Zalimlerin Bir Numaralı Maşasıydı

 Osmanlı İmparatorluğu nun idam

fermanını imzalayan İttihat ve Terakki, amaca ulaşmak için her yolun

mübah olduğunu düşünen bir zihniyetin ürünüdür. Bu sakat zihniyet,

sadece bir imparatorluğu değil binlerce, milyonlarca hayatı da bitirdi.

Bir kısmını genç yaşta ele geçirerek robotlaştırdı. Bir kısmını da bu

robotlarıyla söndürdü. Yakub Cemil de İttihat ve Terakki ye ömrü boyunca

hizmet etmiş robotlardan biri olarak çıkıyor karşımıza. O nun ismini

daha çok Bab-ı Âli Baskını yla duyarız. Arada geçen bunca yıla yazılan

onlarca kitap ve makaleye rağmen halen vatana hizmet mi yoksa ihanet mi

ettiği tartışma konusu olmuştur. Hayatı barut ve kan kokusuyla geçen

Yakub Cemil, Osmanlı İmparatorluğunu idare ettiğini zanneden sakat

zihniyetin maşası olarak kullanılan bir isimdir. Önceki yazılarımızda

İttihat ve Terakki nin sakatlığını ve Bab-ı Âli Baskını nı anlatmaya

çalışmıştık. Bugün de İT zihniyetinin ürünü Yakub Cemil den bahsedelim

istedik. 

İttihat Ve Terakki nin Derin Adamı :Yakub Cemil

Teğmen rütbesiyle 1903 te Harp Okulu ndan mezun olan Yakub Cemil in ilk

görev yeri Manastır daki 6. Nizamiye Piyade Tümeni ydi. Burada Enver

Paşa nın emrinde bulunmuş ve hayatı boyunca da Enver Paşa nın en

yakınındaki adamlarından biri olarak kalmıştır.Manastır da II.

Meşrutiyet dönemine kadar görev yaptı. Yakub Cemil, Bulgar, Sırp,

Yunan, Arnavut çetelerine karşı mücadele ederek Gayri Nizami Harp

tecrübesini kazandı. İttihat ve Terakki ye katılması da aynı dönemde

oldu. Bab-ı âli baskını nın en önemli adamlarından biri olan Yakup

Cemil, hayatı boyunca İttihat ve Terakki tarafından kullanılmış ve işi

bittiği zaman bir paçavra gibi kenara atılmıştır.Fıtraten ateşli ve

isyankâr olan Yakup Cemil, gözünü budaktan sakınmayan bir adam, pireyi

gözünden vuracak derecede maharetli bir nişancıdır. Rumeli deki genç

subayların pek çoğu gibi o da, İttihat ve Terakki ye girerek güya zorba

padişahın zulmüne(!) karşı bayrak açanlardandır.       

İTTİHAT ve

Terakki nin fedailerinden Yakub Cemil, 1883 yılında İstanbul da doğdu.

Babası Ahmed Bey, annesi Nazik Hanım dır. Babasının tütün ticaretinin

yanısıra kaçakçılıkla iştigal ettiği de söylenir.

Yakub Cemil,

1903 de teğmen rütbesiyle Harp Okulu ndan mezun oldu. İlk görev yeri

Manastır da konuşlanan 6. Nizamiye Piyade Tümeni ydi. Burada Enver

Paşa nın emrinde bulunmuş ve hayatı boyunca da Enver Paşa nın en

yakınındaki adamlarından biri olmuştur. Manastır da II. Meşrutiyet

dönemine kadar görev yapan Yakub Cemil, Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut

çetelerine karşı mücadele ederek Gayri Nizami Harp tecrübesini kazandı.

İttihat ve Terakki ye katılması da aynı dönemde oldu.

