Alışık olmadığımız bir zaman ve alışık olmadığımız bir insan tipolojisi ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bize ait olmayan bir dil, bir üslup, bir bakış yoğunluğu. Yalanın, hilenin, desisenin, dolambaç ve kurgulu bir hayatın baskın ve geçerli olduğu bir zamandayız. Bu yapılanlar bir hayır olsun diye değil, kimilerinin iktidarının sağlanması, egemenliğin korunması içindir. Olumsuzluklar üzerine inşa olunan yapıdan hayır gelmez. Zaten girişimin kendisi hayırsız, şer ve kötülük yüklü. Bu, bir bakıma bankadan faizli kredi çekerek hacca gitmeye benziyor. Başkasının hakkını, malını gasp edip bununla hayır işlemeye benziyor.
Kirlilik üzerine olan bir hayattan kirlidir. İnsanın canını yakan, hakkını yakan eylemler ile hiçbir sonuca varılamaz.
Demokrasi dini dili hile ve yalan üzerine kuruludur. Bölücü, parçalayıcı. Paranın egemenliğini oluşturan bir yapı. Bu yapıda kim güçlü ise o kazanır. Bu yapıda kim daha çok yalan söylerse o söz sahibidir. Bu yapıda yüzdeler söz konusu olunca belli çevrenin azınlığı üstünlüğü ele geçirir. Yalan, hile ve dolan ile insanları kendince güder. Çünkü kendisi yalandır. Tuzakları ve tehlikeleri çoktur. Hele şu zamanda bilişim üzerinden yapılanların hiç birinin gerçekliği yoktur. Abartılarla, hile ile hakkı olmayan, olmaması gerekenlerin öne çıkarılması, köpürtülmesi insanlığa bir zulüm.
Yalan ve hile üzerine kurgulanan bir yapı firavunun ehramları yeryüzünün kötülük çıbanları olarak kalır. Dönemin koşullarına göre köle olarak kullanılan insan hemen her dönem aynı konumdadırlar. Ha sırtında taş taşıtma ya da yalan ve hile ile zulmün sözcüklerini taşıtma. Her ikisi de aynıdır. Birinin somut ağırlığı diğerinin soyut yükü var. Birileri kendileri için saltanat kursunlar diye güdülmesi ve buna yol verilmesi, rıza gösterilmesi insanın zavallılığını gösterir. Geçmiş zamanlarda köle insanlar vardı, doğruydu. Bugün benzer durum farklı olarak yaşanıyor. Dünyanın ruhunu sömüren güçler aynı konumdadırlar. Zalimdirler, insanları kendilerine hizmetçi olarak görür ve kullanırlar.
Belli merkezlerde sosyal medya trolleri, hilebazları, saldırganları iş başı yaparlar. Bir fırtına koparırlar. En mazlum bir insan bir anda zalim konumuna düşürürler. Tuzaklar kurulur insanlar farkında olmadan bunun içine çekilirler. Onların davranışlarının ahlâk ile bir ilgisi yok. Çünkü modern zamanın demokrasi dininin ahlâk kurallarını hayata egemen kılarlar. Çok sabırlı bir insanı bile çileden çıkarırlar. Tuzakları ve oyunları ile insanları kötülük içindeymiş gibi gösterebilirler. Bu insanlara yaptıklarının kul hakkı olduğu ve günah olduğu asla akıllarına gelmez. Çünkü hayatlarının özü bu. Çünkü dilleri zehir akıtıyor, zehirli yılanlar gibi. Çünkü başkalarının sırtından geçinmek ve var olmak için zorunlu. Hayatları bu.
Hayatları yalan, hile ve desise. Doymak bilmez bir hırs ve tutku iledir. Kötülüğün dili karanlıktır, karışıktır, dolambaçlıdır.
Gücü ellerinde tutanlar başkalarına yaşama hakkı tanımazlar. Bütün olanakları lehlerine çevirir ve dönüştürürler. Gücü ellerinden kaçırmamak için her türlü olumsuzluğa başvurur ve gerçekleştirirler. Burada hakkaniyet, adalet, kul hakkı, hayvan hakkı yoktur. Sadece egemenlerin hakları vardır.
Bir Müslüman’ın sahih, temiz, hilesiz ve dolansız dili onun güzelliğidir. Yalansız, şersiz, zehirsiz bir dil en güzel olanıdır. İnsanlığın hayrını düşünür. Dilinin üslubu ve tarzı kişinin benini gösterir.
Müslüman’ın dili eyleminin göstergesi ve tanımlayıcısı. Her türlü kötülükten, yalandan, dalavereden uzak durur. Hayrı söyler, iyilik ve güzellikleri öne çıkarır. Fitne ve fesada yol açmaz.
İnsanın dili hem iyilik meleği hem de şeytanı olabilir. Bu kişinin kendisine bağlıdır. Hayrı ve iyiliği düşünen hayır ve iyilik içinde kendini bulur. Biz bize bakalım başkasının kötülük diline ayak uydurmayalım. Oysa onlardan hiçbir farkımız olmaz.