Dolar fırladı ya; aklıma hemen şu söz geldi: “Bunlar iyi günler” yani kötünün daha kötüsü var; Allah beterinden saklasın.

Her yolun bir sonu var; her inişin bir de yokuşu olması gibi. Adına 3. Cumhuriyet mi denir, her ne denirse, artık Türkiye, yolun sonuna gelmiştir. Mevcut sistem ve anlayışla yola devam etmek mümkün değildir. Anlaşılan o ki; buraya kadarmış.

Milletimiz için artık tek seçenek kalmıştır:

“Lider ülke Türkiye”.

Ya lider olunacak, ya lider olunacak. Başka yol kalmamıştır. Tabii, lider olmak kolay değil, bedel ister. Maliyeti neyse bu millet öder ve lider ülke olmak için yola çıkabilir. Tabii olarak bu konu da lafla olacak değildir, doğru yönde atılması gereken adımlar var.

Nedir bu adımlar, diye akla gelebilir; hemen aktaralım:

  • Öncelikle, borca dayalı ekonomi yönetiminden vazgeçilmeli. Alternatif olarak üretime dayalı ekonomi modeli düşünülmelidir.
  • Dolarla yapılan alışverişten bir an önce vazgeçilmelidir. Herkesin kendi milli parasını kullanacağı bir sisteme geçilmelidir.
  • Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı üsler kapatılmalıdır.
  • Batı ile kurulan tüm ilişkiler sonlandırılmalı.
  • İslam Birliği ve Hilafet ilan edilerek Müslümanların desteği sağlanmalıdır.
  • Otomobil, akıllı telefon gibi birçok şeyin Türkiye’ye sokulması zorlaştırılmalı ve bunların yerli üretimi hızlandırılmalıdır. Vb...

Evet, yazının baş kısmında belirtmiştik, daha kötüsü olabilir diye. Her hale hazırlıklı olmak gerekir. Ekonomik olarak başlayan savaşta silahlar kullanmaya başlanırsa o zaman durum çok farklı olabilir.

Şimdi, gelelim güncel tartışmaya:

Dolarla dış güçler mi oynuyor?

Evet. Bizim de kanaatimiz öyle. Ancak, alınması gereken tedbirler vardı, alınmadı.

Mesela:

“Borca dayalı ekonomi” yoluna hiç girilmemeliydi. Bunlar zannettiler ki, Erbakan’ı bırakırsak küresel sisteme bir iki şirinlik gösterisiyle işleri halledebiliriz. Kaba olacak ama biz gene de orijinal şekliyle ifade edelim:

Yemezler...

Görüldüğü gibi, sadece,  Erbakan Hocanın uygulamalarını terk etmek yetmedi. Hangi sisteme dâhil olacaklarını da onlar belirlediler. ABD’nin Irak’a müdahalesi esnasında hava sahasının açılması, zinanın serbest bırakılması, domuz etinin marketlerde satılabilmesine imkân tanınması gibi tavizler de işin cabası.

Tabii, bunların sırası değil, diye düşünülebilir. O halde biz de zülfü yâre dokunmadan devam edelim. Türkiye’nin maruz kaldığı bu durumda, elbette ki bir ve beraber olacağız. Ayrıca, bu müessif konu ile alakalı fatura ödemeye de hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz.

Ülkemiz önemli bir süreçten geçmektedir. AB ve ABD’ye bağımlı siyaset iflas etmiştir. Gelinen noktada ABD, ülke bağımsızlığına göz dikmiştir. Ülkeyi idare edenler at yarışı spikeri olmadıklarını göstermelidirler.

Daha açık ifade etmek gerekirse; malum, doları çıkaran Siyonist kuruluşlardır. Kendilerini emniyete alan bir sistemin aracıdır dolar.

Onun için, rahatlıkla, şu tespit yapılabilir:

Doların inmesi veya çıkması onların elindedir. Tabiî ki birçok sistemde olduğu gibi, bu sistem içerisinde de kendini muhafaza etmek mümkün. Aksi durumda, bu günler mumla aranır.