İhtilalin

ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından 1909 yılında İran a

gönderildi. Buradaki görevi meşrutiyeti yeniden ilan ettirmek üzere

yeraltı faaliyetlerinde bulunmaktı. İstikameti üzerinde bulunan Kürt

aşiretlerinin desteğini topladı. İranlı meşrutiyet yanlılarını

örgütlemeye çalıştı. Elim 31 Mart olaylarının patlak vermesiyle

İstanbul a çağrılınca İran dan ayrıldı. Sözde 31 Mart İsyanı nın

bastırılmasıyla Ermeni ayaklanmaları sebebiyle müfettiş-i umumi olarak

Adana ya gönderildi. 1910 da gazeteci Ahmet Samim Bey e düzenlenen

suikastın faili olduğu iddia edilse de bu ispatlanamadı.

Trablusgarp Dönemi

Kuzey

Afrika daki son Osmanlı Toprağı olan Trablusgarb a 1911 de gönderildi.

Yerel halkı örgütlemek için gönderilen diğer Osmanlı subaylarıyla

birlikte çalıştığı esnada Kurmay Binbaşı Enver Bey in emrinde bulundu.

Yerel halkı örgütleyerek gerilla savaşını başlatan subaylar, bu işte

büyük başarı gösterirken, Yakub Cemil, casus olduğundan şüphelendiği

teğmen Şükrü yü uykusundayken katletti. Bu olay sonrasında  karargah

karıştı. Yakub Cemil in bir çılgınlık daha yapmasının önüne geçmek için

İstanbul a gönderilmesine karar verildi.

Bâb-ı Âli Baskını ve Balkanlar

Balkan

Savaşları nın başladığı 1912 de emrine verilen 4 bin kişilik

mahkumlardan müteşekkil orduyla çarpışmalara katılan Yakub Cemil,

beklenenden büyük başarı kaydetti. Osmanlı Ordusu nun yenilerek geri

çekilmesi Yakub Cemil in de İstanbul a dönmesine sebep oldu. Edirne de

muhteşem bir savunma örneği gösteren Mehmed Şükrü Paşa yaklaşık 6 ay

süren bir mücadele sonucunda yenildi.

Edirne müdafaasının devam

ettiği sırada muhalefetteki İttihat ve Terakki Fırkası Rumeli nin

Bulgarlara bırakıldığının ileri sürerek tarihe Bâb-ı Âli Baskını olarak

geçen ikinci ihtilalini gerçekleştirdi. Yakub Cemil, Bab-ı Ali binasına

ilk giren baskıncılar arasındaydı. Baskın esnasında karşılarına çıkan ve

Siyasete karışmayacağınıza söz vermiştiniz sözünüz bu muydu diyen

Harbiye Nazırı Müşir Nazım Paşa yı Bu herife laf anlatılır mı diyerek

şakağından vuran Yakub Cemil olaydan kısa bir süre sonra ordudan

atıldı.

Ordudan atıldığı yıl Garbi Trakya Muvakkat Hükümeti nin

kurulmasıyla sonuçlanan muharebe döneminde Enver Bey in emrinde orduda

gönüllü olarak yer alan Yakub Cemil vukuatlarına da devam etti.

Teşkilat-ı Mahsusa

Teşkilat-ı

Mahsusa nın 1914 de resmen kurulmasıyla bu kuruma alınan Yakub Cemil

için ilk görev yeri olarak Doğu Anadolu belirlendi. 2000 kişilik mahkûm

ordusuyla yola çıkan Yakub Cemil in, Çorum da konakladıkları sırada

yerel halktan birini yargılamadan idam ettirmesi büyük tepki çekti.

Bölgedeki diğer ordu birlikleriyle çeşitli zaferler kazandı ancak

Ardahan da ciddi bir yenilgiye uğrayarak geri çekildi. Daha sonra

üzerine Ermeni çetelere karşı mücadele etmekle görevlendirildi. 1915 de

alınan kararla Erzurum ve çevresindeki Ermenilerin tehcir edilmesini

organize etti. Tehcir süresinde emrini verdiği bazı komitacıların

yargısız infazları sebebiyle bu görevinden de alındı. Yeni görev yeri

olan Bitlis te, emirleri ihlal edip çıkan isyanlara karşı aşırı sert

davrandığı için Bağdat a gönderildi. Bağdat cephesinde de emirleri ihlal

etti ve fevri olarak emrettiği bir taarruzda bölüğünün büyük kısmını

kaybetti. Bu olay cephe günlerinin de sonu olurken acele bir şekilde

İstanbul a çağrıldı.

