Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Rabbimizin lütfuyla rahmetli Erbakan Hocamız ile uzun yıllar birlikte çalışma imkânı bulduk.

Rahmetli Erbakan Hocamız ile hayatımızda çok şey değişti!

Rahmetli Erbakan Hocamız ile tanışıncaya kadar hep bir antitezin peşinde koşmuştuk.

İlk gençlik yıllarımız “komünizmle mücadele” dernekleri gibi derneklerin düzenlediği toplantılarda geçmişti.

Onunla tanışınca artık antitezin değil, tezin savunucusu haline geldik.

Karşı olduğumuz bir düşünce tarzıyla mücadele ile ömrümüzü tüketme yerine kendi tezimizi savunmaya başladık.

Artık Millî Görüş’ü öğreniyorduk.

Rahmetli Erbakan Hocamızdan duyduğumuz ve kulağımıza küpe olan güzel sözler var.

Mesela “son nefese kadar çalışma” ilkesini ondan öğrendik!

Son nefese kadar çalışma ilkesini lafta bırakmıyor, kendi yaşamı ile de bunun güzel bir örneğini oluşturuyordu.

Kendisi de son nefese kadar çalışmanın canlı örneği oldu!

Yani bizlere tavsiye ettiklerini kendi hayatında bizzat yaşıyordu.

Kulağımıza küpe ettiğimiz bir başka tavsiyesi ise tek başımıza kalsak bile doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmememizdi!

Evet, hem son nefese kadar çalışacaktık.

Hem de doğru bildiklerimizi söylemeye devam edecektik.

Rahmetli Erbakan Hocamız hep ilkeli bir siyaset izledi!

Herkesle konuşur, her parti ile birlikte hareket eder ama asla ilkelerinden taviz vermezdi!

Yani nabza göre şerbet verenlerden değildi!

İlla iktidar olacağız diye bir saplantısı da yoktu!

O, hep ilkelerimizi iktidara taşıma gayreti içindeydi.

Kurmuş olduğu koalisyonlarla bunun en güzel örneklerini verdi.

Her zaman kucaklayıcı bir siyasetin öncülüğünü yaptı!

Kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı siyasete ise hiç prim vermedi.

Bu yönüyle de bugün hepimize ışık tutmuş oldu!