Müslüman ülkelerin nüfus yapısı, jeopolitik konumu, ekonomik güçleri, yeraltı ve yerüstü kaynakları objektif kriterlerle değerlendirilip, sahip oldukları potansiyel ortaya çıkarıldığı zaman, bu gücün dünya dengelerini değiştirecek nitelikte olduğu görülecektir.
Halkı Müslüman ülkelerin jeopolitik konumları, sadece kendi potansiyellerini değil, bu bölgedeki Rusya ve Çin gibi ABD’ye karşı denge unsuru güçlü ülkelerin de potansiyelini harekete geçirebilecek yapıdadır.
Gerek sahip oldukları nüfusları gerek jeopolitik konumları gerekse ekonomik güç dengelerini etkileyecek yeraltı ve yerüstü kaynaklara sahip oluşları, bu coğrafyada söz sahibi olmak isteyen her gücün Müslüman blogla anlaşmaya mecbur edecek niteliktedir.
ABD için Ortadoğu hayati önem taşımaktadır. ABD, bölgede hâkimiyet tesis etmeyi iki sebeple önemsemektedir. Birincisi, Siyonist lobilerin baskısından dolayı İsrail’in güvenliğini sağlamak, İsrail’e alan açmak ve en nihayetinde Büyük İsrail Devleti’nin kurulmasını sağlamak. İkinci sebep ise ekonomiktir. ABD, bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kontrol etmek zorundadır. Sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklar değil, bölge ülkelerine yaptığı ihracat dolayısıyla da buna mecburdur.
ABD için, bölgede var olmanın, üsler kurarak bölgeyi kontrol etmenin yolu, Müslüman ülkelerle iyi ilişkiler kurmaktan geçmektedir. ABD’nin, Müslüman ülkelerin başındaki yöneticileri kontrol etmek suretiyle bölgede varlığını sürdürdüğü ortadadır. Bu yolla İsrail’in güvenliğini sağlamakta, bu yolla Müslüman coğrafyanın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmektedir.
Siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırımına bütün dünyanın tepki vermesine rağmen, katliamın durmamasının gerçek nedeni İsrail’in sahip olduğu güç değil, ABD’nin İsrail’e sahip çıkmasıdır. ABD’nin korumadığı bir İsrail’in başarılı olma ihtimali olmadığı gibi devlet hüviyetiyle ayakta kalma şansı dahi yoktur.
İsrail, dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olsa dahi, ABD’nin koruması olmadan İslâm dünyasının ortasında varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Nüfusunun yetersizliği, işgal ettiği bölgenin Müslümanların kutsal bölgesi olması ve dünyada oluşan Siyonist nefreti İsrail için en büyük handikaptır.
ABD, bir yandan Müslüman coğrafyanın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürürken, diğer yandan Müslüman ülkelerin başındaki liderleri devşirdiğinden rahat bir şekilde İsrail’in varlığının devamını sağlamaktadır.
Müslüman ülkeler, bulundukları coğrafyada ABD’yi istemediklerini, Rusya ve Çin gibi ülkelerle müttefiklik tesis edebileceklerini hissettirip, ABD ile bütün ekonomik ilişkilerini keseceklerini deklare ettikleri an, Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, istemese de katliamı durdurmak zorunda kalacaktır. Zira, bu coğrafyayı sömürmeden ABD’nin ekonomik olarak ayakta kalması mümkün değildir.
Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca, yıllarca “İslâm Birliği (İslâm Birleşmiş Milletler Teşkilatı)’nin kurulması gerektiğini savundu. Müslümanların ekonomik iş birliği için D-8’leri kurdu.
İslâm Ortak Pazarı, İslâm Müşterek Para Birimi (İslam Dinarı) projesini savundu. Müslümanların askeri iş birliği için “İslâm Savunma Paktı”nın kurulması gerektiğini yıllarca anlattı.
Gazze’deki Siyonist katliam, asrın lideri Necmettin Erbakan Hocamızı haklı çıkarttı. Geldiğimiz noktada Müslüman ülkelerin güçlerini birleştirerek zulme karşı çıkma zorunluluğu hâsıl olmuştur.
Müslüman ülkeler, bugünden önlem almaz, slogan ve tespitlerle katliamı geçirtirirse, Büyük İsrail Projesi’nin aparatı olmaktan kurtulamazlar.
İslâm ülkelerinin İsrail’i durduracak potansiyeli ve gücü vardır. Bu güç, Müslüman ülkelerin jeopolitik önemi, azımsanmayacak nüfus yoğunlukları, dengeleri değiştirebilecek ekonomik güçleri ile yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla bağlantılıdır. Ancak Müslüman ülkelerin sahip oldukları güç, katliamı durduracak kadardır, fazlası değil.
Büyük Ortadoğu Projesi’ni durdurabilmek, Kudüs’ü bölünmeksizin Filistin’in başkenti yapmak ve bağımsız Filistin devletini tesis etmek için, Müslüman ülkelerin askeri güçlerinin de yeterli olması gerekir.
Müslüman ülkelerde eksik olan sadece askeri güç değildir elbette. Zulme dur demek için, gücü kullanabilecek zihnen berrak, irade sahibi, kararlı; Müslüman’ın izzet ve şerefini koruyacak lider eksikliği de vardır.
İradeleri, ABD’deki Siyonist-Yahudi lobiler tarafından ipotek altına alınan, ABD ile dostluğun İsrail’le dostluk anlamına geldiğinin farkına varmayan liderler var oldukça gücün ortaya çıkması mümkün olmayacaktır.