İdam Edilişi

İstanbul daki son günlerinde

İttihat ve Terakki yönetimiyle bazı anlaşmazlıklar yaşadı. İtilaf

devletleriyle barış için görüşmelerde bulunan İttihat ve Terakki

hükümetini Bab-ı Ali Baskını benzeri bir darbeyle devirme planları

yaptı. İttihat ve Terakki hükümetini dağıtmak istiyordu. Yakub Cemil,

İttihat ve Terakki içindeki entrikaların sonucunda Talat Bey grubunun

Enver Paşa yı kandırmasıyla hükümeti devirmeye teşebbüs ve Harbiye

Nazırı Enver Paşa ya suikast suçlamasıyla tutuklandı.

Enver Paşa

Yakub Cemil in idam edilmesinden yana değildi. Ancak Enver Paşa nın

yurtdışında bulunmasını fırsat bilen Talat Paşa Yakub Cemil in idamına

karar verdi.

Karar 11 Eylül 1916 günü Kağıthane de kurşuna dizilmek suretiyle yerine getirildi.

Karanlık emellerin silahı

...

macerası yarım asırdan fazla bir zamandır söylene gelen ve hakkındaki

çeşitli neşriyata rağmen hâlâ anlaşılmamış olan Yakup Cemil

...

ittihat ve Terakki ye bu şekilde girenler arasından bir grup bilahere

cemiyetin fedaileri olarak bazı siyasi cinayetlere karışmışlardır ki

Yakup Cemil de bunlar arasındadır. Sayalım bu gruptan bâzılarının

isimlerini: Enver (Paşa),  Ohrili Eyüb Sabri (Manastır da Osman Paşa yı

dağa kaldıranlardan), Resneli Niyazi (Hürriyet Kahramanı olarak anılan

geyikli adam), Talat (Paşa), Yakup Cemil, mülazım Atıf (Şemsi Paşa nın

katili), İzmitli Mümtaz (Bilahare Enver Paşa nın yaveri), Sapancalı

Hakkı (Bab-ı Ali baskını kahramanlarından), Cemâl (Paşa), Abdulkadir

(Gazeteci Ahmed Samim in katili, sonraları Ankara valisi olup idam

edilmiştir.), Mustafa Necip (Bab-ı Ali baskınında ölen), Süleyman Askerî

(bilâhare Teşkilât-ı Mahsûsa reisi), İsmail Canbolat (Miralay Nâzım Bey

vak ası kahramanlarından, bilâhare Dahiliye nazırlığı yapmış ve İzmir

suikasti dolayısıyla asılmıştır.), Mahmud (Bilâhare Siirt mebusu), Topçu

İhsan (Havuz-Yavuz davası kahramanı)...

Bu fedailer arasında, pek

atak hali ve cesaretiyle temayüz eden Yakup Cemil, 1908 Meşrutiyeti ne

kadar Balkanlar da faaliyet göstermiş ve Meşrutiyet ten sonra

askerlikten ayrılarak İttihat ve Terakki murahhas-ı mesulü olup,

Adana da çalışmıştır. Bilâhare, Trablusgarp taki çete savaşlarına

katılan Yakup Cemil in orada bir subayı vurup öldürmesi, bu yaman fedai

hakkında bilgi edinilmesi yönünden mühimdir. Şöyle ki:

Trablusgarp taki

Türk, kuvvetleri arasında siyah rengi dolayısıyla Zenci lakabıyla

anılan bir mülâzım Şükrü Efendi vardı. Yakup Cemil, bu mülâzım Şükrü

Efendi yi bir gece yatağında vurup öldürür!. Sorarlar kendisine:

-Niçin vurdun bu adamı .

-Casustu da ondan!.

-Casus mu .

-Evet!.

-Var mı elinde delilin

-Elbette var!.

