Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Kur’an; hakkı batıldan ayırır ve fert ve toplumları karanlıktan aydınlığa çıkarır. Kur’an; hitap ettiği fert ve toplumların yabancısı değildir. Ve onları; fıtrata uymayan her türlü tercihin, bozulma ve hakikatten uzaklaşma olacağı, yozlaşarak değişim sürecine giren toplumların da tıpkı insanlar gibi hesaba çekileceği ve sorgulanacağı konusunda uyarır. Fıtrattan uzaklaşan birçok toplumun helak edildiği, Kur’an’ın bize verdiği bilgiler arasındadır. Buna göre Ad Kavmi, oldukça güçlü ve gücünün fazlasıyla farkında bir toplum olmasıdır. Semud Kavmi de, ileri bir refah düzeyine sahipti. Ancak bu toplumları yaşadıkları şaşalı hayat, onları kibre kaptırmış, adaletten uzaklaştırmış ve ifsatçı, müsrif, haddini aşan, çılgın bir toplum haline getirmiştir. Bir toplumda bir kesim lüks içinde yaşarken, diğer bir kesimin sefalet içinde olması, toplumsal dengesizlikler meydana getirir. Ad ve Semud ve benzeri kavimler, böyle oldukları için helak olmuşlardır. Allah; tarihte, başkalarıyla ilişkilerinde adaletin, iyiliğin, ihsanın ve doğruluğun asgari şartlarını bile yerine getirmeyen toplumları, ne kadar ileri olurlarsa olsunlar hep yok etmiştir. Adalet ve iyilik bakımından güzel ahlâk sahibi olan toplumları da Allah, daima korumuştur. Tarihte bunun dışında başka bir gerçek yoktur. Tarih, şuurdur. Bu şuuru veren tek kaynak ise Kur’an’dır. Irkçı, müşrik ve inkârcı Batı’nın insanlığa sunduğu ve dayattığı tarih tezi ise baştan sona yalan ve aldatmacadan ibaret uydurulmuş şeylerdir. İnsanlık tarihi, Hz. Âdem’den kıyamete bir hak-batıl mücadelesi tarihidir. Tarihi, Kur’an ile okuyanlar, hakikati okurlar. Enam 11: “De ki; yeryüzünde gezip dolaşın, sonra hakkı ve hakikati yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün.” Bir zamanlar, Mısır’dan İstanbul’a, Sultanahmet Meydanı’nda dikili taşı götürebilecek kadar güçlü bir devlet varmış. On binlerce kölenin kanına mal olmuş o taşın oraya getirilmesi. Roma… Yüzbinlerce kölenin kanını akıtarak zulüm üzerine bir devlet kurmuşlar ve neticede de yok olup gitmişler. Tarih; İbrahim ile Nemrut’u, Musa ile Firavun’u aynı anmıyor. Bizim de rahmetle yâd edilmemiz için, Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar ile mücadele etmemiz ve Rabbimizin huzuruna ak alınla pak yüzle çıkmanın gayreti içinde olmamız gerekir.
