Reklamı Kapat

Arif Ersoy ve Mevlüt Özcan hocaların ardından

Arif Ersoy ve Mevlüt Özcan hocalarımızın ardından diyor, onları yâd ediyoruz…
Arif Hoca için yazdığım ilk yazıda dediğim üzere, sadece yâd ile yetinmemeliyiz...
Yetinmemeli ve daha başka pek çok şeyler yapmalıyız; onları tekrar hatırlayalım…
Arif Ersoy nasıl ve hangi yönleri ile anlatılır veya anlatılmalı, nasıl anılmalı?
Arif Ersoy o kadar “çok yönlü bir insan” olarak yaşadı ki; onlarla hatırlanmalı…
Arif Ersoy bütün yönleriyle bilinmeli ki; gençlere ve gelecek nesillere örnek ola…
Arif Ersoy için dualar edelim; bir de başlattıklarını biz de devam ettirelim, inşallah…

Prof. Dr. Arif Ersoy için başlangıç olarak bunların düşünülmesi, planlanması, projelendirilmesi, uygulanması ve daha fazlasının gerektiği kanaat ve görüşündeyim… Ailesi, ilim ve amel arkadaşları, Akevler Kooperatifleri camiası, Adil Düzen çalışanları, Ankara ve İstanbul ESAM ile gönülden sevip sayan herkes görevini yapmalı… Gelecek nesillere ve kıyamete kadar var olacak insanlara, ‘örnek çalışmaların ilim ve amel, teori ve pratik olarak’ yapılabildiği, bunun da Arif Ersoy’un hayatının her merhalesinde var olduğu -yani var olabileceği- anlatılabilecek bütün araçlarla en iyi şekilde anlatılmalı…

NEDEN? İlk insan ve ilk peygamber Hazreti Âdem’den son peygamber Hazreti Muhammed’e kadar bu görevi peygamberlerin yaptığı çok iyi bilindiği gibi… Arif Ersoy ve Mevlüt Özcan gibi âlimlerin de o peygamberlerin yegâne vârisleri olduğu bilinmeli, anlaşılmalı, unutulmamalı ve rahmet-i Rahman’a kavuşan hocalarımızın işte bu yönü ve bu özelliği, anlaşılacak en güzel şekilde uygulamalı olarak anlatılmalı. Bu vesileyle “el-ulema’uverasetü’l-enbiya” hadisi hatırlanmalı. Evet, âlimler peygamberlerin yegâne vârisleridir… Peygamberler sistemi devam edecek…

Fehmi Koru da, Arif Ersoy’un vefatı vesilesiyle şunları yazdı: “Çorum’dan çıkıp ülkemizin ve dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim aldıktan sonra kendini İslam ekonomisi alanında araştırmalara vakfetmiş bir bilim insanıydı Prof. Arif Ersoy. Bir döneme damgasını vuran Adil Düzen fikriyatının oluşmasına en değerli katkıları verenlerden biriydi. Yalnızca bilimsel çalışmalarla yetinmemiş, görüşlerini ve benimsediği tezleri uygulama alanına da yansıtabilmek için siyasete de ilgi duymuştu. İki dönem memleketi Çorum’da belediye başkanlığı yapmıştı. Teori ve pratiğe dönük bilgi ve deneyimlerini iç ve dış platformlarda tartışa tartışa bir hayat sürdürdü. Lise dönemlerimizden beri arkadaşımdı. Yeri kolay doldurulamayacak. Allah’tan kendisine rahmet, ailesi ve yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum.”

Prof. Dr. Sefa Saygılı, “Mevlüt Özcan hocamızın ardından” başlıklı bir yazı yazdı; okuyalım… “Değerli hocamız Hakk’a yürüdü. Rabbim gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Tahminim 1986 veya 1987 yılı idi. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin iç bahçesinde psikiyatri uzmanı olarak görev yapıyordum. Bir gün bir dostu ile ziyaretime geldi ve kendisini tanıttı. O zaman Millî Gazete’de yazılar yazıyor, kitaplar yayınlıyordu. Zeytinburnu Kazlı Çeşme Camii imamı olduğunu ifade etmişti. Dostunun yanında getirdiği davranış problemleri olan çocuğu için gelmişlerdi. Delikanlıyı dikkatle muayene ettim, tavsiyelerimi ve vardığım sonucu söyledim. Tahmin ediyorum memnun kalmıştı. Onunla 30 yılı aşan dostluğumuz böyle başladı.

O zamandan bugüne hep devam etti. Arada telefonla görüşürdük, bazen de ziyaretime gelirdi. Gazetedeki yazılarını da takip ederdim. Çok sevdiğim ve çok tatlı sohbeti olan bir âlim zattı. Halim selim, her zaman güler yüzlü, evliya meşrep, sağlam iman sahibi muttaki bir mümindi. Öyle mütevazı ve cana yakın idi ki tanımasanız Mevlüt Özcan hocamız olduğunu bilemezdiniz. Yeni çıkan kitaplarımı birini bile atlamadan okur, sütununda tanıtımını yapardı. Kendisine müteşekkirim. Son yılları hastalıklar ve cefa içinde geçti. Ancak o sabırlı ve metin bir insandı. Rabbine teslim olmuştu. Dünya onsuz daha bir boş ve anlamsız geliyor. Öylesine iyi bir dosttu. Yazımı Aydın Başar kardeşimizin Mevlüt Özcan için ifade ettiği ve ona çok uyduğunu gördüğüm dörtlükle bitirmek istiyorum:

Ne kimseyi kırdı, / Ne kimseyi yerdi, / Güzellikti derdi, / Şimdi Hakka erdi.”
Mustafa Kurdaş ve Adnan Öksüz’ün Mevlüt hocayla ilgili yazıları da okunmalı…
Allah hocalarımıza rahmet eylesin ve cümlemizi cennetinde cem eylesin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

TS-61 - Amiin, Sn. Hocam, Allahü teala cümlesine Rahmet eylesin.! Rabbimiz sizlerden ebeden razı olsun.!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Eylül 01:48
01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 10 Eylül 10:59


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?