Lafla peynir gemisi yürütmek diye bir deyim vardır AKP nin 3 Kasım seçimlerinde ülkenin dümenine geçtiğinden bu yana ekonomide, sosyal alanda, iç ve dış politikada yaptığı iş lafla peynir gemisi yürütmekten başka bir şey değil Hükümet yetkililerinin ağızlarını açtıklarında insanların kafalarını kurcalamak için sarıldıkları tek şey var: "İstikrar ortamını yakaladık Bu istikrar ortamını bozmaya hiç kimsenin hakkı yok"

Oysa AKP hükümetinin iktidarını pekiştirmek için pompalamaya çalıştığı "istikrar ortamının" pamuk ipliğine bağlı olduğunu, geçtiğimiz günlerde yaşanan doğalgaz krizinde bütün çıplaklığıyla görme imkanı bulduk Ülkesinde yaşanan soğuk kış şartlarını aşabilmek için Türkiye ye gönderdiği doğalgazda kesinti yapan İran ın tavrı, aslında Türkiye ekonomisinin nasıl dışa bağımlı hale geldiğini, enerji politikalarındaki basiretsizliği ve memleketin motor gücü sanayinin nasıl aciz hale düşürüldüğünü ortaya koydu. Bildiğiniz gibi, İran dan gelen doğalgazın azalmasından sonra Enerji Bakanlığı konutlarda herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için sanayi kuruluşlarına verilen gazda kesinti yapmıştı. Çalışmak ve üretmek için doğalgaza bağımlı olan sanayi kuruluşları, doğalgaz kesintileri sebebiyle, kapasitelerini düşürmek, daha ileri boyutta şalterlerini indirmek zorunda kalmışlardı Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla bu uygulamadan mağdur olan yüzlerce sanayici, şimdi Botaş ı dava etmek üzere hukuki çalışmaları başlattılar

Yapılan açıklamalara göre, Türkiye tamamen dışa bağımlı olduğu doğalgaz ın yüzde 63 ünü elektrik enerjisi üretiminde kullanıyor Konunun uzmanları, "Al ve öde" sisteminin getirdiği büyük yükle elektrik üretiminde plansız biçimde doğalgaza bağımlı hale getirildiğimizi ifade ediyorlar Çevremizden satın almayı taahhüt ettiğimiz doğalgaz a ihtiyacımız olmasa bile, yapılan anlaşmalar gereğince mecburen limitleri doldurmak zorunda kalıyoruz Daha da vahimi, ihtiyacımız olmayan bu doğalgazı kullanmak için, hidro elektrik ve termik elektrik santrallerinin kapasitelerini düşürüyor, sadece doğalgazla elektrik üreten santralleri çalıştırıyoruz

Kamuoyunun zihinlerini bulandırmak için istikrar yaygaraları koparanların durumu, "Ben ne söylerem, tamburam ne çalar" dizelerini hatırlatıyor

Onların istikrar dediği şey, ceylan derisi koltuklarda, bakanlık makamlarında hiçbir eleştiri olmadan oturabilme güvencesi Onların istikrar dediği şey, memlekette herhangi bir alanda kriz çıkmadan durumu idare edebilme, günü kurtarabilmenin derdi Salim bir akılla düşünelim Doğalgaz sevkiyatında kesinti yapan İran, vanaları tamamen kapatsaydı, Rusya dan ve Ukrayna üzerinden gelen doğalgazın kapasitesi artırılmasaydı ne olacaktı Üretim güçleri tamamen doğalgaza bağlı hale getirilen sanayi kuruluşlarımız nasıl çalışacaklardı Nereden elektrik üretip ülkemizin motor gücü sanayi kollarına aktarabilecektik Böyle istikrar olur mu Sanayisi, elektrik enerjisi dışa bağımlı olan bir ülkenin ekonomisinin sağlam temeller üzerinde olduğunu söyleyebilmek mümkün mü Önceki gün Kanaltürk ekranlarında Tuncay Mollaveyisoğlu nun sunduğu Ekonomi Gündemi programında, Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Erol Celepsoy u dinledik Erol Celepsoy, Türkiye nin hiçbir enerji politikası olmadığını dile getirerek, "Yönetimdeki zaafiyet, kaynakların kullanımındaki basiretsizlik, özelleştirmelerdeki dengesizlik ülkemizi enerji alanında dışa bağımlı hale getirmiştir. Türkiye, sahip olduğu enerji kaynaklarının hiç birisini kullanamıyor, üstelik bu kaynakları çeşitlendirmek için strateji üretemiyor. Güneşimiz var, rüzgarımız var, suyumuz var, kömürümüz var, ama elektrik üretiminde göbeğimizi doğalgaza bağlamışız" şeklinde konuştu. Doğruya doğru.... Plan yapmak, kriz çıkmadan önlemini alabilmek feraset ve basiret sahibi olmayı gerektiriyor İnsanlara istikrar masalı anlatmak, çalışmaktan daha kolay