Son günlerde İstanbul başta olmak üzere yürütülen operasyonlarda yurda kaçak girmiş olan sığınmacılar yakalanarak sınır dışı ediliyor. Bir bakıma artık ülkemiz, her isteyen yabancının sığındığı ülke olmaktan çıkartılacak görünüyor. Operasyonlara duyulan bir ihtiyaç mı sebep oldu da birdenbire kaçak olarak ülkemize girmiş yüzlerce, hatta binlerce yabancı sınır dışı edilmeye başlandı bilemiyorum. Bir ülkeye kaçak olarak girmiş kişiler dünyanın her yerinde yakalandıklarında sınır dışı edilirler. Çünkü hiçbir ülke, sınırlarının yol geçen hanına dönmesine izin vermez, vermemeli. Ancak yıllardan beri özellikle Suriye’de iç çatışmaların başlaması ile birlikte ülkemiz milyonlarca sığınmacı için vatan haline gelmiş görüntüsü ortaya çıktı. Hatta diyebiliriz ki, özellikle Suriye’den gelenlere karşı ciddi önlemlerin alındığını söylemek yanlış olur.

Olayın sadece Suriye’den gelenlerden ibaret olmadığını da biliyoruz. Afganistan, Irak ve Afrika’dan sığınmacıların sınırlarımızdan bir yolunu bulup ülkemize girişlerinin ardından hiçbir sıkıntı çekmeden ülkemizin en doğusundan gelen en batısına İstanbul’a kadar gidebilmekte. Bu bakımdan İstanbul’da hemen her köşede bu sığınmacılarla karşılaşmak mümkün. Bu arada giderek bazı tatsız eylemler de oluşunca sığınmacılara karşı ciddi tepkiler başladı. Diyebiliriz ki, ülkemiz her an yabancılara karşı eylemlere sahne olacak bir noktaya geldi. Çünkü bazı siyasi partiler yabancı karşıtlığını iç politikada malzeme yapmaya da başlayınca olay daha da ciddiyet kazanmaya başladı.

Son günlerde yabancılara karşı tavırlarda meydana gelen değişiklik İçişleri Bakanı Yerlikaya tarafından, “Talimat verdik, gönderiyoruz” sözleri ile ifade edildi. Yani son operasyonlar bir devlet politikasının sonucu imiş. Belli ki şimdiye kadar yöneticiler tarafından sergilenen tavır sebebiyle ülkemizin sanki sığınmacıların işgaline uğradığı görüntüsüne sahne olmuş. Yoksa sınırlarımıza sahip olamamakla ilgili olamaz. Olmaması gerekir. Çünkü devletlerin öncelikli görevi sınırlarına hâkim olmaları, her kafası esenin çantasını sırtına vurarak bir başka ülkenin sınırından elini kolunu sallayarak geçmesine izin verilemez. Ancak yıllardan beri ülkemiz yol geçen hanına çevrildi. Bundan yöneticiler nasıl bir sonuç beklediler, o sonuca ulaşılıp ulaşılamadığı sorularının cevaplandırılması gerekir. İpin ucunun kaçmakta olduğu endişesi ile de son operasyonların artırıldığı akla gelebilir. Ancak Suriye’de iç çatışmaların başlamasının sebep olduğu sığınmacı hareketine hazırlıksız yakalandığımızı söylemek sanıyorum yanlış olmaz. Çünkü milyonlarca yabancı insanın bir ülkeye akın etmesi ister istemez sosyal ve ekonomik birtakım sorunları gündeme getirmeye başlayınca  insanlarımız, duydukları rahatsızlığı yüksek sesle dile getirmeye başlayınca sanıyorum soruna bir çözüm bulmak, daha doğrusu sorunun daha da büyümesini engellemek için yabancıların çok olarak bulunduğu illerimizde operasyonlar başlatılmış durumda.

Yani, başlangıçta kapımıza dayanan sığınmacılara, kapılarımızı kapatamayız diyenler bugün gelenleri ülkelerine gönderme kararı almışlar. Kısacası, alınan bir yanlış kararın istenmeyen sonuçları görülmeye başlanınca sığınmacılara sergilenen hoşgörünün yerini ülkelerine gönderme tepkisi almış durumda. Öyle olunca da başlangıçta sergilediğimiz hoşgörülü yaklaşımın yanlış olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Ne yazık ki, AK Parti iktidarında enine boyuna düşünmeden, araştırmadan alınan kararların faturasını toplum ödemekte, iktidar sahiplerinin bu işlerde hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranılıyor. Bu bakımdan kaçak sığınmacıları bir talimatla bugün sınır dışı edenler, başlangıçta ileriyi görebilmiş olsalardı sanıyordum sınırlarımızın böylesine serbest bırakılması gündeme gelmezdi. Ancak, “Talimat verdik, gönderiyoruz” demek de ilgilileri sorumluluktan kurtarmaz sanıyorum.