Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

KÖTÜLÜK: Kötü olma hali, fenalık, pislik, adilik, bayağılık, günah, zararlı şeyler, kötü hareketler, şer işlerdir. KÖTÜLÜK; münker olan şeylerdir. MÜNKER ise İslam’ın yasakladığı, haram ve şer saydığı ve selim aklın çirkin gördüğü her şeydir. İslam’ın kötü gördüğü ve salim aklın çirkin saydığı her şeyin insana ve topluma zararı vardır. Ferde ve topluma zararı dokunan bütün kötülükler ile mücadele etmek, fert ve toplum için bir Müslümanlık görevidir. Kötülükleri engelleme görevi iman ile ilişkilendirilmiş FARZ bir görevdir. ALİ İMRAN 110: “Siz Müslümanlar, insanların iyiliği için yaratılarak yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu (iyiliği) emreder, münkerden (kötülükten) meneder ve Allah’a inanırsınız…” Fert ve toplum olarak bu farzı yerine getirmek kurtuluş ve saadet vesilesidir. ALİ İMRAN 104: “Sizden, hayra (din ve düzen olarak İslam’a) çağıran, marufu (iyiliği) emredip münkeri (kötülüğü) meneden bir ümmet (teşkilat) bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.”  Peygamberimizin kendisine tabi olan ümmetine bu farzı yerine getirmeleri konusunda şu tembihatta bulunuyor: “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle (bizzat müdahale ederek) değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle (nasihat ederek) değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim) Bu görevi yapmayan veya ihmal eden veya maslahata uygun bulmayan fert ve toplumlar helak olup giderler. Peygamberimiz ikaz ediyor: “Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden menedersiniz, ya da Allah, kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez.” (Tirmizi) Kötülüklerle mücadele etmek sıradan bir şey değildir. Bu görev yerine getirilmediği takdirde, yeryüzünde düzen bozulur, fesat ve tefrika çıkar. Bunun için kötülüklerle mücadele etmek, her Müslümanın öncelik vermesi gereken bir görevdir.

KÖTÜLÜKLER

İnkâr, bir kötülüktür, inkârcılıkla mücadele temek bir görevdir. Şirk, bir kötülüktür, şirkle mücadele etmek bir görevdir.  Nifak, bir kötülüktür, münafıklıkla mücadele etmek bir görevdir. AB ve batı ahlakı, bir kötülüktür, AB ve batı ahlakı ile mücadele etmek bir görevdir. Materyalist batıcı eğitim bir kötülüktür, materyalist batıcı eğitim ile mücadele etmek bir görevdir. Tesettürsüzlük, açıklık, saçıklık bir kötülüktür, bununla mücadele etmek bir görevdir. Faiz ve faizci kapitalist düzen bir kötülüktür, faiz ve faizci kapitalist düzen ile mücadele etmek bir görevdir. Zina ve sapkın ilişkiler bir kötülüktür, zina ve sapkın ilişkiler ile mücadele etmek bir görevdir. İçki ve kumar, bir kötülüktür, içki ve kumar ile mücadele etmek bir görevdir. Zulüm bir kötülüktür, zulüm ile mücadele etmek bir görevdir. Yalan bir kötülüktür, yalan ile mücadele etmek bir görevdir. Batıl bir kötülüktür, batıl ile mücadele etmek bir görevdir. Haramlar bir kötülüktür, haramlar ile mücadele etmek bir görevdir. Namaz gibi inananlar üzerine farz olan kötülükler ile mücadele görevi “bana bulaşmayan kötülük beni ilgilendirmez” denilerek terki caiz olan ihtiyari bir görev de değildir. Bu görevi yerine getirmek, her Müslümanı üzerine yüklenmiş temel farzlardandır. Hz. Ebu Bekir şöyle demiştir: Ey insanlar, şüphesiz siz şu ayeti okuyorsunuz: “Ey inananlar, Siz kendinize (sorumluluklarınızı yerine getirmeye) bakın, doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. İşlemekte olduklarınızı size haber verecektir” (Maide suresi 105) Oysa ben Resulüllah (s.a.v)’i şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz ki insanlar zalimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın kendi katından göndereceği bir azabı hepsine umumileştirmesi yakındır.”

(Ebu Davud Tirmizi)

Kötülüklerle mücadele görevini yerine getirmemek, bugün yaşadığımız bütün sıkıntılı olayların sebebidir.

KÖTÜLÜKLER İLE MÜCADELE EDENLER

Günümüzde kötülüklerle mücadele eden tek hareket ve cephe Milli Görüş hareketi ve cephesidir. Bu bir zan değil hakikattir. Milli Görüş, bu mücadeleyi verdiği için bugün sapasağlam bir şekilde ayaktadır ve yoluna devam etmektedir. Bu mücadeleyi sürdürdüğü sürece de var olmaya devam edecektir. Milli Görüş, bütün kötülükleri tanıtarak engellemeye çalışmaktadır.  Milli Görüş, bu kötülükler konusunda toplumu uyararak ve ikaz ederek görevini yapmaktadır. Milli Görüş, bu görevi “şok tedavi” yöntemlerini kullanarak da yerine getirmektedir. Milli Görü kötülüklerle mücadele görevini “dost acı söyler” üslubunu kullanarak da yapmaktadır. Milli Görüş, iktidar geldiğinde yasal düzenlemeler yaparak da kötülüklerle mücadelesini sürdürmüştür. Milli Görüş, kötülüklerle mücadelesine “daima hak söz” söyleyerek devam etmektedir. Milli Görüş, bu görevin gereği olarak Siyonizm ile faizci kapitalist köle düzen ile materyalist eğitim ile ve bütün zalimlerle mücadele ediyor. Milli Görüş, bu mücadelesini ifrat ve tefrite düşmeden, radikalizme ve liberalizme sapmadan ilim, iman ve salim akılla yürütmeye çalışıyor. Peygamberimizi dinleyelim: “Allah’ın çizdiği (İslam’ın) sınırlarına uyanlar ile uymayanların hali, bir gemiye binmiş, çekilen kura sebebiyle bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşen yolculara benzer. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçmek yerine bulunduğumuz yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlara eziyet vermemiş oluruz, dediler. Şayet üstte kattakiler, alt kattakileri bu isteklerinde serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhari) İşte Milli Görüş, bu gemiyi deldirmemeye çalışan üsttekilerdir. Selam hidayete tabi olanlara…