Tarih 12 Şubat 2013..
Yani, neredeyse tam bir sene önce.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin Meclis Grup toplantısında konuşuyor;
Toplu taşıma araçlarından indirimli yararlanma noktasında belli kesimlere belli avantajlar sağlanıyordu. Gaziler ve şehit yakınları toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanıyordu. Vazife malullerinin çocukları yararlanırken anne ve babaları yararlanamıyordu. Bakanlar Kurulumuzda Bakan Fatma Şahin in sunumunu değerlendirdik. Vazife malullüğü kapsamında şehit olanların çocukları, anne-babaları, gazi olanların harp malullerin, muharip gazilerin çocukları ve anne babaları da toplu taşımadan ücretsiz yararlanacak.
Engelli kardeşlerimiz demiryollarının, deniz yollarının şehir içi ve dışı hatlarında ücretsiz seyahat edecek. Ağır engelli kardeşlerimizin yanında bir refakatçi de bu hizmetten yararlanacak. 65 yaş üstü vatandaşlarımız, Devlet Demiryolları nın şehir içi hatlarında deniz yollarının şehir içi hatlarında, belediyelerin şehir içi toplu taşıma hatlarında Türkiye genelinde ücretsiz seyahat edebilecek. Bugüne kadar yüzde 20 gibi bir uygulama vardı. Dostlar, kardeşler, akrabalar, dede ile torun, nine ile torun arasında ulaşım engelini artık kaldırıyor, bu şekilde sevenleri birbiriyle buluşturuyoruz. Bu bizim boynumuzu borcu, sosyal devlet olmamızın gereğidir Belediyeler arasındaki farkı ortadan kaldırıyor, tüm Türkiye de yaşlılarımıza ücretsiz seyahat imkanı getiriyoruz.
Başbakan, canlı yayında, milyonların önünde bu sözleri verdi, unuttu galiba.
Hani, nerede engelliye ücretsiz seyahat hakkı
Hani, nerede tüm yaşlılara ücretsiz seyahat imkanı
Başbakanın onca danışmanı var, parti görevlisi var.
Biri de kalkıp, Sayın Başbakanım biz bir sene önce vatandaşa böyle böyle bir söz verdik, yapmamız lazım. demiyor mu
Demiyorsa, diyemiyorsa o koltukta neden oturuyor
TÜRKİYE HUKUK DEVLETİ Mİ
Adı Nurhan Gül.
Sakın gülmeyin; sizin de başınıza gelebilir;
Nurhan Gül, Başbakan Erdoğan ın, Manisa Akhisar daki mitingi sırasında dairesinin balkonundan ayakkabı kutusu gösterdiği için sivil ve üniformalı polisler tarafından gözaltına alındı.
Karakola götürülen Nurhan Gül, burada verdiği ifadesinde 690 TL emekli maaşıyla yaşadığını, bu emekli maaşını protesto etmek için ayakkabı kutusunu gösterdiğini ifade etti.
Gül ün ne kadar büyük bir suç işlediğinin bir itirafı olarak(!)- ifadesinin bir bölümünü buraya da almak istiyorum;
Başbakan Erdoğan alanda konuşurken, balkondan, yanımda bulunan boş ayakkabı kutusunu elime alarak salladım ve oturdum. Herhangi bir kelime ve sözlü ifade kullanmadım. Bir iki dakika geçmeden evime korumalar ve polisler geldi. Ayakkabı kutusunu sallayanın kim olduğunu sordular. Ben olduğumu söyledikten sonra gözaltına alındım. Evi polis aradı. Karakola götürüldüm. Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadem alınarak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım.
Nurhan Gül, ayakkabı kutusunu sallama sebebini ise şöyle açıkladı: Almış olduğum 690 lira emekli maaşımın düşük olmasından dolayı ve buna yolsuzun ve hırsızın peşine düşülmektense savcının ve polisin peşine düşülmesinin sebep olduğunu düşündüğümden dolayı protesto ettim. Olayın duyulmasıyla birçok arkadaşım arayarak destekte bulundular. Ayrıca dört beş avukat arayarak, avukatlığımı yapmak istediler.
Merak ediyorum;
Ayakkabı kutusunu eline alıp sallamak velev ki protesto amaçlı olsa dahi- Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre ne zamandan beri suç sayılmakta
Nurhan Gül ün evine polisler nasıl girdi Alelacele Savcılıktan evi aramak için izin kağıdı mı aldılar Ya da hangi kanunun hangi maddesine dayanarak böyle bir baskın düzenlendi
Bundan böyle güvenlik güçleri herhangi bir yerde elinde ayakkabı kutusu olan vatandaşları da gözaltına alacak mı
Ayakkabı kutusu imal eden atölyeler, fabrikalar da güvenlik güçleri tarafından mim lenecek mi, fişlenecek mi
Türkiye nasıl bir hukuk devleti ki; bir ayakkabı kutusunu gösterdi diye bir anne gözaltına alınıyor.
Türkiye nasıl bir hukuk devleti ki; hukukçular böyle bir uygulama karşısında çıtlarını çıkarmıyor
ÖZAL A KAFA TUTAN PAŞA ÖLDÜ
Körfez Savaşı sırasında dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Yavuz un bir çıkışını belki herkes hatırlamaz.
Kemal Yavuz paşa, Türk Silahlı Kuvvetlerin Kuzey Irak ı ele geçirmesini talep eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal a şöyle demişti:
Eğer komutanım emrederse girerim. 3 - 4 günde bölgeyi kontrolümüze alırız. Ama geçici süre kontrole almak başka, kalıcı olmak başka. Biz kendi insanlarımızın yaşadıkları kendi topraklarımız olan Güneydoğu da bile 70 - 80 tabur, yani 20 - 30 bin asker tutuyoruz. Sınır ötesinde aynı büyüklükteki Kuzey Irak için 100 tabur ayırabilecek miyiz
Turgut Özal, bu cümlelerden pek hoşlanmaz, susar. Orgeneral Kemal Yavuz sözlerini sürdürür:
Tertemiz Anadolu çocuklarıyla Kuzey Irak ta sonuç alabiliriz ama bir süre sonra onların asil kanlarını yerde bırakarak çekilmek zorunda kalırız. Başkalarının sürdüğü topraktaki izlerden gitmek zorunda kalmamalıyız. Toprağı kendimiz sürmeli, kendi izimizi kendimiz kazımalıyız.
İşte o Komutan dün öldü.
Kemal Yavuz, Ergenekon Davası nda tutuksuz olarak yargılanıyordu.
Emekli Yavuz, duruşma sırasında kendisine yöneltilen, Türkiye de derin devlet var mıdır sorusuna, Derin devlet devletin kendisidir. Derin devlet, devlete sahip çıkan askeri ve sivil bürokrasidir. Türkiye Cumhuriyeti ni korumak isteyen bürokratlardan ibarettir. Bunun dışında bir şey değildir cevabını vermişti.
NOT: Bugün 1 Ocak 2014 Çarşamba... 1) İşte geldik 2014 e Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar tık yok. Dubakali n olacak Takipçisiyiz