Gazze yani Filistin’deki soykırım başladığından beri yazılar yazıyoruz…

Önce hemen 7 Eylül sonrası yani Gazze’deki başlangıcın ertesi gün olan 8 Eylül’den itibaren “ Kudüs, Filistin, Gazze, İsrail ve İsrail’in sonu” başlıklı yazılar yazdık; 3 yazı…

Sonra “İsrail ve yandaş ülkelerin sonunun başlangıcı” genel başlıklı -zulüm ile abat olanların sonlarının berbat olduğu- içerikli yazılar yazdık ve meselenin özellikle genel olarak Kur’an ve özel olarak İsra Sûresi merkezli olarak olabildiğince derinliklerine daldık; 14 yazı…

Kudüs, Gazze, Filistin, İsrail yazıları…

-Kudüs yani günümüzde Gazze ile Filistin…

-Kudüs yani Siyonist İsrailliler ve İsrail sorunu…

-Kudüs yani bölgede “zulüm ile abad olan” ülkeler…

-Kudüs yani İsrail, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri…

-Kudüs yani Siyonist İsrail ve yandaş ülkelerin sonunun başlangıcı…

Harita üzerinde İstanbul’dan Mekke’ye veya Mekke’den İstanbul’a bir hat çizdiğinizde, bu hat veya çizginin tam üzerinde ve ortasında Kudüs’ün olduğunu görürsünüz.

Bu çizgi kuzey-güney yönünde bir çizgidir ve bunun bir de doğu ve batısı vardır.

Bu bölge, dünyanın ve bütün insanlığın medeniyet merkezidir.

Hakka dayalı bütün medeniyetler burada yani doğuda kuruldu, sonra zamanla batıda kuvvete dayalı batı batış uygarlıklarına dönüştü; çağımızdaki Avrupa/Batı uygarlığı...

İnsanlığın beş milenyumu yani beş bin yılı böyle geçti; Kur’an bu dönemi veya dönemleri “… ve tilke’l-eyyâmu nudâviluhâ beyne’n-nâs… / ve o dönemleri insanlar arasında döndürürüz…” ( Ali İmran 140) ayetiyle açıklıyor.

Hazreti Nuh zamanında kurulan ilk medeniyet olan Mezopotamya Medeniyeti ile başlayan medeniyetler süreci boyunca “HAK” ve “KUVVET” merkezli medeniyetlerin mücadele süreçleri şeklinde geçmiştir. Hakka dayalı medeniyetler birkaç asır sonrasında kuvvet uygarlıklarına dönüşmüşlerdir. Mesela ilk medeniyet olan Hakk’a dayalı Mezopotamya Medeniyeti Mısır’da Firavunların hükümran olduğu kuvvet uygarlığına dönüşmüştür.

Ülü’l-azm medeniyet kurucu peygamberler Hakk medeniyetini yani insanların beşerî olarak dahi adil yaşamaları için gerekli şartları oluşturmak üzere gelmişlerdir; bu peygamberler sırasıyla Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hazreti Muhammed peygamberlerdir ve insanlığın son beş milenyumunda medeniyet kurucusu olmuşlardır.

Kuvvet uygarlıkları ise adalet ve ahlaka dayanan medeniyeti sadece güç ve kuvvet merkezi olarak öne çıkarma ve hakimiyetin fertlerde veya zümrelerde toplanması gibi örnekler ile gücü olanın gücü olmayana istediğini dayattığı sömürü sistemleri olagelmiştir.

Bir de insanlık diyebileceğimiz iki kesimin beraber olduğu zamanların ötesinde kanaatlerin oluştuğu durumlar vardır; buna ‘ortak akıl’ veya ‘insani yaklaşım’ da diyebiliriz.

Bir çocuğun elini durduk yere kim sıkarsa sıksın, çevresinde olan büyükler güçlüyü güçsüze nispetle kınarlar, zira güç dengesi güçsüz lehinedir ve bu durum örf olarak da insanlığın yaratılışı şeklindedir. İnsan, en güzel suret üzerinde yaratılmıştır.

Ne var ki bu faktörleri değiştiren unsurlar vardır; çevre, maddiyat, aile, şan şöhret, koltuk sevdası gibi şeyler. Tam da bu merhaleden sonra durum güç/kuvvet ile hak/adalet arasında bir yere kayar. Güçlü olan, bu imtiyazlı durumu sürdürmek için gücünü kullanır.

Bu güç ve kaba kuvvete karşı 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze’de başlayan zulüm ve sıkışmışlıktan huruç harekâtı, Siyonist İsrail yönetiminin katliam ve soykırım seviyesinde emsalsiz zulümlerine karşılık verme örneğidir; bu konuda üç ayrı diziden oluşan yazılar yazdık.

Buraya kadar yazdıklarımızla -insanlık tarihi açısından çok önemli olan bu olayın ilk girizgâhını nihayete erdirirken- Allah’tan maksuda ulaşmış olmayı niyaz ediyoruz...

İşte bu yeni yazı dizimize ise Gazze’de soykırım seviyesinde yaşananların bakış açınızı değiştirmesi ümidiyle her şeyden önce birkaç analiz ile başlamak istiyorum...

(Devamı var)