Bireyler ve
toplumsal arası ilişkilerin boyutlarının bir zihinsel altyapı sonucu olduğu bir
gerçektir. Hiçbir ilişki ve davranış biçimi rüzgârın önünde sürüklenen yaprak
gibi ortaya çıkmaz. Öncelikle inanç veya inançsızlık, yasalar, örf, adet ve
gelenekler ayrıca tarih algısı; insanların davranış biçimlerinde etkilidir.
Şiddetin türevleri dikkate alınarak şunu söylemek
mümkündür; semavi kaynaklı olmayan tüm inanç ve düşünce yapıları şiddet
içeriklidir. Semavi bozulmamış din mensupları zaman zaman şiddet içerisinde
olmaları söz konusu olsa da bunun sistematik ve sürekli olması mümkün değildir.
Çünkü semavi inanç ve oluşturduğu felsefe buna izin vermez.
Şiddetin türevleri; Kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik
veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya
sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da
özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda
meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum
ve davranışı.
İslam tarihinde arenalar ve gladyatörler olmamıştır.
Arenalarda izleyicilerin öldür öldür tezahüratları eşliliğinde köleler
öldürülmemiştir ya da aslanlarla dövüşmeye mecbur edilmemişlerdir. Ayakları ve
elleri kesilmiş köle pazarları bulunmaz. Kadının insanlık onurunu elinden alan
genelevleri yoktur. Tüm bunlar seküler felsefenin beraberinde getirdiği
sonuçlardır.
Modernizm kaynaklı sadizm, mazoşizm, nihilizm ve
diğerleri Tümü şiddet içerikli algılar 21. yy da devletlerin çözüm bulmak için
uğraştığı şiddete kaynaklık etmektedir. Fransız devriminin ürünü olan sadizm,
cinsel eşe (kadın, erkek veya hayvan) zorbalık ve acı verici eziyet
uygulayarak cinsel doyum ; din ve ahlaki kurallar düşmanı olan nihilizm,
bizzat olumsuzluğun propagandasını etik bir görev sayan, bir ideolojiye
dönüşmüş yürürlükteki ahlâkı tamamen reddeden; başka bir söyleyişle, ahlâki
hiçbir hakikatin olmadığını, değerler arasında bir sıra düzeni (hiyerarşi)
bulunmadığını ileri süren felsefe bizzat şiddetin kaynağıdır.
Kur an, Neml Suresi nde karınca ile Süleyman peygamber
arasında geçen bir diyaloga yer verir; Nihayet Karınca vadisine geldikleri
zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu
farkına varmadan sizi ezmesin! dedi. Semavi kaynak/İslam; kasten şiddetin
değil büyüğüne küçüğüne; değil insana hayvanların en küçüğü de (karınca) olsa
şiddete izin vermez; çünkü şiddet İslam ın kodları arasında yer almaz.
Şiddet denilince sadece kadının akla ge(tiri)lmesi
ailenin/eşlerin ya da evliliğin itibarsızlaştırılması planıdır. Genelde erkek
özelde ise aile reisi kocaya yönelik algı operasyondur. Erkek şiddeti, erkek
terörü gibi yaklaşımlar bir manipülasyon içermektedir. Çünkü kadınlar da
şiddet uygulamaktadır. Ayrıca şiddet içerikli felsefe ve düşüncelerin hedefi
yalnızca kadınlar değil; zayıf ve güçsüzlerdir. Yaşlılar, çocuklar,
kimsesizler, yoksullar, emekçiler, savaş mağdurları, mülteciler hepsi
potansiyel olarak şiddet mağdurlarıdır. Ayrıca kadınları bunlardan ayıran ve
şiddete maruz bırakan en önemli ayraç cinsel boyuttur.
Kuluçka makinesi yalnızca civciv üretir başka bir varlık
değil. Semavi kaynaklı olmayan tüm düşünce biçimleri de şiddet üretir.