Söylenen ile yapılan arasında uyum olmadığı takdirde olayların doğru değerlendirmesini yapıyor olmak ne işe yarar Aslında ülkemizde ana sorun insanımız tarafından doğrunun tespit edilemeyişi değil, doğru tespitlere rağmen yanlış davranış ve uygulamalardan kaynaklanıyor.

Bugün kiminle konuşursanız konuşun ülkenin sorunlarını üç aşağı beş yukarı size aktarırlar. Ama, sıra uygulamaya geldiğinde sorunların çözümü yönünde değil; daha da ağırlaşması ve kangren haline gelmesini sağlayıcı bir uygulama ortaya çıkar.

Sözü uzatmadan Rahşan Ecevit in bazı gazetelere yansıyan bir açıklamasından bazı bölümleri aktarmak istiyorum. Aslında tamamını aktaracaktım ama bu açıklamanın gazetelere yansımasının ardından bir yetkili söylenenlerin bazı bölümlerinin doğru olmadığını ileri sürdü. Ancak, itiraz olmayan bölümleri aktarmak bile iddianın ciddiyetini gösteriyor. İşte Rahşan Ecevit in ülke topraklarının satışı ile ilgili iddiaları:

"Bütün Trakya"yı Yunanlılar satın aldı. Yunanistan  Ege Adalarını silahlandırmıştı. Şimdi bu adaların karşısındaki sahilleri Yunanlar satın alıyor.

GAP ı Yahudiler alıyor. Bütün topraklar kapatıldı. Şimdiki kadastro müdürü söylemiyor ama bundan önceki gelip bize anlattı.

Orta Anadolu yu Türk Yahudileri İsrailli şirketler adına alıyor.

Kuş Cenneti nin etrafını da yabancılar almış."

Özellikle GAP bölgesinde doğrudan ya da dolaylı yollarla İsrailli ya da Türk asıllı olmakla birlikte esas sermaye sahibinin Yahudi olduğu şirketler tarafından büyük arazilerin kapatıldığı ısrarla söyleniyor. Söylenmenin ötesinde belgeli iddialar medyaya yansıyor. Gerek gazete haberlerinde gerek TV haberleri ve haber programlarında bu iddiaların sahipleri ilgilileri uyarmaya çalışıyorlar. GAP bölgesi ile ilgili olarak çok önceden gerek köşemizde gerek TV 5"deki programlarımızda İsrail in geniş araziler kapattığına dikkat çekmiş, bununda arz-ı mev ud idealinin bir sonucu olduğunu ısrarla vurgulamıştık. İlgililer ise olayı  "Bir Türk Almanya da mülk edinebiliyorsa bir yabancının da Türkiye de arazi ya da ev alabileceği" matığı ile izaha çalışıyorlar. İlk bakışta bu tesbit doğru gibi görünmekle birlikte işin boyutunun sadece Akdeniz sahillerinde bir yazlık ev almaktan ibaret olmadığını artık herkes biliyor. Özellikle de GAP bölgesine başta İsrail şirketleri olmak üzere yabancıların yoğun ilgisinin artık gizlenecek bir yanı da kalmadı.

Ülke topraklarının satışı ile AB ye üyelik çabaları birlikte düşünüldüğü takdirde Türkiye nin bu hususta bir dayatma ile karşı karşıya olduğunu ve yöneticilerin bu dayatmaya karşı duramadıklarını söylemek yanlış olmaz. İşte bu noktada DSP iktidarında uygulanan ekonomik politikalar ile AB ne yaklaşımın bugünkü iktidardan çok farklı olmadığını hatırlayınca ister istemez Rahşan Ecevit in bugünkü söylediklerinin doğru olduğunu ancak iktidar olduklarında bu doğru tesbiti boşa çıkaracak bir uygulamaları olmadığını hatırlamak durumundayız. Bir bakıma bugün doğruları görüp bunları dile getiren Rahşan Hanım ın partisi de ekonomide IMF politikalarını uyguladı, ülkemizi küresel sermayenin istekleri doğrultusunda şekillendirdi. Bununla da yetinilmedi DSP de AB den yana değil miydi Onların uygulamaları ile bugünkü AKP iktidarının uygulamaları aynı kapıya çıkmıyor muydu

Bu bakımdan diyebiliriz ki, bugün ülkemizin bir takım doğru tesbitler yapanlara değil, yaptıkları doğru tesbit istikametinde doğru uygulamalar yapan, yapabilen iktidarlara ihtiyacı var. Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşanlara değil... Sıkıntımız söyledikleri ile uygulamaları uyuşmayan iktidarlardan. Ülkenin sıkıntılarını tesbit edip bu yönde hareket eden ve uygulamaları hayata geçirenlere karşı, bugün, bir takım doğruları dile getirenler ilk bayrağı açmış değiller miydi

Kısacası, Rahşan Hanım ın Partisi değil miydi seçimle işbaşına gelmiş bir siyasi iktidarı uzaklaştırmak isteyen çevrelerle işbirliği yapan... Tabii ki, sadece DSP değildi işbirlikçi olan Daha başkaları da vardı. Kamuoyu bugün bir takım gerçekleri söyleyenlerin dün nasıl hareket ettiklerini elbette unutmuş değil.