldı. Bu tarihi hepimiz okuduk lisede, lütfen unutmayalım.