Yarısına kadar su bulunan bardağı kötümser bir yaklaşımla boş olarak nitelendirmek mümkün olduğu gibi dolu kısmına bakarak dolu olduğunu söylemek de mümkün. Ancak her iki nitelendirme de gerçeği yansıtmaz. Meseleye iktidarın icraatları açısından baktığımızda da ifrat ile tefrite düşmek mümkündür. Kimilerine göre Türkiye güllük gülistanlıktır. Tüm meseleleri çözüme kavuşmuş ya da çözüm yolundadır. Ekonomide enflasyon tek haneli rakamlara düşmüş, fert başına düşen milli gelir hızla artmakta, büyüme sevindirici boyuttadır. Peki gerçek böyle mi İddia edildiği gibi ekonomi gerçekten çok iyi, ülkemiz açısından ciddi hiçbir tehlike söz konusu değil midir Bu noktada ekonominin çok kötü olduğunu söyleyenlerin de çok iyi olduğunu iddia edenlerin de kendilerine göre dayanakları vardır. Ama bir ülke ekonomisinin hem çok kötü hem de mükemmel olması mümkün değildir. İyi tarafları olabileceği gibi kötü yanları da olabilir. Önemli olan artıların eksilerden fazla olmasıdır. Bir de iyilik belirtilerinin sadece günü kurtarmaya değil, geleceğe dönük olması da önemlidir. Bugün alınan borçlarla ekonomi çarkının dönüyor olmasına bakarak pembe bir tablo çizmek yanlış olur. Bugün için göstergeler iyi olmakla birlikte bu borç stoku büyümeye devam ettiği taktirde ülkemizin çok ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekmek kötümserlik değil, gerçeğe dikkat çekmek demektir.

Uygulamalara tek yönlü olarak methiyeler düzmek de, sürekli olarak yerden yere vurmak da yanlış bir davanış biçimidir. Söz gelimi sürekli eleştiren bir mantık karşısında birileri çıkıp, "İyi de bu memlekette yapılan iyi şeyler hiç mi yok " diye sorarsa cevap vermek zorlaşır. Hem de ülke tam bir bataklığa saplanmış bile olsa..

Söz gelimi AKP iktidarının sağlık hizmetlerini birleştiren, tüm çalışan ve emeklilerin özel hastanelerden yararlanmasını sağlayan düzenlemesi iyi bir gelişme olmuştur. Hastane kapılarındaki kuyruklar azalmış, bazı aksaklıklara rağmen  insanımız pek çok sağlık kuruluşunda insanca muamele görmeye başlamıştır. Elbette aksaklıklar vardır. Bu aksaklıkları dile getirerek düzeltilmesine yardımcı olmak gerekir. Böyle yapmaz da sadece aksaklıklar tekrarlanıp durulursa sadece bardağın boş kısmını görmüş oluruz.

Bu arada Toplu Konut İdaresi (TOKİ)nin konut üretimi alanında gösterdiği gayreti görmezden gelmek haksızlık olur. Elbette dar ve sabit gelirlilere öncelik verilmesi ve daha düşük taksitlerle gariban kesimin ev sahibi olması için gayret sarfedilmesini istemek eleştiri değil, uyarı görevini yerine getirmektir.

Çok önemsediğim bir diğer konu hızlı tren seferlerinin devreye sokulması, özellikle insan taşımacılığında artık demiryollarından yararlanmaya ağırlık verilmesidir. Söz gelimi Ankara-İstanbul, Ankara-Konya, Ankara-Kayseri, Ankara-Çorum arasında binlerce otobüsün gidip gelmesini anlamakta hep zorluk çektim. Birtakım ülkelerin Türkiyenin demiryolu taşımacığılını engellediğini düşünüyorum. Çünkü, Türkiye yolcu taşımacılığında karayolunu tercih etmek suretiyle herşeyi ile dışa bağımlı bir konuma gelmiştir. Bu bakımdan demiryollarında atılan her yeni adım benim için sevinç kaynağı oluyor. Çünkü demiryollarının insan ve yük taşımacılığında devreye sokulmasını dışa bağımlılık zincirinin kırılması olarak görüyorum.

Demek istediğim o ki, sağlanan gelişmelere bütünü ile bakmak gelişmenin istikametini doğru belirlemek lazım.

Dünkü gazetelerin önemli bir bölümü KDVindiriminin yürürlüğe girmesi ile ucuz bir hayata adım attığımızı ileri sürüyordu. Elbette KDVde yüzde 10 indirim demek indirim getirilen tüm mallarda yüzde 10 ucuzluk demektir. Ama, ülkemizde böyle olduğunu söylemek mümkün mü Söz gelimi dünden itibaren marketlerde fiyatlar değiştirilmiş olsa bile hayatın pek çok alanında böyle bir ucuzluğun söz konusu olmadığını söylemek yanlış olmaz. Ama buna karşılık yapılan zamlardan hiç kurtuluş olmuyor. Bir bakıma indirim deyince ağırdan alanlar zam deyince vakit geçirmeden artışı fiyatlarına yansıtıyorlar. Sanıyorum bu noktada insanımızın tutumu belirleyici oluyor. Bu bakımdan yeni yıl ile birlikte KDVde gerçekleştirilen yüzde 10luk indirimden fazlaca yararlanamayacağız ama başta enerji olmak üzere ulaşımda yapılan zamları kuruşuna kadar ödemek zorunda kalacağız. Bu örnekte de olduğu gibi bazı gazetelerin KDVindirimine bakarak ucuz bir yıla başlayacağımızı ileri sürmeleri sadece bardağın dolu kısmını görmek, boş kısmını görmezden gelmek anlamına geliyor. İndirimi görüp zammı görmemek eğer toplumu kandırmak için değilse iktidar şakşakçılığı anlamına gelmez mi