Batı İslam’ın önünü kesmek için kendi oluşturduğu terör örgütleriyle bir “İslami terör” algısı oluşturdu. Ama gelin görün ki bu terör nedense Müslümanları vurmaktadır. Anlayacağınız dünyada bir manipülasyon uygulanmaktadır. Daha iyi ifade etmek gerekirse; “hileli yönlendirme, yanlı ve yanlış bilgilerle birey ve toplumların düşünce ve davranışlarını belirli bir yöne kanalize etme çabası” Ülkemizde benzer manipülasyonlara 14 yıldır hem iktidar hem de ana muhalefet tarafından zaman zaman başvurulduğu görülmektedir.
ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger; “Bir şeyin gerçek olmasından daha önemli olan, o şeyin gerçek olarak algılanmasını sağlamaktır.” Sözlerinden bunu daha iyi anlamaktayız. Hile batının kanında var. Terörü kendileri yapar ama nedense İslam’ın adı çıkar. Soğuk savaş döneminin sona ermesiyle düşmanın rengi kırmızıdan yeşile dönmüş bu kez ana düşman ve yeni şer odağı olarak İslam seçilmiş ve İslam’a karşı büyük bir savaş başlatılmıştır. Aslında daha iyi izah edersek “İslam dünyası” olarak tanımlayabileceğimiz coğrafya, batılılaşma süreci içerisinde, yani yaklaşık 200 yıldır, toplumsal, kültürel alanlarda manipülasyonun pek çok boyutuyla karşı karşıya gelmiştir. Bu manipülatif süreç de kansız bir terör değil midir? Batı petrolü keşfettiği tarihten beri İslam coğrafyasında terör estirmekte, savaşlar çıkarmakta, mezhepleri birbirine düşürmekte, tecavüz ve işkenceler etmekte, küçük devletçikler meydana getirerek sömürüsünü sürdürmektedir. Yakın zamanda ABD askerlerinin Irak’ta yaptıkları henüz tazeliğini korumaktadır. Batı Müslümanların sırtından hiç inmedi. Dünya petrol devi şirketlerinin olduğu ülkelerin hiçbirinde petrol çıkmamaktadır bu ülkeler nasıl petrol zengini oldu? Bu zenginliğin altında Müslüman kanı yatmaktadır. Bugün Ortadoğu’da terör örgütlerinden bahsediliyorsa, batının zulmü karşısında oluşan tepkiye karşı kurulmuş daha sonrada batının taşeronu haline gelmiş gruplardır.
İslam coğrafyasını sömüren batı kendi ülkelerinde yaşayan Müslümanlara da terör estirmektedir. İslamofobi’nin arttığı Avrupa’da Müslümanlara yönelik saldırılar da artıyor. Bu tür muamelelere maruz kalan bir Müslüman; İngiltere’de 2012 yılının Ocak ayından bu yana faaliyet gösteren Tell Mama (Annene söyle) adlı yardım kuruluşunun internet sayfasındaki video filminde yaşadıklarını şöyle özetliyor:
“Birçok kez saldırıya maruz kaldım. Yumruklandım, üzerime tükürüldü, iterek yere düşürüldüm. Başıma şiddetli biçimde vuruldu ve kasıtlı olarak özellikle eşim ve küçük oğlumun gözleri önünde düşürüldüm. O zaman altı aylık hamileydim.”
İnsan haklarından sık sık bahseden bir Avrupa ülkesinin vatandaşları Müslüman kimliğinden dolayı insanlara her türlü darp ve saldırıyı yapmaktadırlar. Ama ne hikmetse bütün dünyada Müslümanlar terörist! Sadece İngiltere’de mi buna benzer saldırılar oluyor? Brüksel merkezli haber portalı EU Observer’da yer alan habere göre Fransa’da da Müslümanlara yönelik saldırılar artış kaydetti. AB üyesi 28 ülkeden sadece 6’sı İslam düşmanı saldırıları kayıtlara geçiriyor. Bazı ülkeler İslam düşmanı saldırıları, Hirıstiyan, Yahudi, homoseksüel ya da azınlıklara yönelik diğer nefret saldırılarıyla aynı kefeye koyuyor. Kanada’nın Quebec eyaletinin başkenti Quebec’te camiye yapılan saldırıda 6 kişinin öldüğü, 8 kişinin yaralandığı bildirildi. Bu bir Hıristiyan terörü değilse nedir Allah aşkına? Avrupa’da camilere, Müslümanlara yapılan saldırı ırkçılığa dayalı Hıristiyan terörüdür. Biz barıştan ve yaşanabilir bir dünyadan yanayız. Çünkü İslam barış dinidir.