Filistin’de yaşanan katliam, insanın iç dünyasını altüst ediyor. Yaşanan acı ister istemez insanın düşünce dünyasını etkiliyor. Sonuçta cephe gerisinde bulunanlar da cephedekiler kadar acı çekebiliyor, yüreği yanabiliyor. Bunun ötesinde medyaya yansıyan görüntüler, insanı olayları seyrederken ağlatıyor. Hoş ağlamamızın akan kanın durmasına, yaşanan acıların azalmasına bir katkısı olmuyor. Bunun ötesinde yürekten böylesine acı çekerken olayların seyrine, bir başka ifadeyle olayların hafiflemesine, akan kanın durmasına yetmese bile hiç olmazsa azalmasına katkısı olsa belki olayların seyrine etkisi olabilir. Kısacası acı çeken insanlar yüreklerinin sızısını hafifletecek bir gelişmeye de katkı veremiyorlar. Bu ise ister istemez insanı çaresizliğe sürüklüyor. Özellikle de 2 milyara yaklaşan Müslümanların olayların seyrinde, akan kanların durdurulması üzerinde etkili olamayışları ister istemez insanı üzüyor. Sanıyorum üzüyor ifadesi, yaşananları izahta yetersiz kalıyor. Çünkü sanki yeryüzünde farkına varmadan şeytanların egemen olduğu bir dünya düzeni oluşturulmuş. Hâlbuki yeryüzünde adil, hakkı esas alan bir düzene bugün dünden çok daha fazla ihtiyaç var.

Ancak dünya düzeni şeytanlaşmış canilerden yana işliyor. Söz gelimi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in; bugüne bir anda gelinmediğini, Filistin’in 56 yıldır boğucu bir işgal altında olduğunu, HAMAS’ın son çıkışının bu boğulmuşluğun etkisi olarak ortaya çıktığını söylerken bu arada ABD, İsrail’e, “Havadan katlet” çağrısında bulunuyor. Bu çağrıyı yaparken İsrail’i her türlü desteği açıktan yapıyor. Bu arada İsrail saldırılarının geldiği boyutu göstermesi bakımından Gazze’ye atılan bombaların miktarının İkinci Dünya Savaşı’nda Hiroşima’ya atılan atom bombasından daha fazla olduğu belirtiliyor. Böylece iki katil yeryüzünde kan akıtma rekortmenliğini kimselere bırakmak istemiyorlar. Bir başka ifadeyle ABD öylesine arka çıkıyor ki, akan kandan en az İsrail kadar zevk aldıkları görülüyor.

Diyebiliriz ki Irak’ta bir milyon kişiyi öldüren ABD, İsrail’e sadece maddi ve manevi destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda nasıl bir tavır sergilerse daha çok Filistinli öldüreceğini hatırlatıyor. Bunun içindir ki kendisi zayiat vermemesi için İsrail’e “havadan katlet” talimatı veriyor. Bu arada el altından İsrail’i kara harekâtına da hazırlıyor. ABD, bu yönde üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu her hali ile gösteriyor.

İsrail’e böylesine sahip çıkan ABD’nin, Filistinliler söz konusu olduğunda sesleri çıkmıyor. Daha doğrusu Filistinlilerin daha fazla öldürülmesinin yanında yer alıyor. Bunun içindir ki yeryüzünde düzen değişerek, adalet hâkim olursa bilinmelidir ki o zaman işlenen bunca cinayetin hesabı adaletin sağlanması için sorulacaktır, sorulması gerekiyor. Çünkü İsrail, Filistin’de 75 yıldır kan akıtıyor. Ancak akıttığı kanlar tatmin olmasına yetmemiş olacak ki, bir günde, hatta bir gecede bir yıllık katliam yapıyorlar. Bu arada Filistin’de saldırıların boyutu giderek artıyor. Çünkü genellikle Gazze’de yaşanan saldırılar dile getirilirken, İsrail’in Batı Şeria’daki baskıyı ve saldırılarını artırırken evlere baskınlar yaparak yoğun bir şekilde tutuklamalar yapıyor. Gelinen noktada, İsrail hapishaneleri Filistinlilerle dolmuş durumda.

Bunun için diyorum ki, insanın her söylediğinin doğru olması gerekiyor ama tek başına doğru söylemek yetmiyor, söylediği doğruya uygun hareket etmesi gerekiyor. Bu arada İsrail’in Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırılarının başlaması da gösteriyor ki, insanlığın söylemekle yetinmeyip söylediği yönde hareket etmesi şart görünüyor. Kısacası her söylediğimiz doğru olsun ama yaptıklarımızın söylediklerimize uygun olması da onun kadar önemli.