Bir gazetecinin serencamı - 4

Millet Kütüphanesi’nde yaptığım staj kütüphaneciliğe bakışımı değiştirdi demiştim geçen hafta. Hele hafızı kütüp Ali Emir Efendi’nin Millet Kütüphanesi’ndeki her kitabı okumuş olduğunu ve kütüphaneyi kullanmaya gelene lazım olan bilginin hangi bölümün hangi rafında bulunan kitabın hangi sayfasında olduğunu söyleyecek derecede konusunda uzman olması ise beni oldukça etkilemişti.

İşte bu duygularla başladı üçüncü sınıf maceram. Bu yıl üniversite, okul kütüphanesinde staj yapmamız gerektiğinden geçen seneki duruma düşmemek için ilk önce staj yapacağımız yeri ayarlamıştık arkadaşlarla. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’nün Saraçhane’de bulunan kütüphanesi bizim bu seneki staj mekânımız olmuştu. Kril alfabesi ile yazılmış Türkçe eserleri kataloglamak benim açımdan oldukça ilginç bir deneyim olmuştu. Kril alfabesine göre Türkçe okuyacak derecede konuya vakıf olmuştum. Bu da hoşuma gitmişti işin doğrusu. Staj dönemi Birinci Körfez Savaşı’na denk gelmişti. Kütüphaneye getirdiğimiz ufak bir televizyondan bir yandan savaşla ilgili gelişmeleri takip ediyorken diğer yandan Müslümanların düştüğü içler acısı duruma üzülüyordum. Bu da benim daha fazla çalışmam gerektiği hususundaki düşüncelerimi ve dünyaya bakışımı değiştiriyordu.

Üçüncü sınıfta sadece olaylara bakış açım değişmekle kalmamış medeni durumum da değişmişti. Mart ayında evlenmiştim. Başka bir deyişle bu duruma gençliğimin baharına Mart karının (!) yağdığı zaman da diyebiliriz. Bu hususta başımı yakan ve evlenmeme vesile olan Kezban Kara (Topkara) arkadaşımı da anmadan edemeyeceğim.

Evet, üçüncü sınıf bir dönüm noktasıydı benim için. “Evleniniz! Zira ben (Kıyamet günü diğer ümmetlere karşı) çokluğunuzla iftihar edeceğim.” (Kütüb-i Sitte, 6536 ) Hadisi Şerifi mucibince evlenmiş ve o zaman pek farkında olmasam da oldukça ağır bir sorumluluğun altına girmiştim. Hamdolsun evimiz kira değildi ama rahmetli babam Bağkur’dan aldığı emekli maaşıyla hem beni okutacak hem de evimi geçindirecekti. Okuduğum için çalışamıyordum. Şimdi düşününce tam bir çılgınmışım demeden edemiyorum kendi kendime.

Üçüncü sınıfın sonuna doğru son sınıfa geçmenin heyecanından olsa gerek dördüncü sınıfta yapmam gereken özel kütüphane stajının yerini düşünmeye başlamıştım. Dördüncü sınıf aynı zamanda bizim için hayata atılmanın da başlangıç aşamasıydı. Yani sonunda ışık var mı yok mu diye bilmediğimiz bir tünele girecektik. O zamanlar özel kütüphane pek olmadığından arkadaşlarımın çoğu gazetelerin arşivlerinde staj yapmak istiyorlardı. Bir kısım arkadaşlar Sabah, Cumhuriyet gibi gazetelerle anlaşmışlardı bile. Okuldaki hocalarımızdan bazıları Cumhuriyet’e gidip stajı orada yapmamızı tavsiye ediyorlardı. Birkaç arkadaşla birlikte alternatif düşünmeye başlamıştık. En sonunda Yusuf Özşahin ve Sabri Karatepe ile birlikte Milli Gazeteye giderek stajı burada yapmayı planladık. Tamam, Milli Gazetede staj yapacağız yapmasına da birincisi Milli Gazete bizi kabul edecek miydi ikincisi de okul bu staja olur diyecek miydi? Önce okuldan başladık işe. İdare önce olumsuz yaklaştı olaya. Daha sonra biz ısrar edince önümüze Milli Gazete’nin arşivinde kütüphanecilik mezunu olması gerektiğini ifade ettiler. Eğer arşivde bizim bölüm mezunu bir eleman olursa meseleyi halledecektik. Gazeteye gitmeye karar verdik. Milli Gazete’nin Topkapı Çayhane Sokak No:1 adresindeki merkezine sabah erken saatte geldik. Arşive gitmek istediğimizi söylediğimizde kapıdaki yaşlı amcalar (Aklımda kaldığı kadarıyla Niyazi ve Cuma idi isimleri) arşive bakan Bayram Öz’ün gelmediğini ve beklememiz gerektiğini söylediler.

Milli Gazete’nin Topkapı’daki yerini bilenler vardır okuyucularımdan elbette ama bilmeyenler için biraz anlatayım isterseniz. Gazete binası üç katlı bir yapıydı. Giriş katta kamera servisi, Yeni Devir Gazetesi, ilan servisi, santral, Milsan’ın idarecilerinden bazılarının odası vs. vardı. Birinci kata çıkan merdivenleri bitirdiğinizde sağ tarafta Yazı İşleri Müdürü’nün makamı ve odasının önünde bekleme salonu diyebileceğimiz bir yer vardı. Sola dönüp yazı işleri kısmına girdiğinizde ise sağda birinci sayfanın editörlerinin kaldığı oda, solda dizgi servisi, onları geçince pikaj-montaj servisi, Pikaj-montajı geçince iki kapı karşınıza çıkardı sağdaki kapıdan sayfa sekreterlerinin olduğu odaya geçerdiniz. Soldaki kapıdan geçince ise karanlık oda, teleksler, tashih servisi ve muhabirlerin olduğu oda karşınıza çıkardı.

İkinci katın merdivenlerinden çıktığınızda ise sağda muhasebe servisi hemen sağında lavabolar, sol tarafta arşiv, çay ocağı, genel müdür odası, genel müdürün misafir ağırlama odası ve bekleme salonu vardı. Biraz daha ileri gittiğinizde ise kurumun mescidine ulaşıyordunuz. Biz arşive geldiğimizden bekleme salonunda duran koltuklara oturarak arşiv sorumlusu Bayram Öz’ü beklemeye başladık. Beklediğimiz yer birkaç metrekarelik bir salondu.

Bekleyişimiz oldukça uzun sürmüştü saatler geçmiş fakat Bayram Bey gelmemişti. Derken bir hareketlilik oldu bulunduğumuz yere çıkan merdivenlerde.

Haftaya kaldığımız yerden devam edelim inşallah…

Selam ve dua ile…

Minik bir tebessüm

Deli miyim ben?

Delinin biri, akıl hastanesinin bahçesinde, el arabasını ters çevirmiş, sürükleyip duruyormuş. Bu durum, bir ziyaretçiyi meraklandırmış, doktora sormuş:

– Bu niye böyle yapıyor?

Doktor yanıt vermiş:

– Umutsuz hasta, bıraktık peşini.

Doktorun yanıtıyla ikna olmayan ziyaretçi, bir fırsatını bulup, bir de deliye sormuş:

– El arabasını neden doğru sürmüyorsun?

Deli de ziyaretçinin kulağına eğilerek, usulca fısıldamış:

– Deli miyim ben? Doğru sürersem, içine taş dolduruyorlar.

İlgilisine notlar:

“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur. Geriye kalan yarısı için de Allah’a karşı gelmekten sakınsın.” Hadisi Şerif (Heysemi, Mecme’u’z Zevaid, No: 7310; Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, 2/239)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?