-Nedir o

-Ölen adamın rengi!. Yahu, insan zenci olur da casus olmaz mı hiç !.

İşte,

Yakup Cemil böylesine acayip bir adamdır ve onun bu hali, hayatının her

safhasında çeşitli tezâhürleriyle göze çarpmaktadır...

Meşhur Bab-ı

âli baskını nın en mühim adamlarından biri de Yakup Cemil dir. Enver le

beraber Babıâli ye girenler arasında bulunan Yakup Cemil, birbiri

peşisıra patlayan tabanca sesleri üzerine odasından fırlayıp: Siz beni

aldattınız!.. diyerek Enver in üzerine yürüyen zamanın Heybetli Harbiye

Nazırı Nazım Paşa yı tek kurşunla vurup yere sermiş ve Bab-ı âli

koridorlarında can çekişen Harbiye Nazırı nın üzerine tabancasındaki

diğer kurşunları da boşaltırken,

-Ne yapıyorsun diyen arkadaşlarına, sanki hiçbir şey olmamış gibi,

-Bu adamlara başka türlü laf anlatılır mı yahu!. cevabını vermiştir!.

Bab-ı

âli baskınından sonra devlet idaresine tamamen hâkim olan İttihatçılar

arasında başlayan Talât-Enver mücadelesi nde Yakup Cemil, Enver den

yanadır. Bu mücadelede Merkez-i Umumîye hâkim olan Talât, oradaki

sivillere, meselâ şu meşhur Kara Kemal e, Bahaeddin Şakir e, Dr. Nâzım a

dayanmış, fedailer grubunun genç subayları ise Enver i tutmuşlardır.

Bunlar arasında İzmitli Mümtaz, Sapancalı Hakkı, Hüsrev Sami ve Yakup

Cemil müfrit Envercidirler. Enver Bey in bir anda Enver Paşa

oluvermesini bu, ellerini sık sık tabancalarına atmayı itiyat edinmiş

fedailer sağlamışlardır!.

... Emrindeki iki bin kişilik müfreze ile

Ardahan ı işgal eden ve kendisine Ardahan Fâtihi unvanını

yakıştırıveren Yakup Cemil in bu cephedeki başarıları, yine bâzı

taşkınlıklarıyla gölgelenmiş ve meselâ, günün birinde Hasankale

civarında on altı kişiyi birden sorgusuz sualsiz kurşuna dizivermesi,

ordu kumandanı Mahmud Kâmil Paşa üzerinde adeta bir şok tesiri

yapmıştır!.

Bilinmez, belki de Yakup Cemil in bu on altı kişiyi

birden sorgusuz sualsiz kurşuna dizivermesi doğru bir harekettir ve

belki de bu insanlar gerçekten Yakup Cemil in zannettiği gibi vatan

hâinidir... Fakat, bu kimselerin böyle sorgusuz sualsiz öldürülmesi ordu

kumandanını düşündürmüş ve o cephede hakikaten başarıyla dövüşen Yakup

Cemil, bu hareketiyle kendisini tedirgin etmiştir.

Bu vakadan sonra

Bitlis e gönderilen Yakup Cemil, oradaki alay kumandanı (Kel Ali namıyla

maruf Ali Çetinkaya) ile de geçinememiş ve Kel Ali, Yakup Cemil i

müfrezesiyle beraber Bağdat a aşırmasını bilmiştir. Bağdat ta, Enver

Paşa nın amcası Halil Paşa, bu ele avuca sığmayan Yakup Cemil in

hareketleriyle baş edememiş ve İstanbul a yazarak onun Bağdat tan

alınmasını temin etmiştir.

... İttihat ve Terakki başındakilere

açıkça muhalefete başlamış, Harbiye Nezâreti ve merkez-i umumî

koridorlarında bunu çekinmeden herkese söylemiş ve I. Dünya Savaşı nın

aleyhimizdeki seyri dolayısıyla yegâne çarenin münferit sulh olduğuna

inanarak, merkez-i umum yi bu yola çevirebilmek için kapı kapı dolaşmış,

sonra kimsede ümidi kalmayınca, içlerinde Yahya Kaptan ın da bulunduğu

bir grup insanla Babıâli yi basıp hükümeti devirmeyi düşünmüş, bu

hareket için Babıâli civarındaki Meserret oteline karargâh kurup gerekli

hazırlıkları yapmış iken, Sapancalı Hakkı nın müdahalesiyle baskın

önlenmiştir.

