Okyanus ötesinden gelen mesajlar cemaat mensuplarını bir hayli güç durumda bırakıyor ve gelen mesajları tevil edebilmek için oldukça zorlanıyorlar!

Son olarak kamuoyunda Beddua olarak algılanan mesajı tevil yoluna gidiyorlar!

Bu mesaja beddua demenin kötü niyet olacağını ileri sürüyorlar! Yani şimdi bu mesaj beddua değil denilince iyi niyet sahibi mi olunuyor!   

Bize kalırsa bu iyi niyetten de öte bir şey! Saflık diyeceğiz ama dilimiz varmıyor, maşallah hepsi cin gibi!

Bu mesajı aklamaya çalışırlarken mübahele ve mülaane gibi kavramlardan medet umuyorlar!

Cemaate mensup biri bu mesajın beddua değil mübahele olduğunu savunuyor!

Peygamber Efendimizin(sas) peygamberliğini kabul etmeyen Hristiyanlar ile yaptığı bir tartışmanın ardından onlara şöyle bir teklif sunduğunu anlatıyor:

Şayet ben peygamber değilsem, ben şayet bu ahir zaman içindeki son peygamber değilsem ve anlattıklarım doğru değilse; Cenab-ı Hakkı ın laneti benim üzerime olsun, ocağım batsın, ocağım yerle bir olsun. Şayet ben peygamber isem ve eğer siz benim peygamber olmadığımı söylüyorsanız o zaman aynı duayı var mısınız size de yapalım diyor. Burada bir hodri meydanda bulunuyor. Bu hadiseye mübahele deniyor. Geçmişte iki tarafında haklı olduğu iddia ettiği durumlarda Mübahele meselesinin uygulandığını görüyoruz.

Bu anlatılanlar ile okyanus ötesinden gelen mesaj arasında bir benzerlik kurmakta biz çok zorlandık! Sevgili Peygamber Efendimiz Anlattıklarım doğru değilse Cenab-ı Hakk ın laneti üzerime olsun dedikten sonra Böyle değilse sizin üzerine olsun diye beddua etmiyor ki!

Aynı duayı var mısınız size de yapalım mı diye onları ikaz ediyor! 

Keşke okyanus ötesinden gelen mesaj da böylesine ince düşünce eseri ve hassas olsaydı!

İnsanların üzerine o sözcükler ile höykürülmeseydi!

Evet, okyanus ötesinden gelen mesajda da önce kendilerinin durumu zikrediliyor ama ardından hodri meydan demek yerine açıkça bela okunuyor! Ve şimdi sevenleri bunu tevil için uğraşıp duruyorlar!

Tamam, sevdikleri saydıkları bir kişiyi temize çıkarmak istiyor olabilirler ama hiç olmazsa beddua demek kötü niyet eseridir diye iyi niyetle kendilerini uyaran insanları karalamasınlar!

Karşılarındaki insanlardan ne kadar nezaket ve hassasiyet bekliyorlarsa aynı şekilde kendilerinin da o kadar nazik ve hassas olması gerektiğini hiç unutmasalar, ne iyi olur!

Yoksa bu sorunu tek taraflı çözmek mümkün olmaz!