ALLAH’IN MURADI
Toplumsal değişimlerde Allah’ın rızası, değişimin İslam ile gerçekleşmesidir. Dünya imtihanında toplumsal değişimler hem ıslah hem de ifsat yönünde olur. Bunun sebebi, mükâfatlandırma ve cezalandırmanın bu tercihlere göre takdir edilmesindendir. Allah, ifsatçı azgın bir topluma gazap edip yıkarken, onların yerine kesinlikle rızasını gözeten ıslahçı bir topluluğu getirir. Bu değişim nöbetleşe olarak böylece devam edip gider. Bunun sebebini Kur’an şöyle açıklar. Âl-i İmran 140: “Eğer siz Uhud’da bir acıya uğradınızsa, o kavim de Bedir’de benzer bir acıya uğramıştır. Biz bu iyi ve kötü günleri insanlar arasında sürekli çevirir, değiştirir dururuz. Ta ki Allah, iman edenleri inkârcılardan ayırmış ve aranızdan şahitler edinmiş olsun. Allah zalimleri sevmez.” Kuvvet ve egemenlik, bazen inananların elinde olur, kimi zaman da zalimlerin eline geçer. Zaman denen şey her yeniyi eskitir, doğal olarak eskiyen şeyin yerine yenisi gelir. Bu değişim olmasaydı, toplumlar kötünün çürümüşlüğünden kurtulamaz ve iyinin kıymetini bilemezdi. Her değişim; fert ve toplumları yeni bir ufka ve aydınlığa taşır. Bu değişimin etkenleri ise; ilahi irade, vahiy ve peygamberler, ilim, adalet, helal lokma, siyaset, sevgi ve şefkattir. Bu değişimin kazanımları ise; tevhit inancı, Kur’an ahlakı, adil düzen ve yeni bir saadet dünyasıdır. Milli Görüş; bu idealleri sahiplenen ve geçekleşmesi için mücadele eden bir harekettir. Saadet Partisi ise Milli Görüş’ün benimsediği ve mücadelesini verdiği ideallerin eylem gücüdür.
KUR’AN
Kur’an; Hz. İsa’dan 610 yıl sonra, Peygamberimiz Hz. Muhammed ile başlayan batılı hak ile değiştirme hareketinin kılavuz kitabıdır. Kur’an; 23 yıl süren hakkı üstün tutan bir devrim hareketinin yol gösterici ayetlerinden oluşur. Ayetler inmeye başlayınca Allah Resulü harekete geçmiş, içinde yaşadığı toplumu bu ayetlerle değiştirmek için yoğun bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmalar, 13 yıllık Mekke döneminden sonra Medine’de karşılık bulmuştur. Hicret; olumlu değişimin dönüm noktasıdır. Medine’de 10 yıl içinde insanlık için örnek bir toplum meydana gelmiştir. Kur’an, Peygamberimiz döneminde ve O’ndan sonra her coğrafyada, her tarih diliminde yaşayanlar için en büyük mucizedir. Kur’an; bütün insanlara, her topluma ve her bireye çıkış yolları göstermesi yönüyle mucizedir. Kur’an; tarihin akışını değiştirmiş, en köklü değişiklikleri gerçekleştirmiş, en sağlam nizamı oluşturmuş benzersiz bir kitaptır. Güçlenerek kalkınmak, izzet ve şeref bulmak isteyenlere Allah’ın uzattığı sağlam bir iptir. Tarihin şahit olduğu en büyük olay, Kur’an’ın gerçekleştirdiği devrimdir. Kur’an, kişileri kısa zamanda, tepeden tırnağa medenileştirdiği gibi, toplumları da nuruyla ihya etmiş, diğer toplumlara önder ve örnek yapmıştır. Kur’an; toplumu da, cehalet ve zulüm düzenini de kökten değiştirmiştir. Kur’an çağ kapatıp çağ açmıştır. Kur’an’ın açtığı yeniçağ Asr-ı Saadet, inkılâpçı insan ise Müslüman’dır.
BUGÜN
Bugün Müslümanlar ve insanlık modern cahiliye çağını yaşıyor. Kur’an, aynı Kur’an olduğuna göre, neden insanlar modern cahiliyenin karanlığından kurtulup İslam’ın aydınlığına çıkamıyorlar? Çünkü Kur’an okuyanlar, değişmiş, Kur’an’a bakışlar ve yaklaşımlar değişmiştir. Günümüz insanı okuduğu Kur’an’dan kopmuştur. Kur’an’ın rehberliğine, yol göstericiliğine, sunduğu hidayete itibar edilmiyor. Günümüz insanı ne zaman Kur’an’ın hidayetine, rehberliğine, yol göstericiliğine itibar ederse, Kur’an onu karanlıktan aydınlığa çıkaracaktır. Sıkıntı Kur’an’da değil, insandadır. Selam hidayete tabi olanlara…