Komşularınızla gül gibi geçinip giderken bir gün karşı balkondan bağıran bir adamı görüyorsunuz, pencereyi açıp baktığınızda adam size sövüyor.

Şaşkın şaşkın bakarken size akla hayale gelmedik kötü sözler söylüyor.

Tepki olarak şaşkınlığınız olsun yeterli.

Pencereyi kapatın, perdeleri de çekin ve düşünmeye başlayın, bu adam neden böyle yapıyor diye kendinize sorun.

Daha cevap bulamadan yan komşu da sövmeye başlamışsa işin içinde iş var demektir.

Söverken söylediklerine dikkat et ve o söyledikleri sende varsa derhal onları düzelt ve özür dile.

Eğer o söyledikleri sen de yoksa sövenlerin söylediklerini alt alta yaz ve hepsinin tekrarladıklarını ortaya çıkar, işte o zaman kinin kaynağını bulursun.

Birileri, dünya politika karanlığında komşunun evine zorla girmiş, aileyi bir odada toplamış ve evin reisine, “Çık balkona ve karşı komşuya küfret” demiş.

Trump’ın Suud ziyaretinde kralı tehdit ettiğini o günün gazeteleri yazmıştı.

Ondan sonra kralın oğlu balkondan komşulara sövmeye başladığında da yazmıştım sövene değil, sövdürene bakın diye.

Etrafını çevirip sövmeye başlayanların ortak söyledikleri sözler de kinin ve irinin kaynağına götürür sizi.

Kirin, irinin, kinin aktığı boğazla, boruyla uğraşma.

Onun geldiği yere bakıp orayı kurutmak gerekir

Bu aile içinde de böyledir, iki yüz aile gibi bir dünya apartmanında yaşayan ülkeler için de böyledir.

Aile içinde büyüğün veya küçüğün, sana bir şey söylüyor, surat asıyorsa yine yapacağınız şey, o söylediği sende varsa derhal onu düzeltmektir. Yoksa onunla baş başa konuşup açıklama yapmaktır.

Dünya üzerinde yedi yüzün üstünde askeri üssü bulunan o ülkelerde ne işi var?

Haramiye, “Evimde ne ararsın?” demenin hiçbir faydası yok.

Günümüz haramileri devlet olduk demişler ve eski soygunculuklarını kendi koydukları harami kanunlarına göre yürütüyorlar ve “kanunsuz iş yapmıyoruz” diyerek dünyaya hava bile atıyorlar.

O havayı alan ve onun havasıyla havalanan sağcı ve solcularımız da arkasına silah dayanmadan birbirlerini öldürüyorlar.

Hep 68-78 kuşağını dile getiririz. Doğru o günlerde beş binin üzerinde selvi boylu delikanlılarımız gök ekin gibi biçildi.

O zaman beş bin idi. Şimdi ise senede bir milyonun üzerinde Müslüman öldürürken sağcılığına ve solculuğuna bakmıyorlar.

Aynı haramiye sağcı sağ yumruğuyla, solcu sol yumruğuyla tepkisini havayı yumruklarken o cebinden parasını çalıyor, ekonomistlerimiz ikisine birden, “Bugün sizin elleriniz havada iken cebinizden şu kadar paranızı çaldı” raporu veriyor.

Bizimkiler de o haraminin kanunlarını daha iyi ben uygularım diyerek ondan destek isterken, “Neden sağ kolunu kaldırdın, neden sol kolunu kaldırdın” kavgasını bize bırakıyorlar.

Hepimiz, yeniden, beynimizin içindeki haramilerin beyin salgısı  olan kusmuklarını, yabani kanunları önce kusalım.

Olay yeni değil.

Kısacık hayatları Asr-ı Saadet diye dünya tarihine işlenen o ashab-ı kiramın bile Yahudi oyununa geldiğini görüyoruz.

Dünyamıza bir nizam vermek üzere indirilen Kur’an-ı Kerim’e iman eden Medinelilerin çoğunluğunu meydana getiren Evs ve Hazrec kabileleri 30 yıldır kan davasıyla savaşıyorlardı.

İslam’a girince anında kan davası bitti ve düşmanlık dostluğun ötesinde İslam kardeşliğine döndü.

Dünyada en sevmediği kelimelerin İslam, barış, sulh, kardeşlik gibi kelimeler olan o günün Yahudileri derhal faaliyete geçip o iki kabilenin kardeşliği arasına eski savaş günlerinde söylenen sözleri, öldürmeleri, şiirleri, destanları, ağıtları sürmüşler, onlar da kılıçları çekmişler. Olaya Sevgili Peygamberimiz el atar ve çatışmayı durdurur.

Rabbimiz bunu şöyle haber veriyor:

“Hepiniz topluca Allah’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın, parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de, O kalplerinizi birleştirdi ve O’nun nimetiyle siz kardeş oldunuz. Ve siz ateş çukurunun kenarında idiniz de, O sizi kurtardı. Allah doğru yola gelesiniz diye ayetlerini işte böyle açıklar” (Al-i İmran süresi ayet 3/103).

“Onların (Evs ile Hazrec kabilelerinin) gönüllerini birleştirdi. Eğer sen yeryüzündekilerin hepsini harcasaydın onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların arasını birleştirdi. Şüphesiz O, Aziz’dir, Hâkim’dir” (Enfal süresi ayet 8/63).

Hemen bugün, yerinizden kalkınız ve şehrinizde, mahallenizde, sitenizde, AVM’nizde veya köyünüzde ayrı isimler altında sosyal hizmet kurumlarında çalışan en az üç tane tanıdığınızı ziyaret ediniz.

Hiçbir konuya girmeden, politikayı hatırlatmaması için, içinde P harfi geçen kelimelerden uzak durarak, erik ağaçlarından, çiçeklerinden, erik dalı türküsünden bahsedin.

Sakın başka konuya girmeden ayrılın.

Sizin konuşmanızın hiçbir kimseye faydası olmayana politika konusuna  girip birbirinizden uzaklaşmaktansa, en azından erik dalı türküsüne oynamanız sizi daha yakınlaştırır.