İstanbul’a yabancı ifsad sözleşmesi

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak anılan sözleşme içeriği, bağlantılı yasalar, uygulamalar dikkate alındığında; kadını, aileyi ve toplumu korumak bir yana; toplumun son kalesi olan aileyi, toplumun ahlak maneviyat birikimini tahrip ettiğini kabul etmek gerekecektir.

Anayasanın da üzerinde yer alacak bu akit, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılıyor; şaşılacak bir hızla ve başka her konuda kavga eden düşman kardeşlerin oybirliğiyle; 26 dakika içinde kabul ediliyor. Nihayet, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giriyor.

Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında aynı/benzer muhtevada, yüzlerce kanuni düzenlemeye zemin hazırlıyor; ilgili kurumsal hazırlıklara, uygulamalara dayanak teşkil ediyor.

MUHTEMEL TEPKİLER, TERCÜME KURNAZLIKLARI İLE SÖNDÜRÜLÜYOR

Sözleşmenin Türkçe metni ile İngilizce metni karşılaştırıldığında, Türkçe çeviride yanlışlıklar olduğu görülmektedir. Bu durum, büyük ölçüde politik tercihlerden kaynaklanmaktadır. Sözleşmenin orijinal başlığı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olmasına rağmen, Türkçeye “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olarak çevrilmiştir.

“Sözleşmenin metnindeki “ev içi şiddet (domestic violence) ibaresi, Türkçeye “aile içi şiddet’’ olarak çevrilmiş, ev içinde (domestic unit) ibaresi ise “aile birliğinde” olarak çevrilmiştir.

Öte yandan, “eşler veya partnerler” arasındaki “şiddet” ibaresi, “eşler veya ebeveynler arasındaki” şiddet olarak çevrilmiştir (m.3/b).

Madde 3/b uyarınca “aile içi şiddet’’, aile içerisinde, aile birliğinde veya daha önceki veya şu anki eşler veya ebeveynler arasında meydana gelen, failin aynı evi şu an veya daha önce şiddet mağduruyla paylaşıp paylaşmadığına bakılmaksızın fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddetin bütün türleri anlamına gelir (m. 3/b).

(…) Öte yandan 36, 46 ve 59. maddelerin çevirisinde orijinal metne

sadık kalınmıştır. “Tecavüz dahil cinsel şiddet” başlıklı 36. maddenin 3. bendi, “Taraf devletler, 1. bentte yer alan hükümlerin iç hukuk tarafından tanındığı şekliyle eski veya şu anki eşe veya partnerlere karşı işlenen eylemler için geçerli olmasını sağlamak üzere gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır” şeklinde çevrilmiştir. 46. maddenin a bendi, “iç hukukun kabul ettiği eski veya mevcut bir eşe veya partnere karşı, aile fertlerinden biri tarafından, mağdurla birlikte ikamet eden biri tarafından” yöneltilen şiddet biçiminde çevrilmiştir.

59. maddede ise orijinal metne sadık kalınarak “eş veya partner”, “evlilik veya ilişki” ibareleri kullanılmaktadır (m. 59/1, 59/2). Bu maddede taraf devletlere, şiddet mağduru göçmen kadınlara, eş veya evlilik dışı partnerlerinden bağımsız ikametgâh izni sağlama yükümlülüğü getirilmiştir.

 (…) 12. maddenin 1. bendinde yer alan “Taraf devletler kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak önlemleri alacaklardır” biçimindeki düzenleme, “Taraf devletler kadının aşağılığı iddiasına veya kadın erkek için kalıp rollere dayanan önyargıları, örf ve âdetleri, gelenekleri ve diğer uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli önlemleri alır” biçiminde çevrilmiştir.” (Kadriye Bakırcı; Prof. Dr.; Ankara Barosu Dergisi; 2015/4 )

Uluslararası belgelerin politik tercihler nedeniyle yanlış tercüme edilmesi, (ülke içinde nasıl görünürse görünsün uluslararası bağlayıcılığı etkilemeyecektir.

