Din adına din dışı işler yapanların hallerine ve
dillerine bakarak ümitsizliğe düşmeyelim.
Onlar da farkına varmadan davaya hizmet ederler.
Taklidi yapılıp piyasaya sürülen mallar ve paraların
hakikileri değerli oldukları için taklidi yapılır.
Yıllar önce biri bana anlattı:
Şu yolun kenarındaki camiye bak. İki sene önce bu cami
yoktu. Mahalle yeni kuruldu. Sosyal demokrat belediye başkanı döneminde
yandaşlarına göz yumuldu, taraftarları burayı kendi aralarında parsellediler ve
kocaman bir mahalle oldu.
Elektriği, suyu, ilkokulu var ama camisi yok bir mahalle.
Derken orada oturanlardan birinin yakını misafir olarak o
mahalleye gelir. Namaz kılmak için camiye gitmek isteyince evde kıldıklarını
yakında cami olmadığını söyler ev sahibi.
Gelen misafirin kafası çalışır, buraya bir cami yapalım.
Hemen hemşerileri toplarlar, bir dernek kurarlar, Kur an
okumasını bilen bu misafiri dernek başkanı yaparlar, dernekten ona maaş
bağlarlar ve kısa zamanda camiyi yaparlar.
Caminin bitişiğine bir de imam evi yaparlar. O misafir
şimdi caminin imamı.
İşsizlikten kurtuldu. Kira ödemiyor. Dernekten ücretini
alıyor ve çocuklara Kur an ve dini bilgiler vermeye devam ediyor.
Başlangıçta niyeti olan bu faaliyet şimdilerde
samimiyetle devam ediyor diye anlattı birileri bana.
1986 yılında İstanbul un tarihi ve de zengin bir semtine
sohbet için çağrılmıştım. Orada gördüğüm delikanlıların sohbet esnasında
sorduğu sorular dikkatimi çekti ve bunları nereden öğrendiklerini sorduğumda,
1981 yılıydı mahallemize bir adam geldi. Bizi sokak başlarında buldu ve camiye
çağırdı. İmama da bir hareketlilik getirdi. Camide sohbetler yapıyor, bizi dine
çekiyor, ev sohbetlerine alıyor ve daha radikal şeyler söylüyor, işin içine
gizlilik havası veriyor ve bizi daha da kışkırtıyordu. Bir gün harekete
geçmemiz gerektiğini, partiyle pırtıyla bu işin olamayacağını söyledi ve para
toplamamızı teklif etti. Birkaç ayda o güne göre epey yüklü miktarda para
toplandı. Adam parayı aldı ve kayıplara karıştı gitti. Adam gitti. Bir müddet
bizde bir yıkıntı oldu ama şimdi biz, o arkadaşlarla bu mahallede daha iyi
güzel hizmetler veriyoruz. Allah onu afvetsin. O olmasaydı biz bu durumda
olmayabilirdik demişti.
Yine değerli bir hocamız anlatıyor: Eve ekmek
götüremeyen berduşun biri kafayı çalıştırmış ve dervişliğe özenmiş. Tabii ki
şekil olarak derviş olmuş. Mahallede Kiralık yazan daireyi Kur an kursu
olarak tutmuş. Bir hocaya müracaat ederek, mahallenin kadınlarına dini
öğretecek bir hoca hanım vermesini istemiş. Onlar da vermişler. Kurs başlamış.
O da mahalleyi ve diğer mahalleleri gezerek yardım toplamaya başlamış, hem
kursun ihtiyaçlarını karşılıyormuş, hem de kendi evini geçindiriyormuş.
Sevgili Peygamberimiz buyurmuş: Ameller niyetlere göredir.
Herkese ancak niyet ettiği vardır. Kimin hicreti Allah a ve rasülüne ise onun
hicreti Allah a ve rasülünedir. Kimin de hicreti eline geçireceği bir dünya
veya nikah yapacağı bir kadına ise onun hicreti, hicret ettiği şeyde son
bulur.
(Bu hadis, Buhari de 54, 2392, 3685, 4783, 6311, 6553
nolarda geçmiştir)
Şimdi bu yukarıdaki örneklere kızmayın. Bunların niyeti
para, olanlar paraya kavuştular ama istismar ettikleri insanlara da hizmet
ettiler. Bu hizmetten sevap değil para kazandılar.
Sevgili Peygamberimiz Allah bu dini facir, insanla da
kuvvetlendirir buyurmuş. (Buhari, Cihat 182, Müslim, İman 178)
Tabiinin büyüklerinden İmam Servi Biz riya kapısından
ihlasa girdik dermiş.
Riya, para, makam, şan, şöhret için başlanan bazı hayırlı
işlerin sonunda yalnız Hakkın rızası için iş yapmaya da dönüşüverirmiş.
Keşke bu tür istismarcıların sayısı çoğalsa.