Her Ne Olduysa Azar Azar Oldu 3
Notre-Dame de Sion Derneği
Almanya da Takva hareketi (Pietism) nin kurucusu Philipp
Jakob Spener (1635-1793), Marten Luther in öğretilerini kullanarak, Yahudilerin
Filistin e dönebilmeleri için Hıristiyanlığa geçmeleri gerektiğini savunuyordu
Eski Ahit te `Arz-ı Mev ud ismiyle anılan kutsal topraklara doğrudan gidip
yerleşemeyen Yahudiler, Filistin e girebilmek için Hristiyanlığa geçmeli
fikri, Yahudiler arasında empoze edilmeye ve benimsetilmeye başlamıştı. Bu
amaçla da Dame de Zion adlı Katolik kadın derneği kurdular. Bu derneğin
Avrupa da ve Osmanlı Devletinin farklı bölgelerinde manastır, yetimhanede ve
çeşitli eğitim kurumları vardı. Bu dernek de yine bu ard niyetini dernek
faaliyetleriyle ört bas ederek Kudüs te faaliyet gösteriyordu. 1860 yılında
Kudüs te kendi tasarrufu altındaki arazilere bitişik bir arsa satın almak için
başvurdu. Dernek olduğu için de başvuru neredeyse olumlu sonuçlanacaktı. Neyse
ki arazi Özbek Dergâhı na ait çıktı da satın alamadılar. Şeyh bu satışı
engelledi.
Gurabahaneler
Batı boş durmuyordu. Ecnebilerin Kudüs te iskânı yasak
olsa da bu yasaklar Batılılar ın kurduğu dernekler ve vakıflar vasıtasıyla
deliniyordu. Bazı konsolosluklar, ecnebileri Filistin e yerleştirme işini
görünüşte yasal olan yollarla yapmaya devam ettiler. Ve buna da kılıflarını
hazırlamışlardı. Mesela ziyaret veya hac adı altında Filistin e gelen yabancı
Musevi ve Hristiyanlar yaptıkları ziyaret veya hacdan sonra Filistin den
ayrılmadılar. Ayrılmayan bu grupları konsolosluklar himaye etti. Bunlar için
konsolosluklarca devlet izniyle gurabahaneler kuruldu. Gayet masumane amaçla
yapılan bu gurabahanelere Yahudiler yerleştirildi. Mesela 1893 yılında
Rusya nın Akka ve Hayfa konsolos vekili, Rus Devleti adına Nasıra köyünde bir
arsa satın aldı. Bu arsaya gurebahane inşa etmek için devletten gerekli
izinleri de aldı. Gurabahanelerde kalan bu ecnebiler, yani yabancı Yahudiler
zaman içinde ilk bulunan fırsatta o çevrede gizlice iskân ettirildiler, oranın
eski yerleşimcisi gibi
Eğer dernek adıyla yapmak istedikleri satışları devlet
engellediyse ya da iptal ettiyse, arazileri hibe etme yoluna bile gittiler. Bu
durumun farkına varan devlet, Filistin de yabancı hakiki şahıslar için yasak
olan araziyi hibe etme ve ferağ işlemini, nihayetinde derneklere de yasakladı.
Örneğin, 1894 yılında Yafa da bulunan George Misionary Ruhban Cemiyeti,
Kudüs te daha önceden satın aldığı emlak ve araziyi, cemiyetin Kudüs teki
vekili Reverend Lankly Holl a ferağ etmek istedi. Yerli yönetim bu isteği kabul
etmemekle beraber bu durumu Şura-yı Devlet e havale etti. Yedi ay sonra Şuray-ı
Devlet ve Defter-i Hakani Nezareti, yabancılara arazi satılmasını yasaklayan
irade-i seniyye mucibince bu ferağ talebini reddetti. (Brahim Bauazi , Tez, s.
70)
Osmanlı Devleti, Filistin deki toprak alış verişlerini
kontrolü altında tutabilmek için ve el değiştiren arazilerin kimden kime
geçtiğini tespit edebilmek için özellikle yabancıların yaptığı satışı izne
bağlamıştı. İzin almadan satış yapamayacaklardı. Mesela 1893 yılında Fransa
vatandaşı Mişel Erlanger, Hayfa ve Yafa kazalarında sahip olduğu araziyi, yine
aynı tebaadan Eli Şayid e ferağ etmek için izin istedi. Devlet, bu talebi
reddetti. Çünkü Eli Şayid, Fransa bankerlerinden Baron Edmond Rothschild in
vekili olarak, Musevi muhacirleri Filistin e yerleştirebilmek için devamlı bu
tür girişimlerde bulunuyordu. Yine karşımıza çıkan ve bu gün de varlığını devam
ettiren Rothschild ailesi Osmanlı onların bu plan ve ard niyetlerini bildiği
için bu izni vermedi. Üstelik sadece bu satışı yasaklamakla kalmayıp Filistin e
göç etmiş bulunan Musevi muhacirlerden hiç kimseye arazi satılmaması için, yetkililere
gerekli emri vererek, ihmal gösterenlerin mesul tutulmaları hususunda titizlik
gösterilmesi yönünde yetkililer ikaz edildi. Tanzimat ile beraber arazi
temellükü konusunda derneklere verilen bazı kolaylıklar ve haklar, bu dernekler
tarafından suiistimal edilince 19. yüzyılın sonuna doğru kaldırıldı. Çünkü
zamanla bu derneklerin çoğunun Filistin e yabancı Musevi iskânına hizmet ettiği
anlaşıldı. Zaten yabancı gayrimüslimler Tanzimat tan önce Filistin de arazi
sahibi olamıyorlardı. Tanzimat tan sonra, sahip oldukları bu hakkı da
suiistimal ettiklerinden ve bunu da zamanla devlet, yabancı Yahudilerin
Filistin e olan yoğun göçünü ve yerleşme girişimlerini fark ettiğinden, ecnebi
Yahudilerin Filistin de mülk edinmesini yasaklamakla kalmadı yabancıların daha
önce satın aldıkları her türlü mülkü- ellerinden almak için- satmaya mecbur
etti.
Mesela Paris teki Cemiyet-i İttihadiye-i İsrailiye
Derneği nin vekili Natan Nersis tarafından Luba karyesi ile Arabü d-Delayika
bölgesinde satın alınan araziye ecnebi Musevilerin yerleştirileceğinin Bab-ı
Ali ye bildirilmesi üzerine, Babıali den de, bu tür muamelelere asla izin
verilmeyeceğine dair bir tahrirat Kudüs mutasarrıflığına gönderildi. (Brahim
Bauazi , Tez, s.71)