“Çünkü Türkiye’nin de tarafı olduğu 1969 tarihli Antlaşmalar Hukuku Hakkında Viyana Sözleşmesi m. 33 uyarınca, uluslararası sözleşmelerin orijinal metinleri bağlayıcıdır. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne herhangi bir çekince de koymadığından, Türkiye açısından bağlayıcı olan, (yanlış) hatalı ve eksik Türkçe çeviriler değil, orijinal metinlerdir.” (age)

SÖZLEŞMEDE MANEVİ DEĞERLERE, İSLAM’A HAKARET İFADELERİ VAR

Namus kavramı, sözleşme girişinde “sözde namus” ifadesiyle aşağılanmaktadır. Dini prensipler, insan hakkı ihlali olarak eleştiriliyor.

SÖZLEŞMEDE GEÇEN ŞİDDET KAVRAMI, BİLİNEN ŞİDDET KAVRAMININ GENİŞLETİLMESİYLE İSTİSMARA KONU OLUYOR. Sözleşmede, kabul edilen anlamıyla “şiddet” kavramı, haysiyetsizce hayat sürmeye, basit tepkileri bile mahkûm edebilecektir.

Md 1 / 2 ile, SÖZLEŞME HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI İÇİN İZLEME MEKANİZMASI KURULUYOR. Halen düzenli raporlamalar yapılmakta.  Md 3’te “TANIMLAR” başlığı altındaki hükümler üzerinde dikkatle durulursa, bu metnin bilinen anlamda şiddete karşı olmaktan ibaret masum bir sözleşme olmadığı görülebilecektir.

Md 3/a maddesindeki tanımlama ile “ŞİDDET”, TOPLUMSAL CİNSİYETE DAYALI EYLEMLERDİR. Bugüne kadar kim, bu manada kullanmaktaydı bu kelimeyi…

Md 3/b hükmüne göre ŞİDDET, HANEDE, EŞLER VEYA PARTNERLER ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞ BİRTAKIM EYLEMLER olarak kabul edilmekte. Yani “aile” yoktur, “karı-koca” yok... “Birliktelikler” meşru yaşam tarzı olarak kabul ediliyor, aile yerine sözleşmeye bu tür bir bağlılık esas alınıyor.

Md 3/c TOPLUMSAL CİNSİYET, TOPLUM TARAFINDAN KABUL EDİLEN ROLLER, NİTELİKLERDİR. “Toplumsal cinsiyet” kavramı, yapılan ifsad çalışmalarının temelini oluşturmakta... Zira, anılan kavram ile cinsiyetin toplum tarafından inşa edildiği fikri yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Sözleşme, cinsler arasında yaratılıştan mevcut farklılıkları görmezden gelmekte, toplumun manevi değerlerini hiçe saymaktadır. Sapkın marjinal bir kesimin, tüm değerlerden uzak yeni rol beklentilerini yansıtmaktadır.

“Cinsiyet”, iradi olarak tercih edilebilecek bir tutum olarak kabul edilmekte; bu konuda dayatma yapılamayacağı savunulmaktadır.

MD 3/f “KADINLAR” KAVRAMI, 18 YAŞIN ALTINDAKİ KIZ ÇOCUKLARINI DA KAPSAR

1 yaşındaki bebek dahi sözleşmeye göre; “kadın” sayılmaktadır. Bu kabulün elbette sonuçları olacaktır. Örneğin, kadının cinsiyetini tercih hakkına çocuklukta müdahale edilemeyeceği, yönlendirilemeyeceği hükme bağlanmakta. Yani kızınızı kız çocuğu gibi, oğlunuzu erkek çocuk gibi hayata hazırlamaya dair ebeveyn tasarrufları, baskı ve şiddet sayılabilecektir.

MD 4 TEMEL HAKLAR, EŞİTLİK ve AYRIM GÖZETMEME başlığı altında Md4/3 işbu sözleşme hükümlerinin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka görüşe sahip olma, ulusal veya sosyal menşe, bir ulusal azınlıkla bağ, mülkiyet, doğum, cinsel yönelim, cinsel kimlik, yaş, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen ya da mülteci olma durumu veya başka statüler temelinde herhangi bir ayrımcılık olmaksızın taraflarca uygulanması güvence altına alınmıştır.

