Allah’ın İzniyle Bu Oyunlar Bozulacak!
Tarihimizi araştırdıkça, öğrendikçe vatanımı daha çok sevmişimdir. Ülkemi korumak için, bu ülke üzerine oynanmış oyunları, el’an oynanan oyunları çokça araştırdım. Osmanlı devletinin nasıl yıkıldığını didik didik inceledim. 1923’ten sonra ülkemiz üzerine oynanan oyunları da aynı şekilde araştırdım. Bu çalışmalarımızın bir kısmı kitaplaştı (Türkiye Üzerine Oynanan Oyunlar, Kurtlar Sofrasında Türkiye, Güneydoğu Üzerine Oynanan Oyunlar). Bizim 25-30 sene önce yazdıklarımız, yakın zamanlarda gözle görülür, elle tutulur hale geldi. Ülkemiz üzerine oyun oynayanların niyeti belli: Bölüp parçalamak. BOP ile birçok ülkeye yaptıkları gibi. TURİNG Başkanı merhum Çelik Gülersoy, ülkemiz için Yugoslavya modelinin uygulanmak istendiğini, yani ülkemizin yedi parçaya bölünmek istendiğini söyleyerek dikkatli olunmasını istemişti.
Ülkemizin düşmanları, (kim olduklarını herkes biliyor), planlar yapabilir. Onlar daha önce de SykesPicot, Sevr, Mondros, Lozan vs. planları yapmış ve bunlardan bir kısmını uygulamışlardı. Ancak onların bu defa kesin hezimete uğrayacaklarına yürekten inanmaktayım. Bu konuda ümitvârım ve ümidi kıracak her söze, her harekete de karşıyım.
En başta Rabbime güvenmekteyim. Evet, gırtlağımıza kadar günaha batmışız. Hatamız, kusurumuz çok. Allah-u Azimüşşân’ın huzuruna çıkmaya yüzümüz yok. Ancak, ecdadımızın yaptıkları inşallah bizlerin de beratına ve kurtuluşumuza vesile olacaktır. Yalnızca Birinci Dünya Savaşında 1,5 milyon şehit verdik. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde bu vatanda yaşayan kahramanlardan milyonlarcası şehit düştü, milyonlarcası gazi oldu. Yakın zamanlarda binlerce askerimiz ve polisimiz şehit oldu. O şerefli ve mübarek insanların duası yüzü suyu hürmetine, inşallah, Mâlikü’l Mülk olan Rabbimiz bu topraklarda İslâm düşmanlarının planlarını bozacaktır. “Ve mekerû ve mekerallah. Vallahuhayru’lmâkirîn” sırrı tahakkuk edecektir.
Öte yandan, yakın geçmişte hayli sıkıntılar yaşamış olsa da ordumuz, bütün düşmanlarımızı titretecek kadar güçlüdür ve dinamiktir. Emniyet kuvvetlerimiz bu ülkeye karşı muhtemel saldırıları bertaraf edecek yapıdadır. Devletin diğer birimleri ve vatanperver görevlileri millî müdafaaya hazırdır. Yani ümitsizliğe zerre kadar mahal yoktur. Üst akılmış, falanmış, filanmış, bunların hepsi boştur. Onlar psikolojik savaş taktikleri ile kendilerini güçlü ve karşı konulmaz göstermektedir. Ancak iş ciddiyete bindiğinde, bellerinin ortasına yiyecekleri tek bir darbe ile hepsi perişan olup gidecektir.
Onlar, hedeflerine büyük ölçüde ulaşmış gözükmektedir. Kardeşi kardeşe düşman ettiler, ırkçılık fikrini aşıladılar, bir ümmeti yetmiş üç parçaya değil, yetmiş üç bin fırkaya böldüler. Müslümanların inanç kaynaklarını yıkmaya çalıştılar. Ancak onların unuttukları bir husus var. Müslümanların can damarı, hayat pınarı Kur’ân ve hadistir. Tıpkı Huneyn Muharebesi’nde olduğu gibi, gür bir sesle yapılacak tek çağrı, bütün oyunları bozmaya yeter. O savaşta darmadağın olmuş orduya seslenen Peygamber Efendimiz (asm), daha sonra sesi gür olan Hz. Abbas’a mücahitlere seslenmesini emretmişti. Bunun üzerine Hz. Abbas yüksek sesle; “Ey Akabe’de biat eden Ensar, gelin! Ey Rıdvan ağacı altında bey’at edip söz veren Muhacirler, dönün! Muhammed buradadır! Nereye gidiyorsunuz?” diye bağırdı. Bu çağrıyı duyanlar, “Lebbeyk” diyerek koşup Rasûlullahın çevresinde toplanmaya başladılar. Günü geldiğinde o hâdisenin benzeri tekrarlanır, inşallah. Bu ümmetin bütün unsurları, Kur’ân’ın ve Sünnet-i Seniyyenin çağrısına kulak vererek, kardeş olduklarını hatırlar, eteklerindeki taşları dökerek, kendilerine bu oyunları oynayan ve müşterek evleri olan vatana göz diken düşmanlara yönelirler. İşte o vakit “fırın kızışır” ve milyonlarca Müslüman’ı katledenler, “eyne’lmefer!” demeye başlarlar. Ümitsiz olmayın! Ümitsiz olmayın!