Müminler adım adım müspet ilimlerin metotlarını öğrenmişlerdir. Tümevarım usulünü önce Fıkıhçılar kullandılar. Usulcüler tümevarımın ilmini yaptılar, Dilciler de uyguladılar.

Kur’an anlaşılmak için bir de fen ilimlerine muhtaçtır. Fen ilimlerini bilmeden İslâm’ın emirlerini yerine getirmek mümkün değildi, çünkü bu ilimler olmadan içtihat yapılamıyordu. Bundan dolaydır ki Sümerlerde başlayan müspet ilimler Bağdat’ta gelişiyordu. Yunanlıların tümdengelimine karşı deneyli tümevarıma gidiliyordu.

Gelişmiş müspet ilimlerin Kur’an’ı Anlama Usulüne etkilerini ele alıp inceleyelim.

1-Mirasın taksimi ve bazı arazileri bölme hesaplarının yapılabilmesi için matematik ele alınmış ve dört yenilik yapmışlardır. a) Önce onluk sayı sistemini geliştirdiler. Sıfırı kullandılar. Bugün Avrupa’da kullanılan rakamlara Arap rakamları denmektedir. b) Birimleri standartlaştırdılar. İlk standartlaşma Halife Hazreti Ömer zamanında dinar ve dirhem üzerinde olmuştur. Zira’ ve ağırlık ölçüleri Fıkıhçılar tarafından tarif edilmeye başlanmıştır. Zekât ve fitre bunlarla ödeniyordu. Avrupa bunları onluk sistem içinde tanımladı. c) Sonra hesap ilimleri geliştirildi. Toplama, çıkarma, çarpma, bölme, üs alma, kök alma işlemleri yapıldı. Algoritma oluşturuldu. d) En önemlisi cebir ilmini buldular. Harfli işlemleri icat ettiler. Matematiği buraya kadar yükselttiler. Analizi, serileri, ihtimaliyeti ve matrisleri bulamadılar. Matematiğin dört ilmini Avrupalılar keşfetti.

2- Kıble ve namaz, oruç ve hac vakitlerinin tespiti için astronomi ilmine ihtiyaç hâsıl oldu ve bu sebeple trigonometriyi, müsellesatı geliştirdiler. Küresel geometriyi buldular. Koordinatları keşfettiler. Bugün kartezyen koordinatlar dedikleri koordinatlardır. Bu ilim bugün liselerde okutulamayacak zor bir ilimdir ama Kur’an âlimleri bunu başardılar. Bunun etkisi bugünkü uygarlıktır. Batı bunların geliştirdiği astronomi ve coğrafyayı kullanarak Amerika’yı keşfetti. Bu keşif onları müspet ilme inandırdı. Böylece bugünkü Avrupa uygarlığı oluştu. Bu ilimler sayesinde astronomide yapılan keşiflerle kâinatın yaratıldığı keşfedildi ve böylece kendiliğinden oluş teorisi sona erdi. Allah’ın varlığı ve tekliği müspet ilmin verileri ile ispat edildi. Kâfirler iman etmediler ama müminler tahkiki imana yüceldiler.

3- Kur’an insanlara sağlıkları için temizliği emretti. Kur’an daha ilk nazil olan ayetlerde ‘elbiseni temizle’ dedi. Ondan sonra da yiyecekleri helal ve haram diye ayırdı. Hangi maddelerin helal, hangi maddelerin haram olduğunu araştırma zorunluluğu doğdu. Kimya ilimleri öğrenildi. Saat gibi namaz vakitlerini belirleme araçlarının keşfi için fizik öğrenildi, kimya öğrenildi. Müminler bu ilimleri tümevarım yoluyla buldular, rasat ederek ve taharri ederek buldular. Kur’an ehli müspet ilimleri Kur’an’ı anlamak amacıyla kullandı. Teknolojideki uygulama ise Batılılarca başarıldı. Ancak Batı’ya da bunları öğreten yine Kur’an olmuştur. Çünkü Batı bütün bunları Doğu’dan yani Müslümanlardan öğrendi ve ondan sonra geliştirdi.

4- Asıl ilmî araştırmanın başında gelen ilim nebatat ve hayvanat ilimleridir, biyoloji ilmidir. Kur’an domuz eti haramdır demiş, ondan sonra diğerlerinin haramlarını saymamıştır. Sünnet ile bunların bir kısmı tespit edilmişse de, fethedilen ülkelerde yeni canlılar bulunmuş, yeni içkilerle karşı karşıya kalınmıştır. Helal-haram emri, temiz-pis emri biyoloji ilminin araştırılmasını zaruri kılmış, ciltlerce kitaplar yazılmış, böylece Kur’an insanlara fen ilimlerinde de hamle yaptırmış, onların kurucusu yapmıştır.

Batılılar ne yaptılar? a) Tümevarım metodunu Müslümanlardan öğrendiler. b) Müslümanların başlattıkları müspet ilmi geliştirmeye devam ettiler. c) Müspet ilimleri tekniğe uyguladılar ve büyük başarılar elde ettiler. d) Teknolojiden yararlanarak müspet ilimlerde yeni âletler keşfettiler. Bu âletlerle müspet ilme büyük hamle yaptırdılar. Batılılar bütün bunları Kur’an’ın öğrettiği usullerle yaptılar. Kur’an bu ilimlerle daha iyi anlaşılır hâle gelmiştir.