Bilâhare, Enver Paşa nın emriyle bir müfreze teşkil edip

İran a gönderilmek istenen Yakup Cemil, bu müfreze teşkili hazırlıkları

içinde iken merkez kumandanlığınca tevkif edilmiştir ki, gerek tevkif

olayını, gerek daha evvelki ikinci Babıâli baskını teşebbüsünü

hazırlayan adam Talât Paşa dır...

(Mustafa Müftüoğlu

Yalan Söyleyen Tarih Utansın

Cilt 6 / Sayfa 85-92)

Fıtraten ateşli ve

isyankâr olan Yakup Cemil, gözünü budaktan sakınmayan bir adam, pireyi

gözünden vuracak derecede maharetli bir nişancıdır. Rumeli deki genç

subayların pek çoğu gibi o da, İttihat ve Terakki ye girerek güya zorba

padişahın zulmüne(!) karşı bayrak açanlardandır.      

23 Ocak 1913 günü Enver Bey ve Talat Bey in başını çektiği bir grup

İttihat ve Terakki üyesiNİN hükûmet binası Bâb-ı Âli YE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ

BASKIN,  Avrupa BASININDA BÜYÜK YER BULDU.  9 şubat 1913 tarihinde

Avrupa da yayınlanan bu gazetede Bab-ı Ali Baskını RESMEDİLMİŞ.

KRONOLOJİ

1 OCAK

Çekoslovakya; Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ayrıldı (1993).

Takvim ve saatte yapılan değişiklik yürürlüğe girdi (1926)

Çin de binlerce öğrencinin Tianenman meydanında yürümesi (1987)

2 OCAK

Kanuni nin Rodos u Fethi (1523).

8 Mart 1961 de Kurulan Basın İlan Kurumu Kuruluş. Yasası Çıkartıldı (1961).

3 OCAK

Küba ile ABD Arasında Diplomatik

İlişkilerin Kopması (1961).

4 OCAK

Osmanlı-İsveç Savunma Antlaşmasının İmzalanması (1740).

5 OCAK

Osmanlı - İngiltere Arasında Çanakkale (Kal ayı Sultaniyye) Antlaşması nın İmzalanması (1809).

6 OCAK

Eski Dışişleri Bakanlarından Tevfik Rüştü Aras ın Ölümü (1972).

IV. Mehmet in Edirne de Ölümü (1693).

7 OCAK

İngiltere nin, Çin Halk Cumhuriyeti ni Resmen Tanıması (1950).

Sadrazam Mustafa Reşit Paşa nın Ölümü (1858). Demokrat Parti Kuruldu (1946).

10 OCAK

Osmanlı Devleti ile Rusya Arasında Yaş Barış Antlaşmasının İmzalanması (1792).

11 OCAK

Peygamberimizin Mekke yi Fethi (630).

12 OCAK

Osmanlı Mebusan Meclisi nin Son Toplantısı (1920).

15 OCAK

İsrail Askerlerinin Mescid-i Aksa yı Basması (1988).

16 OCAK

III. Murat ın Ölümü; III. Mehmet in Tahta Çıkması (1595).

17 OCAK

Körfez Savaşı nın Başlangıcı (1991).

21 OCAK

Padişah III. Mustafa nın Ölümü; I. Abdülhamit in Tahta Çıkışı (1774).

Rodos un Fethi (1522).

23 OCAK

İttihatçıların Babıali Baskını (1913).

Vietnam da Barış (1973).

25 OCAK

Sırp Zındığı Zaferi (1364).

26 OCAK

Kazım Karabekir in vefatı (1948).

Karlofça Barış Antlaşması nın İmzalanması (1699).

27 OCAK

Osmanlı Devleti nin Kuruluşu (1299).