Müslümanların birbiriyle savaşması, soylarını kurutması, kendi kültür tarihlerini elleriyle yok edişleri Yahudiler için moral ve güç kaynağı, cesaretlendirici bir durum. Coğrafyamızda yaşananlara bakınca, İsrail’e karşı direnecek Müslümanların yoksunluğu, ilgisizliği, boş vermişliği ve hatta ihaneti göz ardı edilemez. Bu, artık iyice kayıtsızlığa dönüştü.

Coğrafyamızda başlatılan “Amerikan Emperyalizminin Dalgası” Müslümanlar için bir yalancı bahardı. Nasıl da bunu yuttu milyarlarca insan ve insanlık. Bırakın halk yığınlarını entelektüellerinin, yöneticilerinin bile bu dalgaya kapılışı, sarhoşluğu, kendinden geçişi olanları ve olacakları görmekten mahrum oluşları insanlığın asıl dramı. Bu büyük dalganın gelip dayandığı yere bakın bir. Bu sanal dalgalara çığırtkanlık yapanlar İsrailli Yahudilerden daha az mı sorumludurlar Petro-dolar şeyhler, krallar, darbelerle iktidara gelen kuklalar, emperyalizmin himmetiyle iktidara gelen demokratlar onlardan daha mı az sorumludurlar Korkaklar, dünya malına tamah edenler, bana dokunulmasın da ne olursa olsuncular çok mu masumdurlar

Siyonizm’e ve masonlara dikkat çeken merhum üstad Necip Fazıl’ın başına gelenler, hapishaneler ve matbaasının masonlar tarafından parçalanışı tarihin aynasında olduğu gibi duruyor. 1968 yılında Mescid-i Aksa’nın yakılışına en can alıcı yakarışı, bilinci dile getiren üstad Sezai Karakoç’u nasıl unutabiliriz. D–8 oluşumunu gerçekleştiren ve Siyonizm’e karşı mücadele ile ömrünü tamamlayan, başına bin bir belâ çorabı örülmeye çalışılan ve ihanetlere uğrayan merhum Erbakan Hocanın yaşadıkları nasıl unutulabilir ki Milli Görüş Siyonizm tehlikesini siyasal mücadelesinin en başına oturttu.

Zaman zaman emperyalizme direnen Kaddafi ortadan kaldırıldı. Filistinliler başları dara düştükçe ilk sığındıkları Suriye idi. İran ise destek sağlıyordu. Genç Müslüman dünyasının uyanışı, bilinçlenişi emperyalizmi tedirgin ediyordu. Türkiye öncülüğündeki gelişmeler de tedirgin etti. Emperyalizm medya ve reklâm ile insanlığı bir anda sokağa dökebiliyor, istediği zaman da durdurabiliyor. Müslümanların genç enerjisi sokaklara döküldü, ardından büyük bir düş kırıklığı yaşanıyor.

Mezhep geriliminin tırmandırılışı, Şianın emperyalizmden ve Siyonizm’den daha tehlikeli olduğu vurgusunun işlenmesi ve bunda ısrar edişin tehlikeleri görmezlikten gelindi. Suriye’de oluşturulan muhaliflerin güçlendirilmesi ardından da IŞİD gibi örgütlerin ortaya çıkışı Müslümanların birbirlerine vurduruşları süreci İsrail’in elini güçlendirdi, işini kolaylaştırdı. İsrail bir yandan da Suriye’deki kimi tesisleri ortadan kaldırmasının üzerinde kimse durmadı, dikkatleri çekmediği gibi gözlerden ırak tutuldu. Birbiriyle savaşan radikal unsurlar da en değerli kültür tarihlerini ortadan kaldırıyorlar. Onlar bunu yaparken İsrail durur mu, dahasını yapar ve en can alıcı yerinden vurur Müslümanların. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail savaşından sonra iki ülkenin hem sınırları belli hem de o günden sonra bir daha aralarında bırakın savaşı en küçük bir sürtüşme bile olmamıştır.

İsrailli Siyonistler Müslümanlardan cesaret alarak, pervasızca Müslümanların en kutlu değerlerine böylesine rahatlıkla saldırabiliyor. Dünya Müslümanlarının paraları, sermayesi ve gücü de onlara hizmet ediyor. Ve hatta ilgisiz kalarak da destek veriyorlar. Daralan çemberin bir gün kendilerini de kapana sıkıştıracağını bile düşünmüyorlar. Emperyalizmin oyuncağı olan Müslüman yöneticiler Siyonistlerden daha az mı suçludurlar, ne dersiniz

NOT: Geçen haftamızı Anadolu Gençlik Derneği’nin yurt içindeki faaliyetlerini ayırdık. Sakarya Üniversitesi AGD’nin düzenlediği Kudüs programı kampustaki en büyük salonda gerçekleştirildi. Gençlerin ilgi ve dikkati anılmaya değer. Bingöl AGD toplantımız, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi hukukçu AGD’lilerin toplantısı bizleri de onlar kadar heyecanlandırdı. 8 Kasım’da bir keder olmaz ise Aksaray’dayız. Sonraki hafta Eskişehir’de olacağız inşallah.