Hepimiz biliriz ki, Kelime-i Şehadet iki bölümden ibârettir. Birincisi Cenab-ı Hakk ın var ve bir olduğunu tasdik etmek, ikincisi, Hazreti Muhammed in (s.a.v) Peygamberliğini tasdik etmek. Demek oluyor ki, Hazreti Peygamber i onaylamadan din olmaz, iman olmaz, hidayet olmaz. O nun adı, Cenab-ı Hakk ın adıyla birlikte geçmektedir.

Peygamberimizi sevmek, bizim dinimizdir, imanımızdır, kurtuluşumuza vesiledir. Gönlümüzde Peygamber sevgisi kök salmıştır. Biz, onu, her şeyden çok severiz; malımızdan, canımızdan, evlâdımızdan, her şeyimizden...

Fuzuli, Su Kasidesi nde, bu sevgiyi çok çarpıcı bir üslup kullanarak ifade eder.

Bizim rahmetlik şairimiz Mehmed Akif, Safahat ında Sudanlı Peygamber aşığı bir Müslümandan bahseder. Bu zâtın anlattığına göre, Sudanlı Müslüman, o zamanın şartlarında memleketinden kalkar, Medine ye doğru yönelir. Aylarca yolculuk yapar, tehlikelerle karşılaşır, güneş neredeyse onun kemiklerini eritecektir. Lâkin, O, Peygamber aşkıyla yanıp yakılmaktadır. Bunun için de bütün bu zorluklara göğüs germektedir.

Akif diyor ki:

"Neticede, Sevgilisine ulaştı. Hz. Peygamber in mübârek kabrinin karşısında durdu. Ellerini açtı. Bir ahh çekti ve hayata vedâ etti."

Sudanlı öldü. Bedenini Bâki Mezarlığı na götürdüler; ama, ruhu, Peygamberimizin gül bahçesinde kaldı. Yeşil kubbe, bir cennet mekânı demektir.

Milyarlarca insan Hz. Muhammed in muhabbetini taşıyor. 2 milyara yakın Müslüman, O na şehadet getirmektedir, O nu anmaktadır ve sonsuza kadar O nun ismi anılacaktır, hem de Allah ın ismiyle beraber anılacaktır.

Yine Fuzuli yi hatırlayalım. Peygamberimiz için diyor ki:

"Sen, gökyüzünü seyrettiğin zaman, gökyüzü parmağını kaldırır, Sana şehadet getirir, Sana iman eder."

Gökyüzünde güneş ne ise, yeryüzünde de Hz. Muhammed odur. Allah, insanları yaratmıştır. Hz. Muhammed in de bir insandan hiçbir farklılığı yoktur. Ne haber veriyor Kur ân da:

"De ki, ben de sizin gibi bir beşerim". Efendimiz (s.a.v) beşerüstü varlık olduğunu hiçbir zaman iddia etmemiştir. Lakin güneş diğer yıldızlardan farklı bir takım fazilet, meziyet taşıyorsa Hz. Muhammed de, diğer insanlardan farklı birtakım faziletere sahiptir, vahiy taşıyor, O da yeryüzünün güneşidir. Allah isteseydi, aynı özelliği bütün insanlara verirdi; ama, âdetullah öyle tecelli etmemiş. Güneşle yeryüzünün münasebeti ne ise, Hz. Muhammed ile bizim gönlümüzün münasebeti odur. Yeryüzü güneşe yöneldiğinde, birtakım varlıklar meydana gelir. Güneşin feyzi, varlıkların canlanmasına sebep olmuştur. Öyle değil midir Hayat, O nunla başlamamış mıdır Bizim gönlümüz de, o hakikat güneşi  olan Hz. Muhammed Aleyhisselam a yönelirse, bizde de bir takım güzellikler meydana gelir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) i iyi tanımak lazım. Kur ân diyor ki:

"O, sizin için güzel bir örnektir".

Örnek alacağınız, uyabileceğiniz tek varlık O, kâmil varlık O, O nun gibi yaşamaya çalışmak mecburiyetindeyiz. O nu kendimize örnek alırsak, kurtuluruz. Bizim kurtuluşumuz, Hz. Muhammed i örnek almakla mümkündür.

O nun getirdiği kitap, insanlığı mutlu edecek bütün esasları ihtiva etmektedir. O nun getirdiği Kitap ta beşerin tekniğine mâni, ilmine engel, saadetini gölgeleyen tek bir satıra rastlayamazsınız. Hep ilerlemeyi emretmiştir. Baştan sona ilim ve irfandan bahsetmiştir.

Hz. Muhammed in sözleri, yine bizleri kurtaracak ilkeleri, esasları taşımaktadır.

O na mensup olduğumuz için, ne kadar iftihar etsek azdır; ama, O Peygamber in kıymetini bilelim, O na lâyık olmaya çalışalım. O nun sünnetini yaşayalım. Çünkü kurtuluşumuz buna bağlı...