Köşeyi dönünce hemen orada Baştan alalım; şu sokağı
dümdüz git, sağa dön, sonra sol yap, karşına çıkan sokaktan direkt ilerle,
caddeye çık, köşeyi dönünce sol kolunun üzerinde Adres tariflerinde kullanırız
köşeyi en çok da. Tariflerimizin içinde mutlaka bir köşe olur, mutlaka o da
dönülür. Köşeyi dönmek deyimine geçmeden önce başka köşelerimizden bahsetmek
istiyorum.
Her insanın hayatında mutlaka vardır. Köşeyi dönünce
insana serin bir ferahlık, dinç bir güven, dingin bir iç huzuru gelir.
İlk hatırladığım köşe, çocukluğumda yaşadığım bir fabrika
köşesidir. Sarı sıcak altında tarlada, pamuk çapalarken veya toplarken, öğle
yemeğinden hemen sonra bir gölge aramak için, eski fabrika kalıntısı bir
binanın köşesinden dönünce karşılaşılan koyu gölge Hafızamdan çıkmayan,
hatırladığım ilk köşe. O köşe, köşeden dönünce insana hayat bağışlayan
ferahlık, boydan boya uzunca bir duvarın dibindeki koyu gölge, duvar boyunca
yer yer cam kırıkları O sarı sıcaklarda sığınılan koyu gölge. Fabrika yapılmak
için inşa edilmiş, sonra fabrika yapmaktan vazgeçilmiş o metruk binanın
köşesinden dönünce hayatın yemyeşil ufuklarına adım atılıyordu sanki. Sanki
birdenbire kuş cıvıltılarıyla bahar bahçelerinde kopkoyu bir gölge Öylesine
bir iç huzuru
Hâlâ her gün yaşadığım bir köşe daha var. Uzun bir bina.
Bina duvarının hemen dibinde yediverenler, karşıda ise binbir çeşit ağaç ve
çiçekler Karşıda dediğimde anlaşılmıştır; iki taraf ortasından sokak gibi bir
yol geçiyor. Yol kaldırımlı. Köşeyi dönünce öyle bir ferahlık ki işte dünyanın güzelliği
bu olsa gerek diye düşünmeden edemiyorum. Bu köşeyi ilk yaşadığımda
çaresizlikten doğan büyük umutlar vardı, ondan mı bilmiyorum ama hâlâ bu köşeyi
büyük umutlarla yaşıyorum. Her sabah ayrı bir güzellik O kadar ki bu köşeye
bazı yakın dostlarımı sırf bu köşenin o güzelliğini yaşasınlar diye getirip
köşeden dönmelerini sağladım ve arkasından nasıl diye sordum. Seviyorum ben bu
köşeyi.
İnsanın köşeleri böyle oluşuyor demek ki Ya da
köşelerinden kurtuluşu İnsanın köşeleri, hayatta çektiği acılardan birikip
olgunlaşarak oluşuyor. Bir yağmur gibi taptaze İnsan kendi köşelerini
yonttukça insanlığı daha da gelişip genişliyor. Bir merhamet anıtı gibi
dupduru İnsanın köşelerinden kurtulması Bütün mesele bu... Köşelerinden
kurtulurken yerine yepyeni iyimserlik köşeleri koyması Her insanda bir sevda
köşesi vardır ki, dokunsak yanarız. Güzelliğe teşne bu köşeye sığınmak ya da
öyle bir köşenin sahibi olmak anlatmakla anlatılamaz, yaşanmalıdır.
Sevmek belki köşelerimizden kurtarır bizi Hayatta hiç
köşeli paranteze gerek yok; açık ve net olacaksın. Dümdüz insan yani. Düz bir
adam; alabildiğine dümdüz Yunus Emre nin odunları gibi düz, o odunları öyle
düz toplayan niyet gibi dümdüz
Kaderin cilvesi galiba, böyle güzel köşelerden dönen
insanlar bir türlü köşeyi dönemezler. Köşeyi dönmek onlara göre değil. Köşeyi
dönmek konusuna çok yabancılar. Demek ki insan, içinde oluşturduğu o güzellik
köşesinden sonra köşeyi dönmeyi beceremiyor. Eli yatmıyor mesela köşeyi
dönmeye. Köşelerimizden kurtulmak için güzellik köşelerinin güzelliklerini
yaşamamız gerek. Dümdüz Yoksa her insanın öyle tümsek köşeleri vardır ki,
örneğin kibir gibi, orayı yok etmezse, tümseğin altında kalabilir. Kendi
köşelerinin altında kalmış binlerce insan var şu dünyada.
Bir de gazetede köşelerimiz var mesela, burada olduğu
gibi, bir türlü dönemediğimiz Köşeyi dönmek bize göre değil Köşeyi dönenler
kendi köşelerinden dönemeyenlerdir; yontulmamış büyük tümsekleri vardır. Oysa
insan kendi köşelerinden dönmeli, bakarsınız bir ferahlık olur. Yoksa eğer ben
ışığım dönemem, ben topluma ışık saçıyorum diyorsanız, kusura kalmayın hiçbir
köşede ışığınıza rastlayamadık. Hem modern teknolojik dünyanın ışıkları
gözlerimizi kör edecek kadar fazla aydınlık. Kaçmazsak kalbimiz bozulabilir
Köşeyi dönünce sol kolunun altında; vicdan çalışıyor...