Anılan maddede geçen cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği ifadeleri ile sapkın cinsel tercihlerin meşrulaştırılması, statülerinin korunması için hükümet, yasal düzenlemeler yapmayı taahhüt etmiş olmaktadır.

Md 5/2 ile, taraflar devlet dışı aktörlerce işlenen ve işbu sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin gereken özeni göstererek önlenmesini, soruşturulmasını, cezalandırılmasını ve tazmin edilmesini sağlamak üzere gerekli hukuki ve diğer tedbirleri alır; denilmekte cezai müeyyidelere ilişkin sözleşme hükümleri kapsama dahil edilmektedir.

Md 6 taraflar, toplumsal cinsiyet bakış açısına yer vermeyi taahhüt eder.

Md 7 kapsamlı ve eşgüdümlü politikalar başlığı altında bu sözleşme kapsamındaki her türlü şiddeti önlemek ve bunlarla mücadele etmek için ilgili tüm tedbirleri kapsayacak şekilde devlet çapında etkili kapsamlı ve eşgüdümlü politikaların uygulanması için yasal düzenlemeler ve tedbirler alır bütünsel mücadele yürütür.

Md 11/3 uluslararası işbirliği için toplanan bilgileri uzmanlar grubuna iletir.

Md 12

Sözleşmeye taraf devletlere;

“…kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklar”ını ve  “…kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerini” vaz etmektedir.

Md 12/5 TARAFLAR KÜLTÜR, ÖRF VE ÂDET, GELENEK, DİN VEYA SÖZDE NAMUSUN işbu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için MAZERET OLUŞTURMAMASINI sağlar, denilmektedir. Gelenek örf, din, sözde namus baskısı iddiasıyla toplumun tüm değerlerine saldırı teşkil eden ifadeler konusunda anlaşma sağlanmıştır.

Md 14/1- Taraflar, gerektiğinde, öğrencilerin gelişen kapasitesine uygun olarak, kadın erkek eşitliği, kalıplaşmamış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde şiddet içermeyen çatışma çözümleri, kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı gibi konulara ilişkin öğretim materyallerine resmi müfredata ve eğitimin her seviyesine eklenmesi için gerekli adımları atar…

“Kalıplaşmamış cinsiyet rolleri”, ifadesiyle yaratılışa göre eğitim müfredat, nesil yetiştirme ortadan kaldırılmakta, sapkın anlayışların temeli ilköğretimde atılması öngörülmektedir. Ki bilindiği üzere, milli eğitimde, sözleşme gereği, yoğun ifsat çalışmaları sürdürülmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, geçerli asıl İngilizce metin bağlayıcıdır. Tercüme kurnazlıklarıyla halktan gizlenen hususlar, vahim ahlaki dejenerasyonu ortaya koymaktadır.

Yukarıda yer yer iktibas ettiğimiz üzere, yorumsuz da ortaya konulsa, milletin değerleriyle taban tabana zıt olduğu apaçık ortada olan ifsat sözleşmesi, aciliyetle feshedilmelidir; derhal ve hemen!.. “Nass” olmadığına göre…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av. Mustafa Yaman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Berat - Gavurlar bile bunu kabul etmiyor, akp kabul eduyor!

Geçen hafta macaristan bu sözleşmeyi red etti!

Ey akp ve başkani, senin alnin secdeden kalkmasada ALLAHIN EMRİNE KARŞI KANUN YAPARSAN HELAK OLURSUN!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Mayıs 18:39
01

Hüküm Allah'ındır... - İstanbul sözleşmesi ve buna bağlı çıkan 6284 gibi yasalar evliliği yok saymaktadır. Allah'ın erkeğe ve kadına verdiği rolleri yok etmekte ve yeniden dizayn etmektedir. Bu sözleşme sodom, gomora, pompeo sözleşmesidir. Peygamber Efendimiz S.A.V. kutsal saydığı 5 mukaddes şehirlerden biri olan İstanbul ismi ile anılamaz. Şehirlerimizi sodom, gomora ve pompeo yapmak isteyen küresel güçlerin tuzağına düşmeyelim.... Allah inancı olan bu sözleşmeyi kabul etmez... Mecliste derhal feshedilmeli...

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 11 Mayıs 11:27


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?