Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
Âlemleri yoktan yaratan Allah, zulmü, zalimi, fesatçı işbirlikçiyi ve zulme sessiz kalanları sevmez. Zulüm, karanlık, haksızlık, hakkı yerine koymama, baskı, şiddet, hak yeme, eziyet ve işkence demektir. Zulmün kod adı Siyonizm’dir. İslam’ın ve Müslümanların mübarek saydığı Kudüs şehri ve çevresi, bütün Filistin toprakları Siyonist İsrail’in işgali altındadır. Bu işgali destekleyen, jandarmalığını yapanlar ise hiç kuşkusuz ABD, AB ve İşbirlikçi yönetimler ile bu işgale sessiz ve tepkisiz kalan yığınlardır. Böyle bir zulme karşı çıkmak, engellenmesi için mücadele etmek mümin olmanın gereklerindendir. NİSA 75: “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‹Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” Zalimler, Allah yolunun düşmanları oldukları gibi, insan haklarının da düşmanıdırlar. Çünkü onlara göre kendi çıkarları ve keyifleri her türlü hakkın üzerindedir. Bugün Kudüs’te yaşanan bütün zulümler Siyonizm’in ürünüdür. Kur’an bizi bilgilendiriyor. MAİDE 78-80: “İsrailoğullarından inkâr edenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir. Onlar işledikleri bir kötülükten birbirlerini alıkoymaya çalışmıyorlardı. Yaptıkları ne kadar da kötüydü. Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde ebedi kalacaklardır.” Bu yapıları itibariyle inkârcılık yolunu seçen Siyonist Yahudiler ile haçlı müşrik Batı’nın inananlara düşmanlıkları çok şiddetlidir. MAİDE 82: “İnsanlar içerisinde, iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın…” Bu konuda Kur’an’da birçok açıklama vardır. Bu açıklamalar mutlaka okunmalı buna göre hareket edilmelidir.
BİR HADİS
Peygamberimiz buyuruyor: EBU DAVUD MELAHİM 17: “Beni İsrail’in ilk terk ettiği şey şuydu: Bir kimse diğeriyle bir araya gelir, biri diğerine derdi ki: ‘Ey falan, Allah’tan kork ve böyle yapmayı bırak, kuşkusuz bu sana helâl değildir.’ Ertesi gün karşılaştıklarında onu yine aynı şeyi yaparken görür. Bu durum o adamla yemesine içmesine, onunla oturup kalkmasına engel olmaz. Adamın günahta ısrar etmesine rağmen dostluğunu sürdürürdü. Allah da onların bazısıyla bazısının kalbini mühürledi: “De ki: ‘ey kitap ehli, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış, birçoklarını da saptırmış, doğru yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın” Maide 77. ayetini okudu. Sonra ekledi: “Hayır, vallahi ya iyiliği emreder, kötülükten menedersiniz, hakka aykırı davrananı hakka çevirirsiniz ve haktan ayrılmasına engel olursunuz; ya da Allah sizin kalplerinizi Yahudilerin kalplerine benzetir, sonra onlara lânet ettiği gibi size de lanet eder.” Zulüm karşısında kıyam edip bu zulme karşı bir duruş sergilemek azaptan ve lanetten kurtuluştur. TİRMİZİ: “İnsanlar, bir zalimi görür, ona engel olmazlarsa, bundan dolayı hemen hepsi cezalanır.” Görülen zalim İsrail, zulüm ise Siyonizm’in zulmüdür.
BÜYÜK KUDÜŞ MİTİNGİ
30 Haziran 2017 Pazar günü ümmet, Kudüs’te yaşanan Siyonist zulüm için, Yenikapı meydanında kıyam edecektir. Erbakan Hocamız: “İsrail güçten anlar” demiştir. Bu ümmetin gücü ise birlik ve beraberliğidir. Saadet Partisi’nin öncülüğünde yapılan bu miting, Allah’ın lütfüyle gerçekleşecek ve İsrail’e gereken cevap verilmiş olacaktır. Bu miting yeni bir fetih için atılan bir işaret fişeği olacaktır. İslam ümmetinin evlatları, bütün zulümlerin son bulması ve insanlığın saadet içinde yaşaması için Yenikapı’dan yeni bir harekât başlatmış olacaktır. Erbakan hocamızın: “Avrupa kültürü ile er ya da geç hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek durumundayız. Biz batılı değiliz. Biz Avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız.” dediği gibi bu hesaplaşmanın merkezine, Mescidi Aksa’ya doğru yol alacağız. Siyonizm başta Yahudiler olmak üzere, Hıristiyanlara, Müslümanlara ve bütün insanlığa zulmediyor. Bu zulmü sonlandırmak ise Müslüman’ım diyenlerin görevidir. Vakit kıyam vaktidir ve toplanma yeri ise Yenikapı’dır.
BAZI GERÇEKLER
Hak bir olduğu gibi, küfür de görünüşte dağınık ve çeşitli olsa da gerçekte o da tek bir karargâha, yani Siyonizm’e bağlıdır. Bizde “baş başa, baş Allah’a” bağlıdır. Siyonizm’de ise “baş başa, baş şeytana bağlı” bağlıdır. Şeytan, Allah’ın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi, Siyonizm de İslam’ın canının cihad olduğunu bilir ve bütün gücüyle Müslümanların cihad ruhunu söndürmeye çalışır. Namaz dinin direği, cihad ise zirvesidir. Cihad, huzur ve hürriyet içinde yaşanacak, temel insan haklarına saygı duyulacak bir ortamı hazırlama gayretidir. Ümmet demek, yapılacak işlerin belirlendiği, her işe göre münasip görevlilerin tayin edildiği ve eğitildiği, emir komuta disiplini ve sorumluluk düşüncesi içerisinde, herkesin görevini en iyi şekilde yerine getirdiği bir teşkilat olmak demektir. Acaba bu manevi ve siyasi cihat hareketi hangisidir? Elbette ki Milli Görüş-Saadet Partisi’dir. Bu gerçeğe inanmayanlar, gitsinler ABD, AB ve İsrail yöneticilerine sorsunlar. Onlar bu müspet ve eylem hareketinin Milli Görüş-Saadet Partisi olduğunu söyleyeceklerdir. İmanla küfür bir kalpte birleşmez ve barışmaz. Bunun için her gece: “Ya Rabbi, facir ve fasık kimselerle bütün bağlarımızı kestik ve senin dinini yıkmak isteyenleri terk ettik.” diye dua ediyoruz. Acaba biz Müslümanlar, Allah’a verdiğimiz bu sözü tutuyor muyuz? İslam en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…