Türk insanı, politika konuşmaktan, futbolla oyalanmaktan asıl meselelerini düşünemez oldu.

Dayatmalar ve ideolojiler yüzünden düşünemiyoruz,

Tartışamıyoruz,

Araştıramıyoruz,

Konuşamıyoruz,

Üretemiyoruz

Ve

Kendi kendimizi sorgulayamıyoruz.

Ufkumuz, adeta kilitlendi.

Geçmişle bugünü değerlendiremediğimizden, günlük olaylarla oyalanıyoruz.

Geçmişteki yasaklamalar,

Baskılar ve dayatmalar yüzünden,

İnsanlar birbirlerine yabancılaşmış ve tahammülsüz hale getirilmiş...

Eğitimdeki yaz-bozmalar,

İdealsizlikler,

Amaçsızlıklar

Ve

Hedefsizlikler yüzünden insanımız kendine gerçek bir “kimlik bulamaz” oldu…

***

Aile yapımız,

Namus anlayışımız,

Çocuk eğitimimiz,

Komşuluk ilişkilerimiz,

Yardımlaşmamız,

Dayanışmalarımız,

Birlik ve beraberliklerimiz,

En önemlisi “yöresel kimliğimiz” giderek kayboluyor...

Yeni anlayışa,

Yeni dirilişe,

“Yeni kültürel kimliğe” acilen ihtiyacımız var.

Bu eskiyi inkâr ederek değil,

Sorgulayarak,

Değerlendirerek ve bugünle mukayese ederek yapılmalı.

Geçmişteki ara rejimler ve darbeler yüzünden ”kültürel değerlerimiz” büyük tahribatlar almış.

Kültürel kimliğimiz zedelenmiş,

Demokrasi anlayışımız, yandaş demokrasiye dönüşmüş,

İnanç ve fikir özgürlüğümüz beyinlere mahkûm edilmiş,

Ve

İnsan hakları ayaklar altına alınmış.

Tarihimizi,

Kültürümüzü,

Dilimizi,

Dinimizi ve yöresel değerlerimizi ortaya koyamadığımız müddetçe, başkalarının oyuncağı olmaya mahkûmüz.

Bu mahkûmiyetten kurtulabilmek

ve

“Kültürel kimliğimize” yeniden kavuşabilmek için, düşünen

Araştıran,

Sorgulayan

Ve

“Konuşan bir nesil yetiştirmek” gerekiyor.

***

İnsan, kendi kendini nasıl sorgulamalı

Maneviyat ehli Mısırlı Zünnün’a sorarlar.

İnsanın karakterini, fiziksel davranışlarına bakarak değerlendirmek mümkün mü

Diğer bir ifadeyle insanlar nefis muhasebelerini nasıl sorgulayabilirler

Allah dostu Zünnun, bu soruya 4 madde halinde cevap verir.

1 - Rahatınıza fazla düşkün müsünüz

2 - Elinizde bulunan azdan verebiliyor musunuz

Yoksa çoğalsın da ondan sonra vereyim mi diyorsunuz

3 - Sahip olduğunuz şöhret ve mevkii kaybetme korkusu yaşıyor musunuz

4 - Çevrenin sizi beğenip takdir etmesinden hoşlanıyor musunuz

Şimdi bu maddelere iki şekilde cevap vermek mümkündür.

Birincisi:

Bu anlamlı soruları bize direkt olarak sorulursa, gururumuzun ve nefsimizin arzusu doğrultusunda cevaplarız.

Doğru cevap verdiğimiz gibi, yanlış cevap da verebiliriz.

İstediğimiz şekilde kendimizi takdim edip karşımızdakini kandırabiliriz.

İkincisi:

Kendi kendimize sorup, cevabını da kendimiz verebiliriz.

Birinci soruda, başkalarını aldatma ve kandırma vardır.

Ancak, kendi kendimize vereceğimiz cevapta hiç kimseyi kandıramayız.

Hatta kendimizi bile kandıramayız.