Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

İsraf, Allah’ın verdiği nimetleri kötülüklerin yürütülmesi için kullanmaktır. İsraf, insanın yaptığı şeylerde haddi aşmasıdır. İsraf, insanın ve toplumun dengesini bozmak ve onları huzursuzluğa götürmektir. İsraf, hem harcamalarda hem de davranışlarda İslam’ın getirdiği iktisat ve ahlak esaslarından uzaklaşmaktır. Kadim kitabımızda Araf Suresi 31. ayette hüküm nettir: “Ey Ademoğulları, her mescide varışınızda, namaz kılıp secde ederken (güzel elbise, takva, niyet, adap ve erkan dâhil) bütün ziynetlerinizi takınınız, yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Bir gram altının, bir dilim ekmeğin çöpe atılarak israf edilmesi bir değildir. Yaratılmışların en değerlisi, kıymetlisi insandır. Asıl israf edilmemesi gereken şey insandır. İnsan israf edilmeyecek, insan da israf eden olmayacaktır. İsraf, sapmaların, bozulmaların, haksızlıkların, bozgunun kaynaklarından birisidir. İnsanı israf etmek, onu İslam’dan uzaklaştırmak ile olur.

NASİHAT

Herkesin bildiği gibi ülkemizde 17 yıldır AK Parti ve onun Sayın Genel Başkanı Erdoğan tek başına iktidardadır. İktidarların temel görevi; yasallığını insanların hak ve özgürlüklerini koruma amacından alan en üst siyasi örgütlenme olan devlet eliyle, hak ve adalet ilkeleri çerçevesinde insanlara hizmet etmektir. Burada bir garson devlet, bir de gardiyan devlet anlayışı vardır. Garson devlet; insanlara hakkın “hak anlayışına” göre hizmet eden devlettir. Gardiyan devlet ise; insanlara Batı’nın “yanlış hak anlayışı” istikametinde zulmeden devlettir. Bizim devlet geleneğimiz “garson devlet” geleneğidir. Batılıların devlet geleneği ise “gardiyan devlet” geleneğidir. Biz Müslüman’ız ve İslam ümmetinin evlatlarıyız. Bizim imanımız, ahlakımız, amelimiz, ölçme ve değerlendirmemiz, mükâfat ve cezalandırmamız, sosyal ve uluslararası ilişkilerimiz “İslam’ca” olmak zorundadır. AK Parti ve Erdoğan’ın 17 yıllık iktidarında tercih edilen şey, Batı’nın “gardiyan devlet” anlayışıdır. AK Parti ve Erdoğan’ın 17 yıllık iktidarını değerlendirirken bu tercihi dikkate almak gerekir. Erdoğan ve AK Parti iktidarını, benimsediği “gardiyan devlet” anlayışını dikkate alarak değerlendiren aydın ve toplum önderi sayısı yok denecek kadar azdır. Değerlendirme yapanlar, ya ideolojik takılıp değerlendiriyorlar, ya da iktidardan elde ettiği kazanımları kaybetmeme endişesiyle yanlı ve taraflı bir değerlendirmede bulunuyorlar. Bu iki değerlendirme şekli de bizi gerçeğe götürmüyor. Bu konuda topluma ve iktidar mensuplarına karşı sorumluluklarını kuşanıp görev yapan tek kesim ise Milli Görüş camiası, Saadet Partisi mensupları ve lider kadrosudur. Saadet Partisi camiası ve lider kadrosu, yaptığı değerlendirmeleri ve teklif ve tavsiyeleri bir kardeşlik görevi olarak yapıyor. Saadet Partisi; AK Parti’nin ve Erdoğan’ın düşmanı değildir, gidilen yolun yanlış olduğunu söyleyen bir dosttur. Dost acı söyler, ancak hakkı ve doğruyu söyler. Kendilerine; “bu faizci politikalarınızda” ısrar ederseniz, diktiğiniz yüksek binalar, inşa ettiğiniz camiler, bölünmüş yollar, tüneller, okullar, akıllı tahtalar, üniversiteler, şehir hastaneleri, ceza evleri, adalet sarayları, hızlandırılmış trenler, hava alanları sizi kurtarmaz deniliyor. Yani nasihat ediliyor. AB’nin telkinleriyle çıkardığınız yasalar aile yapımızı çökertti ve ahlakı ve manevi tahribata neden oldu deniliyor. Tercih ettiğiniz materyalist eğitim, evlatlarımız angutlaştırıyor, yürüttüğünüz “faizci kapitalist düzen” sanayiyi, tarım ve hayvancılık üretimini sıfırladı, ülke har alanda dışa bağımlı hale geldi, borca dayalı para sistemiyle ülke büyük bir borç yükünün altına sokuldu, bulunduğunuz sokak çıkmaz sokak, yanlışınızı görün ve buradan dönün deniliyor. ABD ve İsrail stratejik ortaklığına dayanan dış politika tercihi iflas etmiştir ve Türkiye’yi yalnızlaştırmıştır deniliyor. Bunları bir insana ancak dost olan söyler. İnancımıza göre din, hem samimiyettir hem de nasihattir.

