İnsanlığı yok etmeye çalışanlara dikkat edelim-2

Kaldığımız yerden, insanlığı yok etmeye çalışanlara dikkat etmeye devam ediyoruz…
“Son 20 yıldır, koronavirüs aşı üreticileri, geliştirdikleri aşıların başarısızlığında en önemli faktörün PARADOX İMMUN CEVAP olduğunu savlıyorlar. Bunu şöyle açıklıyorlar. Aşının verilmesini takiben vücutta iki çeşit antikor üretiliyor. Birisi virüsü nötralize eden antikor; diğeri ise bağlayıcı antikorlar. Bu ikinci tip antikor virüsü yok etmediği gibi, asıl virüsle gerçek temas sonrası hastalık çok daha ağır bir hâl alıyor. Aşılı olup sonrasında virüsle temas eden hayvanların ölümüyle sonuçlanan bu olay “Paradoxİmmun Cevap” olarak tanımlanıyor.

Batı’dan birçok hekim mRNA aşısının doğrudan insanın genetik yapısına etkisini bilerek bu teknolojiye meydan okuyor. Bu hekimlerden birisi Dr. Carrie Madej.

Dr. Madej, sadece aşıya değil aşının uygulama teknolojisinin insanlığa getireceği dönüşümü tek tek sıralıyor. Madej’e göre aşı klasik enjeksiyon modeliyle uygulanmayacak. Aşı bantlara monte edilmiş mikro iğneler aracılığıyla vücuda aktarılacak. Yapışkan bir bant aracılığıyla doğrudan kola yapıştırılacak. Bu yapışkan bandın üstünde sıralanmış birçok mikro iğneler mevcut. Aşı, içinde lusiferaz enzimi içeren hidrojel bir zeminin içerisine entegre edilmiş. Bu platformun tüm içeriği bahsettiğimiz mikro iğneler aracılığıyla acıtmadan, yani konforlu bir şekilde vücuda aktarılıyor. Mikro iğnelerin deriyi delerek modifiye edilmiş sentetik RNA’yı hücrelerimize aktarması, hücre çekirdeğine ulaşması ve DNA’mıza talimat vermesi amaçlanıyor. Bu talimat ile kendi hücremiz, SARS-CoV-2 virüs proteinini üretecek.

Dr. Madej, bunun bir genetik şifre değişimi olduğunu, bir yerde aynen GMO gıdalarda yapılan değişim benzeri bir değişimin insanlara da uyarlandığını savlıyor. Aşı üreticileri bunun insanın genetik şifresini değiştirme olmadığını savlasalar da Madej görüşünde ısrarlı. Aşı üreticileri bu sürecin geçici olduğunu savlasalar da Madej, aşı ile entegre edilen parçanın genomun kalıcı bir parçasına dönüşebileceğini iddia ediyor.

Dr. Madej’in üzerinde durduğu diğer konu, aşının uygulama platformunda kullanılan lusiferaz enzimi. Bu enzimin biyolojik bir ışık ürettiğini biliyoruz. Normal koşullarda görülemeyen bu ışık, cep telefonları veya diğer spesifik aletlerle tespit edilebiliyor. Lusiferaz gen yüklü quantum noktaları, birçok tümörlerin tespitinde zaten kullanılan bir teknoloji olup özellikle hepatoma tarzı tümörlerin tespitinde kullanılmakta. Aşı platformundaki hidrojel ise bir nanoteknoloji ürünü bir diğer ismiyle bir nanobot. Bildiğiniz mikro robot. Bu biyoelektrik iletici bir DARPA (The Defense Advanced Research Projects Agency) icadı yani Amerikan ordusu tarafından kullanılmak üzere, yeni teknolojiler üretmekle sorumlu ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı bir devlet kurumunun buluşu. Bu biyoelektrik aracısı jel ile akıllı telefonlar arası kurulan bağlantı sayesinde, aşılanıp aşılanmadığımız gibi birçok biyolojik verilerimize ulaşılacaklar. Kısacası genetik materyalimize entegre edilen bu enzim aracılığıyla işaretlenebiliyoruz ve bu işaretler biyolojik bir robot görevi sağlayabiliyorlar. Toplumların sık sık ÇİPLENECEĞİZ diyerek insanlık tarihindeki değişimi ifade etmesinin bilimsel zeminde izahı tam olarak böyle. Yani biyolojik ışık üreten enzimler ve bu ışığı ileten hidrojel aracılığıyla insanların kendileri ve vücutlarındaki biyolojik değişimler izlenebilecek. Anlattığım şeyler eminim bazı insanlar için “vaav, teknolojiye bak” dedirtecek cinsten.

Eminim koşa koşa aşı yaptıracak çok sayıda insan da, kabul edecek hükümetler de mevcut. Fakat bana göre bu bir TANRILAŞMA projesi. Doğanın hesabı güdülmeden, hastalıklı zihinlerin ürettiği projeler.
Kendimi yıllarca bilimi rehber edinmiş bir insan olarak tanımlarken; bilimin içerisinde dönen dolapları gördükçe artık kendimi bilimde ‘muhafazakâr’ olarak tanımlıyorum. Artık doğaya ya da TANRI’ya daha çok saygı duyuyor, ona uzanan elleri kırmak istiyorum. Baştan beri hand-made (insan yapımı ya da aracılıklı) olduğunu düşündüğüm bu ve benzeri virüslerle ve ardından çıkarılan aşılarla insanlık üçüncü bir faza geçirildi. Hastalıkların epidemiyolojik geçişine uygun olmayan salgınlarla gelen bu değişim insanlığı yok olma noktasına taşımakta…” (Prof. Dr. Gülümser Heper)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?