Bu seçim döneminde ittifakların temel motivasyonunun değişim olduğunu geçen hafta ifade etmiştik. Bunun Cumhur İttifakı’ndaki karşılığı iktidarı devletle özdeşleştirdikleri için beka sorunu olduğunu, Millet İttifakı’ndaki karşılığı ise ülkenin geleceğine dönük huzur, refah ve barış içerisinde yaşamayı vaat ettiğini söylemeye çalıştık. Bunun yanında Millet İttifakı içerisinde her partinin bu değişime ana amacın dışında anlamlar yüklediğini de belirtmiştik. İttifak içerisinde yer alan en büyük parti için bu değişimin anlamı iktidarın temel direği olması iken diğer büyük parti için değişimin anlamı iktidar değişikliğinde kilit rolü oynayabilme stratejisi olduğunu vurguladık. Bu hafta ise ittifak içerisinde yer alan kamuoyu yoklamalarına göre oy potansiyeli daha düşük olan diğer partiler açısından değişimin ne ifade ettiğine değinmemiz gerekecek.

Diğer partilerin genel görüntüsüne baktığımızda potansiyel oy oranı olarak baraj sorunu olduğunu tahmin edebiliyoruz. Bu partilerin aynı zamanda Millet İttifakı’nın sol gövdesine karşın sağ, liberal ve İslamcı tarafı temsil ettiğini de görüyoruz. Yine bu partiler arasında ilk defa seçime girecek partilerle bir siyasi geçmişe sahip partilerin ayrımı söz konusu. Buradan hareketle bu partiler için değişimin ne ifade ettiğini ikinci ayrımdan bakmamızın daha doğru olacağı kanaatindeyim.

İktidar partisinin içinden kopup yeni bir siyasi hareket başlatan iki parti için bu seçimlerde değişimin muhteviyatı rüştünü ispatlama gayretidir. Eğer bu değişim sağlanabilirse değişime sundukları katkıyla varlıklarını korumayı umuyor olmalılar. Ancak değişim gerçekleşmezse siyaset sahnesine veda etme gibi bir tehlikeyle de karşı karşıya olduklarının farkındadırlar. Çünkü diğer ittifakın başarısı bu partilerin halk nezdinde karşılık bulmadığını göstermektedir. İktidar bloğunun en zayıf olduğu bir vasatta gelen başarısızlık bu partileri bu süreçten sonra büyümesinin mümkün olmayacağını gösteriyor.

Millet İttifakı’nın siyasi geçmişe sahip partilerinden Demokrat Parti’nin isim dışında bir birikim ortaya koyabilmesi pek mümkün gözükmüyor. Burada asıl veriyi Saadet Partisi’nde bulabiliriz. Saadet Partisi için değişimin mahiyetini olandan beri olmayı, olacak olanda da dengeyi amaçlıyor olmasıdır. Mevcut iktidarın sosyolojik tabanıyla yakınlığı Saadet Partisi’nin talep ettiği değişim talebinin sancılı olacağı beklenen bir durumdur. Bunu göze alarak ortaya konan değişim talebi Saadet Partisi için kendi sosyolojisinin itibarını korumakla açıklayabiliriz. Erbakan Hoca’nın mevcut iktidar partisine yaptığı sert muhalefetin temel gerekçesi de sosyolojik tabanın güce meyletmesini engellemek ve itibarını korumak şeklinde izah edebiliriz. Olandan beri olmayı işte bu çabayla açıklayabiliriz.

Değişim şansının elde edilmesi durumunda, Saadet Partisi’nin bizzat değişimi yürüten paydaşlardan olacağı için sürecin dengeli bir şekilde yürütülmesini amaçladığını düşünebiliriz. Son otuz yılın kutuplaştırıcı ve ayırıcı siyaset tarzının getireceği yıkıcı değişimin yerine karşılıklı anlamaya dönük değişimin uygulayıcısı olma gibi bir misyonla da kendini açıklayabilir. Geçmişinden gelen her masaya yakışan siyaset olgunluğunu değişim sürecinde de göstererek uzlaşı siyasetinin motoru olmayı başarırsa geleceği adına önüne daha büyük fırsatlar da açılabilir.

Bu sürecin belirleyicisi elbette seçimlerden sonra yürütülecek siyasettir. Mecburi ittifaklarla oluşturulmaya çalışılan uzlaşı kültürünün ne kadar içselleştirilebileceğini muhtemel değişimle birlikte daha açık bir şekilde göreceğiz.