HAKARET

AK Parti ve Erdoğan; Saadet Partisi ve lider kadrosunun bu samimi katkılarından memnuniyet duyacağına, bunu bir düşmanlık tavrı olarak değerlendirmeyi tercih ediyorlar. Nasihat dinlemek işlerine gelmiyor, bunun için “algılara, yalana ve hakarete” sarılıyorlar. Saadet; yürüttüğünüz faizci düzen, yaptığınız israf, milletin sırtına yüklediğiniz zulüm vergileri sizi yok ediyor dedikçe, terör yanlısı, milleti satan parti olarak suçlayıveriyorlar. Yaşanmış bir olayı delil olarak sunmak istiyorum. Olay şudur: “24 Haziran seçimlerinden sonra, Saadet Lideri İngiltere Müslümanlarının organize ettiği bir toplantıya katılmak için ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne giderek pasaport müracaatında bulunur. Evraklar takdim edilir. İlgililer yaptıkları ön inceleme neticesinde, mahcup bir eda ile Temel beye refakat eden yardımcısına, dosyaya düşülen bir not sebebiyle pasaport veremeyeceklerini ifade ederler. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dosyasına düşülen not “terör” notudur. Bunun üzerine bir dava büyüğümüz, yüksek tepelerde oturan soylu bir zatı arayarak, talimat ile konulan “terör” notunun mukabil bir talimatla kaldırılmasını sağlar ve Temel beye pasaport verilmiştir.” Merak edilen husus şudur. Acaba Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ne olursa olsun Temel abisine karşı yapılan bu işlemden haberi var mıdır? Haberi yoksa biz bilgilendirmiş olalım. İçişleri Bakanı Soylu’nun 31 Mart seçimlerinde Üsküdar’da yaptığı konuşmada Saadet’i ve liderini “terör ile belge imzaladılar” diyerek suçlaması sizce anlamlı değil midir? Temel beyin, israf ve ihtiyaç üzerinden Çamlıca Camii ile ilgili yaptığı değerlendirme, anlaşılan AK Partili kardeşlerimizi ve Sayın Erdoğan’ı epey üzmüş olacak ki, “Ben el öptürmem, temiz elimi kirletmem” sözü söylenmiştir. Biz inançlı insanlar olarak Rabbimizin, “Şüphesiz pislik olan ancak müşriklerdir” esası gereği, Müslüman’ın elinin de dudağının da temiz olduğunu biliriz. Tarih bilgisi olan herkes bunun böyle olduğunu bilir. Bir Müslüman, diğer bir Müslüman’ın elini sıkar veya öperse bir pislik bulaşmaz. Selam hidayete tabi olanlara…