Haftalık KUR’AN VE İLİM çalışmalarımız devam ediyor, 1195. haftaya ulaştık…

Rum Suresi haftalık çalışmamıza iki haftadan beri başladık, elhamdülillah…

İstifade edilmesi dileklerimizle işte bu çalışmamızdan notlar sunuyorum…

Seminer çalışmalarımız aynı zamanda çare ve çözüm içeriklidir… Bunlar halkımızın ve yöneticilerin istifadesine sunulmaktadır… Bu çözümler her geçen gün daha da değer kazanmaktadır… Çünkü hayatın her alanındaki sorunlar artmaktadır… Dolayısıyla çare ve çözümler de aranmaktadır… Çözüm üretmek bizden, başarı Allah’tan… Keşke Kur’an okusalar, anlasalar, “Kur’an Nizamı” kursalar ve yaşasalar…

İlgili ayetin meali/tercümesi ile başlayalım: “Allah’ın vaat etmesi. Allah vaadinden caymaz ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler. Onlar; onlar ahiretten gaflette olanlar halinde en yakın hayattan görüneni bilirler.” (Rûm Sûresi 6)

Ayet “Va’dellahi” şeklinde başlıyor, “Allah’ın vaat etmesi” demektir. Burada sadece bir mastar vardır. Cümle yoktur. Kur’an’da böyle bir üslup vardır. Pek çok yerde cümleyi yarım bırakır. Genellikle cümlede sadece mastarı söyler, fiili söylemez. Mastardan fiil anlaşılır. Buna amili takdir edilen mef’ûlü mutlak denir. Fiili takdir edersek “Veadehümüllahuva’dehu / Allah onlara vaat etmesiyle vaat etti” şeklinde manalandırırız. Surenin öncesindeki beş ayetten sonra başında “Ve” yani “vav” harfi olmadan bu fiili hazf olmuş cümle gelmiştir. Rumların yenilip sonra yenmeleri ve bu yenme ile müminlerin ferahlayacağı söylenmiş, sonra “Allah’ın vaadi” denmiştir. Allah’ın vaadi müminleredir. Onların ferahlayacağını vaat etmiştir.

“Lâ yühlifu(A)llahuva’deh / Allah vaadinden caymaz” demektir. Allah müminlere ferahlanmalarını vaat etmiştir ve bu vaadinden caymayacaktır. Ancak bu ifade sadece önceki ayetteki durum için değildir. Bu ifade geneldir. Allah hiçbir vaadinden caymaz demektir.

“Velâkin eksera’n-nasi lâ ya’lemûn / Velâkin insanların çoğunluğu bilmezler” demektir. Neyi bilmezler? Öncesindeki “Allah vaadinden caymaz” cümlesine atfedildiği için Allah’ın vaadinden caymadığını bilmemektedirler.

“Eksera’n-nâsi / insanların çoğunluğu” terimi Kur’an’da çok sayıda geçmektedir.

“İnsanların çoğunluğu şükretmezler.” (Bakara 243, Yusuf 38) “Yalnızca onun (saatin) ilmi Allah’ın indindedir. Ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Araf 187) “Ancak insanların çoğunluğu iman etmezler.” (Hud 17) “Allah işi üzerinde galiptir. Ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Yusuf 21) “Yalnızca Allah’ın dunundan sizin ve atalarınızın isimlendirdiği isimlere ibadet ediyorsunuz. Allah onlara hiçbir güç indirmedi. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Yalnızca O’na ibadet edin diye emretti. Bu kayyım dindir. Ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Yusuf 40) “İnsanların çoğunluğu hırslansan bile müminler değillerdir.” (Yusuf 103) “Elif Lâm Râ. Onlar kitabın ayetleridir ve Rabbinden sana indirilen haktır ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Ra’d 1)

“Allah’a yeminlerinin cehdiyle kasem ederler Allah öleni baas etmeyecektir diye. Tersine, O’nun üzerinde gerçek vaattir ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Nahl 38) “İnsanlar için bu Kur’an’da her örnekten anlattık da insanların çoğunluğu küfretme hariç kaçındılar.” (İsra 89) “Seni yalnızca insanlar için topyekûn müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Sebe 28) “‘Kesinlikle rabbim rızkı istediğine bollaştırır ve ölçülü verir’ de ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Sebe 36)

“Gökler ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür ve ancak insanların çoğunluğu bilmezler.” (Mümin 57) “Kesinlikle saat gelendir, onda hiçbir rayb yoktur ve ancak insanların çoğunluğu güvenmezler.” (Mümin 59) “Kesinlikle Allah insanlar üzerinde fazl sahibidir ve ancak insanların çoğunluğu şükretmezler.” (Mümin 61)

“Allah size hayat verir sonra sizi öldürür sonra sizi onda hiçbir rayb olmayan kıyamet yevmine toplar” de, velâkin insanların çoğunluğu bilmezler.” (Casiye 26)

(‘Devamı var’ diyelim ve ilave edelim: Keşke Kur’an okusalar -ya da anlayarak okusalar- da o şekilde olmayacağını görseler ve “Kur’an Nizamı” kurarak yaşasalar…)