Bismillâhirrahmanirrahîm!

İNSAN, davasının büyüklüğü ölçüsünde kıymetlidir. Sahabeler de insandı. Onlar Rabbimizin elçisi aracılığı ile insanlığa gönderdiği kâinat çapında büyük İslâm davasını sahiplendiler. Sahabeleri büyük yapan olay, bütün insanlığın kurtuluş reçetesi olan İslâm davasını omuzlayarak Allah Resulüne (S.A.V.) büyük destek vermiş olmalarıdır. Onlar, dünya durdukça kendilerinden sonra gelecek tüm insanlara “ideal örnek” oldular. Hepimiz onları hayırla anıyor, örnek alıyoruz.

Millî Gazete de aynı davanın sesi olarak yayın hayatına başladı. Millî Görüş hareketi kökü ezelde, dalı ebette olan kâinat çapındaki büyük bir davanın adıdır. Tüm insanlığın huzur ve barışını esas almaktadır. Bu şerefli davanın Türkiye medyasındaki yayın organı Millî Gazete’dir. Mücadelesinin temelini hak-batıl ekseninde yürütmüş, yerini “hakkın safı” olarak belirlemiştir. 54 senedir, “Hak Geldi, Batıl Zail Oldu” logosunu taşıyarak yayın yapmaktadır.

12 Ocak 1973’te yayın hayatına başlayan Millî Gazete, olaylara hep “kadim değerlerimiz” perspektifinden baktı. Medya dünyasının “doğru cetvel”i oldu. Bu süre içinde yayıncılık çizgisinden kıl payı sapmadı. Hak davayı temsil eden Millî Görüş hareketinin gür sesidir. Düşmanlarının korkulu rüyasıdır. Dostlarına ümit ve sevinç verdi.

Millî Görüş hareketinin parti ve ESAM’dan sonraki üçüncü aksiyonu Millî Gazete oldu. Rahmetli Erbakan Hoca’mız Millî Gazete’nin kuruluşuna öncülük etti. Yayın hayatı boyunca en büyük desteği verdi. Teşkilât toplantılarının hepsinde Millî Gazete’yi de gündemine aldı.

NASIL ÖNEMSEDİLER

KARDEŞLER! Fikir tohumlarını ekmeden “dava şuuru”nda insan yetiştiremezsiniz! Dünyanın gidişatını okuyan feraset ve basiret sahibi “şuurlu” büyükler Millî Gazete’nin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlardı. Gazeteniz yoksa iktidar olamazdınız; bir şekilde iktidar olsanız bile, sizi savunan gazeteler yoksa, iktidarda kalamıyorsunuz! Millî Görüş tarihinde bunu o kadar açık gördük ki!

Bu yüzden;

Erbakan Hoca Başbakan olduğu zaman bile, bütün gazeteler önüne getirilir; o da diğer gazeteler içinden Millî Gazete’yi bulur; ilk okuma ve incelemeyi Millî Gazete’den başlardı!

Muhittin Yıldırım hoca, 12 Eylül İhtilâli’nin olduğu yıllarda Medine İslâm Üniversitesi’nde okuyordu. Öğrencilik yıllarında Medine’de koku satan medreselerde yetişmiş Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi’yi sıkça ziyaret ederdi. Ziyaretçilerine ülkelerinde İslâm’ı yaymaları, insanları şuurlandırmaları uyarısı yapardı. 12 Eylül’den bir hafta kadar sonra Muhittin hoca yine Mustafa Efendi’yi ziyarete gitmişti. Konuşurken Türkiye’den postayla bir torba dolusu Millî Gazete gelmişti. Belki 20-25 kadar Millî Gazete!

Mustafa Efendi, “Muhittin, şu gazeteleri sıraya göre diz!” dedi. Muhittin hoca gün sırasına göre dizdikten sonra, Mustafa Efendi’nin önüne koydu. Gazetelerin bir kısmı ihtilâl öncesi günlere, bir kısmı da ihtilâl sonrası günlere aitti. Mustafa Efendi en eski tarihli sayıdan okumaya başladı. Muhittin hoca, “Hocam, son sayılardan oku, Türkiye’de ihtilâl oldu, şartlar değişti” dedi.

BUGÜNÜN EVLİYASI

Mustafa Efendi, şöyle cevap verdi:

“MUHİTTİN! Şartların değiştiğini biliyorum. Gazetelerin ilk sayısından başlayışım, konunun sistematik olarak zihnime yerleşmesi içindir. Eskiden evliya hasır üzerinde oturur, Mısır’ı seyrederdi. Bugünün evliyası Millî Gazete okuyan kişidir.”

Artvin Arhavi kökenli, Yalova’da irşat görevi yapmış Sultan Baba ünvanlı mutasavvıf ve maneviyat erlerinden İhsan Tamgüney hoca efendi geçimini bakkal dükkânı işletmekle sağlardı. Müşterilerine şu tavsiyede bulunurdu: “Evlâdım! Şuradan bir Millî Gazete ve bir sabun al. Millî Gazete ile kalbini temizlersin; sabunla bedenini!”

Millî Gazete okumanın önemini bilseydik, onu elimizden düşürmezdik. Biz, doğru bakış açısını, değerlerimize göre olayları analiz etmeyi Millî Gazete’den öğrendik. İslâm dünyasını en geniş anlamda bize tanıtan ve onları sahiplenmemizi öğreten Millî Gazete oldu. Moro’daki mücadeleyi, Selâmet Haşimî’yi, Bosna Savaşı’nı, İran İslâm devrimini, Afganistan’ı, Pakistan’ı, Malezya’yı, Bangladeş’i, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Filistin’i vb. en geniş anlamda bize Millî Gazete tanıttı.

Biz, Müslümanca mücadeleyi Millî Gazete’den öğrendik. İhvan-ı Müslimîn’i, Mevdudî’yi, Şeyh Ahmed Yasin’i, Kral Faysal’ı, Abdullah Azzam’ı, Meral Maruf’u, Muhammed İkbal’i, Burhanettin Rabbanî’yi, İsmail Heniyye’yi, Yahya Sinvar’ı, Aliya İzzetbegoviç’i, Muhammet Mursî’yi ve daha nice cihat öncülerini en geniş anlamda ve birinci elden Millî Gazete’den öğrendik.

Millî Gazete “ümmetin gazetesi” denmeyi hak etti. Başta Erbakan Hocamdan, yayınında emeği geçenlerden ve okuyucularından Allah ebediyen razı olsun! 54. yılını tebrik ediyorum!