Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Adını “Kovıd-19” olarak koydular. Arkasından büyük bir panik havası oluşturdular. Dünya Sağlık Örgütü, bu olayı “dünyayı tehdit eden bir salgın” olarak ilan etti. Bu salgından korunmak için üretilen slogan “maske, mesafe, hijyen; yani genel anlamda temizlik” oldu. Hayat durdurulmaya çalışıldı. Bu süreç; fert ve toplumun maddi ve manevi hayatında derin yaraların açılmasına neden oldu. Bu süreç, aşılama kampanyasıyla devam ediyor. Dünya; aşı yanlıları ve karşıtları olarak ikiye bölündü. Aşıyı üreten firmaların yan etkiler konusunda “sorumluluk” almamaları ve aşı olanlara bu konuda bir belge imzalatılması, üzerinde düşünülmesi gereken, önemli bir konudur diye düşünüyorum. “Aşı olmamak kul hakkına girer” gibi fetvaların, aşıdan para kazananların kârını artırmaktan başka bir işe yaramayacağını herkes ileride görecektir. Virüsler çok küçük organizmalardır ve bunları da yaratan Allah’tır. İnsanlık tarihinde yaşanmış birçok salgın hastalık olayı olmuştur. Bu salgınların farklı sebepleri ve sonuçları vardır. Bu konuyu “Kovid-19” olayı üzerinden İslamca okumakta fayda vardır.

BELA VE MUSİBETLER

Allah insanı en mükemmel bir şekilde İslam fıtratı üzere yaratmış, ona sayısız nimetler vermiş ve ona, yeryüzünü imar etmesi için sorumluluk yüklemiştir. Yüce Allah, akıl ve irade sahibi kıldığı insana tarihin her döneminde peygamberler göndererek, görev ve sorumluluklarını bildirmiştir. İnsanın, yaratılış gayesi doğrultusunda kulluk görevlerini yerine getirmesi gerektiği, aksi halde sorumluluğunu yerine getirmediğinde, dünyada çeşitli bela ve musibetlere uğrayacağı, ayrıca ahirette de cezalandırılacağı kendisine hatırlatılmıştır.

İnsanın dünya hayatında sıkıntı çekmesi, refah içerisinde yaşaması, dert, ıstırap, hastalık, şifa, nimet, azap gibi durumlarla karşılaşması onun için bir imtihanıdır. Bela; Allah’ın insanları denemek için verdiği maddi ve manevi sıkıntı, dert, külfet şeklinde izah edilir. Kur’an’da; eskimek, denemek, sınamak, gam, musibet, darlık ve sıkıntı manalarında kullanılmıştır. Firavun’un İsrail Oğullarına yapmış olduğu korkunç işkenceler “belaun azim/büyük bela” olarak zikredilmiştir. Ayrıca Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etme teşebbüsü de “belaun mübin/açık bela” olarak vasıflandırılmıştır. Allah’ın imtihan ettiği kulun; bu sınavdan başarı ile çıkması da “belaun hasen/güzel bela” olarak tarif edilmiştir. Bu yüzden Allah, sevdiklerine bela verir. Buna razı olan Allah’ın rızasını kazanır; isyan eden ise Allah’ın gazabına uğrar. Belaya uğramak, aynı zamanda günahtan arınmaya ve manen yükselmeye de vesile olur. Musibet; insanın genellikle kendi iradesi dışında ve beklemediği şekilde karşılaştığı durumlardır. Daha çok hastalık, kıtlık, zarar ziyan, yangın, deprem gibi afetler, sevilen birinin ölümü gibi ağır sıkıntı veren şeyler için kullanılır. Başa gelen hiçbir musibet, Allah’ın izni olmaksızın olmaz. Rabbimizin; “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder” beyanı, musibetler için önemli bir sebeptir. İçen, sarhoş olur. Faiz alıp veren fert ve toplum yok olur.

ASIL SEBEP

Fert ve toplumun elleriyle yaptıkları yüzünden uğradığı bela ve musibetlerin iki sebebi vardır.

1- İşlenilen günahlar, hatalar veya yapılması gereken görevlerin yapılmaması nedeniyle gelen bela ve musibetler. Şirk, içki, kumar, haksız olarak insanların malına çökmek, zina, israf, anaya babaya kötü davranışta bulunmak, cihadı terk etmek, iyiliği emretmemek, kötülükler ile mücadele etmemek gibi günahlar, bela ve musibetlere çıkarılmış davetiye gibidir. 2- Zulüm sebebiyle gelen bela ve musibetler. Allah’ın zulme rızası yoktur ve bütün zalimlere gazap eder. Lokman 13: “Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum, Allah’a ortak koşma, doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.” Haktan batıla dönmek, adil düzen yerine faizci kapitalizmi yürütmek, İslam Birliği yerine Avrupa Birliği’ni benimsemek, Kur’an eğitimi yerine materyalist eğitime yönelmek, Kur’an ahlakı, güzel ahlak yerine Batı ahlakını ikame etmek büyük bir zulümdür. Bu yola sapanlara Allah lanet eder. Bela ve musibetler ile Allah kullarına kendisini hatırlatır. Kulun derecesini artırmayı murat eder. Uyarır ve günahlardan ve zulümden dönmesini ister. Allah, bela ve musibetler ile mümini münafıklardan ayırır. Bela ve musibetler; inkârcılar, müşrikler ve münafıklar için azaptır. Bela ve musibetler, herkes için bir imtihandır.

DERS ALMAK

Fert ve toplum, bir bela ve musibetle karşılaştığında bundan ders çıkarmasını bilmelidir. Müslüman ve mümin bir kulun, bela ve musibetler karşısında takınması gereken tavırları şöyle sıralanabilir. 1- Müslüman, bela ve musibetler karşısında sabırlı olur, taşkınlıkta bulunmaz ve isyan etmez. 2- Bela, musibet, doğal afet, deprem gibi afatlar gelmeden, öncesinde alınması gereken maddi ve manevi tedbirleri almak. İmar ve ıslah çalışmalarında kusurda bulunulmaz. 3- İşlenen bütün günahlardan tövbe etmek, dua ve istiğfarda bulunmak. Hiçbir bela ve musibet, Allah’ın yardımı olmadan def edilemez. Faizci düzeni yürüterek Allah ve Resulü ile harp halinde olanlara Allah’ın yardım etmesi olmaz. Şeytan ve adamlarının kârını artırmaktan başka yol tanımayanların musibetler karşısında alacağı bütün tedbirler, fert ve topluma zulüm olarak geri döner. 4- Bela ve musibetlerden kurtuluşun tek etkili yolu itikat ve düzen olarak İslam’ı yaşamaktır. Kovid-19 tedbirleri bağlamında, namazda saf düzeninin ihlal edilmesi, dinin özüne müdahaledir. Alkollü dezenfektanların satılması, bunların camilerin girişine konulması yanlıştır. “Dünya Sağlık Örgütü”, aldığı kararları ne Müslümanlar ne de insanlık âlemini düşünerek almıyor. Bu örgütün aldığı kararlar ile Müslümanların ibadetleri hakkında düzenlemeler yapılıyor, bunun bizatihi kendisi büyük bir zulüm olur. Bu konuda duyarlı olmak gerekir. Selam hidayete tabi olanlara…