İnşaallah yarın akşam Mîraç gecesini ihya edeceğiz. Bu gece Allah’ın rahmetinin sağanak misali yeryüzüne indiği mübarek bir zaman dilimidir. Çok önemli olayların yaşandığı bir gecedir. Allah’ın kudret ve azametinin sonsuzluğunu ortaya koyan müstesna bir olaydır: “Hiç şüphe yok ki, Allah’ın gücü her şeye yeter.” (Al-i İmrân, 29)

Mîraç iki kademede gerçekleşti: Birincisi, dünyada gerçekleşen bölümü. Buna “gece yolculuğu” anlamında “İsrâ” diyoruz. Allah Rasülü (s.a.v) gecenin bir vaktinde Mekke’deki Mescîd-i Haram’dan (Kâbe) alınarak Kudüs’teki Mescîd-i Aksâ’ya götürüldü. Bu yolculuk, şimşek hızıyla hareket eden bir binek olan “Burak”la gerçekleşti. Allah Rasülü (s.a.v) o gece pek çok sırlara, Rabbimizin kudret ve azametine şahit oldu.

Allah Rasülü’nün (s.a.v) bu yolculuğunun 2. bölümüne de “Mîraç” adı veriliyor. Kudüs’teki Mescîd-i Aksâ’dan başlayarak gökler âlemine ve Allah katına yükseldi. Sidre denilen yere kadar Cebrail (a.s) eşlik etti Allah Rasülü’ne (s.a.v). Mahiyetini bilmediğimiz Refref adlı binekle devam etti yolculuk. Efendimiz (s.a.v) Rabbimizle konuşup görüştü. “Allah’a şirk koşmadan ölenin cennete gireceği müjdesi, beş vakit namaz ve Amene’r-Rasülü (Bakara, 285-286. ayetler) aşr-ı şerîfi” Rabbimizin (c.c.) Efendimiz (s.a.v) aracılığıyla gönderdiği Mîraç armağanlarıdır.

Kuru akılla Mîracı anlayabilmek mümkün değildir. Çünkü, Mîraç bir mucizedir. Rabbimizin sonsuz kudret ve azametini ortaya koymaktadır. Mîraç ancak imanla anlaşılır.

Hz. Aişe (r.a) validemiz “Allah Rasülü (s.a.v) Mîraç’tan döndüğünde henüz yatağı soğumamıştı” der. Bu Rabbimizin (c.c) kudretidir: “Bir şeyi yaratmak istediği zaman O’nun yaptığı “Ol” demekten ibarettir. Hemen oluverir.” (Yâsîn, 82)

İsra Ve Miraç Şehri

Kudüs; Mekke ve Medine’den sonra önemli bir İslâm merkezidir. İslâmî kaynaklarda Beytü’l Makdîs olarak geçer. Müslümanların ilk kıblesidir. Namaz farzı emredildikten sonra, Müslümanlar 16 ay bu istikamete dönerek namaz kılmışlardır. Tâ ki, “Yüzünü Mescîd-i Haram’a (Kâbe) doğru çevir” (Bakara, 150) emri gelinceye kadar.

Önemli bir ibadet merkezi olan Mescîd-i Aksâ Kudüs’tedir. Bu mekânın önemi anlatılırken “Etrafını mübarek kıldık” (İsrâ, 1) buyrulur. Rabbimiz bu ayette Mescîd-i Haram ve Mescîd-i Aksâ’yı (İsra,1) birbirine bağlamıştır.

Kudüs, kutsal şehirlerin 3.südür. Tarihte peygamberlerin uğrak yeridir. Bereket yurdudur. Cihat mekânıdır. Allah Rasülü (s.a.v) şöyle buyurur: “Sırf ibadet maksadıyla ancak şu üç mescide sefer yapılır. Bunlar; Mescîd-i Haram, Mescîd-i Aksâ ve şu benim mescidim (Mescîd-i Nebî)dir.” (Buharî, Müslim)

Kudüs, ilk defa Hz. Ömer (r.a) döneminde fethedilmiştir. (m. 637) Halife, Amr bin As (r.a) komutasında bir orduyu Kudüs’ün fethi için görevlendirdi. İslâm ordusu Kudüs’ü teslim olma noktasına getirdi. Fakat, şehrin ileri gelenleri, “Biz şehri ancak Halifeniz’e teslim ederiz” dediler. Durum Hz. Ömer’e (r.a) bildirildi. Yanlarında bir deve olduğu halde hizmetçisiyle yola çıktılar. Deveye nöbetleşe biniyorlardı. Şehir yakınında binme sırası yardımcısına gelmişti. Yardımcısı, halife yürürken deve sırtında şehre girmeyi uygun görmedi. Sırasını

Halife’ye vermek istedi. Fakat, Hz. Ömer (r.a) bunu kabul etmedi: “Allah bizi İslâm ile şereflendirdi. Başka bir şeref istemem.” Ve Kudüs’ün anahtarlarını kendi eliyle teslim aldı.

Miraç gecesinde kudüs’ü unutma!

Büyük İslâm komutanı Selâhaddin-i Eyyûbî döneminde Kudüs Hıristiyanların elinde bulunuyordu. Bu durum hükümdarı çok üzüyor, gözüne uyku girmiyordu.

Üzüntüsü dışa öylesine yansımıştı ki, Cuma namazını kıldığı caminin hocası teselli için vaaz ve hutbesini “Tebessüm” üzerine kurmuştu. Özetle, “Tebessüm Peygamberimizin (s.a.v) sünnetidir, O’nun üzerinden gülümseme eksik olmazdı. Güler yüz sadakadır” şeklinde bir anlatım yaptı.

Selahaddin-i Eyyûbî kendisine vaaz edildiğini anladı ve namaz sonrası cami hocasıyla görüştü: “Hocam, ilk kıblemiz Kudüs, Efendimiz’in (s.a.v) Miraca yükseldiği Mescîd-i Aksa  özgür değilken ben nasıl gülebilirim ”

İşte bu hassasiyeti gösteren Selahattin Eyyûbî’ye Cenab-ı Hak, hem de tam bir Mîraç gecesinde Kudüs’ü fethetmeyi nasip etti. (m. 1187)

Öyleyse, Mîraç gecesinde Kudüs ve Mescîd-i Aksâ’yı unutmayalım, bu konuda bir görevimiz bulunduğunu hatırlayalım.

Kudüs bugün de tehdit altında, Mescîd-i Aksâ yine özgür değil. Siyonistler gözümüzün bebeği Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma hazırlığında. ABD desteğinde ve belirli plân ve yöntemlerle Kudüs’ü Yahudileştirmeye çalışıyorlar. Turistik yollar oluşturmak bahanesiyle Mescîd-i Aksâ’nın altında tüneller kazıp yıkılışa terk etmek istiyorlar. Filistinli yetkililer, Siyonistlerin Mescîd-i Aksâ’nın altına 2020’ye yetiştirilmek üzere binlerce ziyaretçiyi alabilecek alanlar inşa etmeye başladıklarını anlatıyorlar.

Müslümanlar, Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşması için, bir an önce D-8’leri harekete geçirip bütün kurumlarıyla İslâm Birliği’ni oluşmak zorundalar. Çünkü, Kudüs ve Mescîd-i Aksâ olmadan Mîraç olmaz. Mîraç gecesi; Kudüs ve Mescîd-i Aksâ duyarlılığı kazandırabilirse hakkıyla ihya edilmiş olur. Bu kutsal mekânlar Ömerlerini, Selâhaddinlerini bekliyor.