Geçmişlerini unutan ve hafızalarını yitirenlerin ortak yanı günün dalgalarına kapılmalarıdır. Güne göre davranıldığında ya da kendilerine sunulan yanlış bilgiler olduğunda sağlıklı bir düşünüşte bulunulması beklenemez.
Bir toplum, geçmişini araştırmadan, üzerinde düşünmeden başkalarının kendilerine anlattığı ve öğrettikleriyle hareket ederlerse bunun gibi kimi karmaşalardan kurtulamazlar.
Günümüzde yaşananlar kimi zaman bu zihin bulanıklıklarını gidermeye neden olurken kimi zaman da tam tersi söz konusu olabiliyor. Son İsrail saldırılarından sonra belli kesimlerde bu çok daha belirgin. Benim takıldığım temel bir durum var. Fransız jakobenizminin anlayışının egemen oluşu. Bu bakış açısı çok karmaşık, bulanık ve çarpıtıcı. Fransız düşüncesinin etkisi Amerikan-İngiliz emperyalizmiyle ortaklaşa ne yazık ki devam ediyor. Birbirlerini tamamlıyorlar.
Batı bir bütündür. Geçmiş dönemde Fransa İngiltere çekişmeleri, dünyadaki sömürgelerin paylaşımı söz konusuydu. İngiltere’nin yerini alan Amerika çok daha vahşi, acımasız ve saldırgan. I. Dünya Savaşı’ndan itibaren İngiliz, Yahudi iş birliğine Amerika da katıldı. Bunlar dünya ekonomisine ve siyasasına egemen olduklarından diğer ülkeleri de kendilerine tabi olmaya mecbur ediyorlar.
Batı düşüncesinin veya Haçlılık ruhunun çok yönlü planları var. Dünyada ve özellikle Orta Doğu’daki savaşların asıl nedeni hem sömürge hem de kültürel işgal amaçlıdır. Yakın zamanda süregelmekte olan Rusya Ukrayna savaşının asıl amacı sömürge ve dünya egemenliği amaçlıdır. Birbirlerini güçsüz kılma adına yapılan bu savaşlarda elbette ki olan insana oluyor. Burada da kısmen de olsa Katolik-Ortodoks gerilimi var. Fakat bu o kadar da önemli değil. AB bir Katolik Hıristiyan ümmet birliği olmasına karşın belli bir tarihten sonra Ortodoks Hıristiyan ülkelerin de aralarına dahil edildiği görülmektedir.
Müslümanlar ve Ortadoğu açısından ise durum çok daha farklıdır. İslâm, Batı için her zaman tehlikelidir. Müslümanlardan çok İslâm’ın insanlıkta karşılık bulması. İslâm’ı temsil eden Müslümanların durumu çok daha belirleyicidir. Çok parçalı, çekişmeli, terör örgütlerinin yuvalanması Müslümanları itibarsız, güçsüz kılıyor. Bu da emperyalizmin işine geliyor. Yüz yıllardır ne yazık ki durum bundan ibaret.
Okumayan, düşünmeyen, yabancılığın güdümünde olan Müslümanlar kendilerini bile bilme ve anlamadan yoksunlar. Medya ve reklâm yüzyılında ne yazık ki bu çok daha belirgin ve etkili.
Fransızların ülkemiz güneyini işgal edip milli mücadelede çıkarılmalarından sonra nasıl bir hayıflanma içinde oldukları bilinmeli. Jean Pichon asker bir gazeteci, Fransız. I. Dünya Harbinin Şarka Ait Kaynakları adlı eserinde bölgemizin nasıl parçalandığı, neler yapıldığı ayrıntılı anlatılıyor. Bu esere bir önsöz yazan Fransız Général Ed. Brémond, kendileri açısından bir gerçeği ve durumu anlatıyor. Aslında bu bizim bölgeyi nasıl görmemiz gerektiği açısından da önemlidir. Fransız ruhlu Batıcıların işine gelmese de gerçek aslında budur. Onların dillerinde pelesenk olan kimi absürtlükler var. Filistin olayında da bu çok daha belirginleşti. Bunların üzerinde ayrıca duracağız. General: “Heyhat! Levant hakkında ne demeli ki buradan, 1918’den beri, hükûmet başındakilerin kabahati eseri olarak, şimdi âdi bir hissemiz kalan Musul petrollarını, Ergani maden bakırlarını, birbirini müteakip elimizden kaçırdık.”* Yani İngilizlere kaptırmışlar. O zamandan bugüne değişen nedir? Bu bakış açısıyla bütün bölgeyi anlamamız olası. Yeter ki dikkatli ve duyarlılıkla sorunlara bakılsın. Emperyalizmin ve sömürgeciliğini ruhuna kendilerini kaptıranlar hiçbir şeyin farkında değildirler. Şimdi ise hem kültürel hem ekonomik hem de siyasal bir kuşatma altındadırlar.
*[Jean Pichon, Cihan Harbinin Şarka Ait Kaynakları, Tercüme: Hüseyin Cahit Yalçın, Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1939, s. 6.]