Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Tarihe yön vermiş insanlar, fikir, irfan ve ilimleriyle yön vermişlerdir. Onları diğerlerinden ayıran en önemli fark, bilgelikleridir. Her fani gibi Erbakan Hocamız da, Allah’ın takdir ettiği ömrü tamamlayarak, bu dünyadan, ebedi âleme hicret etmiştir. Onun ortaya koyduğu fikirleri sahiplenip, o fikirleri hayata hâkim kılmanın mücadelesini vermek yerine, sadece onun ismiyle, anılarıyla yol yürümek, bizi hiçbir saadete taşımaz. Erbakan Hocamızın bize bıraktığı en önemli eser; bu asrın insanına yönelik olarak yapmış olduğu İslam’ca okumalardır. Mesela Erbakan Hocamız şöyle diyor: “Elbette hikmet; fen ve sanat Müslüman’ın yitik malı gibidir. Nerede bulsa alır ve kullanır. Ancak İslam’ın müspet ilimlerle ilgisi ve bilgisi yok diye düşünmek tamamen yanlıştır ve yanıltıcıdır. İslam, beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır, zira sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir. Dünya’dan Ay’a gönderilen bir füze nasıl ki hedef açısından bir milimlik bir sapma bile gösterirse, bu açı giderek büyüyecek ve neticede o füze Ay’a değil başka bir gezegene çarpıp parçalanacaktır. Aynen bunun gibi, imanî ve itikadî konularda başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır.” Bu, itibar edilmesi gereken önemli bir okumadır. Erbakan Hocamızın şu okuması da önemlidir:
“Bu konuda görülen diğer bir gaflet ve cehalet örneği de, sadece Kur’an’la hüküm ve amel etmeyi yeterli zannedip, sünnete; hadislere ve diğer İslami delillere itibar etmemektir. Hâlbuki Allah’ın belirlediği Kur’anî hükümleri, Resulü Ekrem (S.A.S) bizzat yaparak ve yaşayarak bizlere göstermişlerdir. Efendimiz (S.A.S) öğretmeseydi ve örnek teşkil etmeseydi, nasıl abdest alınacağını ve ne şekilde namaz kılınacağını dahi bilemezdik.” Ve Erbakan Hocamız; “İslam bilinmeden yaşanmaz” sözüyle de İslam bilgisine olan ihtiyacı ifade etmiştir.
BÜTÜN BATI HUKUKU
Batı hukuku karşısında İslam hukukunun üstünlüğünü Erbakan Hocamız şöyle ifade eder: “Bütün Batı hukuku, toplam on bin meseleden ibarettir. Ama sadece İmamı Azam Hazretleri’nin çözümlediği ve hüküm verdiği mesele yüz binin üzerindedir.” Bu açıklaması ile Erbakan Hocamız, fert ve toplumların maddi ve manevi sıkıntılarının çözüme kavuşturulması Batı hukuku ve müktesebatı ile mümkün olmaz. İnsanlık, her türden sorununu sadece İslam hukuku ile çözebilir. Bunun için İslam’dan başka çare yoktur. Erbakan Hocamız, bu mecburiyeti şu sözleri ile ifade eder: “İslam bize ve zamana uymaya mecbur değildir, ama herkes ve her zaman, İslam’a uymak mecburiyetindedir.” Bu, önemli bir tebliğdir.
HAYATIN GAYESİ
Erbakan Hocamız diyor ki; “Şu dünyaya gönderiliş gayemiz olan kulluk imtihanını başarabilmek için, üç tane temel ve birbirini tamamlayan esas vardır. 1. Her şeyden önce İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek. 2. Öğrendiğimiz İslami esaslara göre yaşamak, Kur’an’ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek. 3. Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek. Yani, itikat ve ilmihal konularını öğrendiği ve bildiği, bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde, ticaret, siyaset ve devlet hayatında müşrikler gibi düşünen, olayları Batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren bir kimse, hakikat nazarında mümin sayılamaz. Örneğin, beş vakit namazı imamın arkasında ve tadil-i erkânıyla kılan bir insan, içinden ‘Camiden çıktıktan sonra, sattığım tarlanın parasını acaba hangi bankaya yatırsam?’ diye geçiriyor ve rahatlıkla faiz yiyorsa, bu kişi İslam’ca düşünmüyor demektir.” Düşüncesi, hayata ve olaylara bakışı İslam’ca olmayanın, kıldığı namaz da tuttuğu oruç da İslam’ca olmaz. Erbakan Hocamız, ömrü boyunca, biz Millî Görüşçülere, Müslümanlara ve bütün insanlığa, böyle bir şuuru telkin etmiştir. Biz Millî Görüşçüler, bu şuura sahip olarak, İslam’ın hem şekline hem de ruhuna teslim olursak, yol alabiliriz. İslam’a teslim olmanın en önemli alametlerinden birisi de, kardeşlik hukukuna riayet etmek, emek vermişlerin tecrübelerine hürmet edip, istifade etmektir. Erbakan Hocamız böyle yapardı.
İSLAM’CA DÜŞÜNMEK
Bazı gerçekleri sıkça tekrarlamak; “hatırlat, şüphesiz ki hatırlatmak müminlere fayda verir” esası gereği, yapılması gereken bir ödevdir. Sıkça tekrarlanacak gerçeklerden birisi de, nasıl düşünürsek İslam’ca düşünmüş oluruz. Bu konuyu Erbakan Hocamızdan dinleyelim: “Müslüman’ca düşünmenin üç temel esası vardır: 1. Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise dünya hayatının hesabı ve imtihandaki artı ve eksi puanların karşılığıdır. Nefeslerimiz sayılıdır, bunlar Allah yolunda harcanmalıdır. Çünkü ölüm bize çok yakındır.
2. İslam dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Haşa, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. 3. İslam dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslam, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.” Zihin dünyasını bu üç şeyle şekillendirmeyen, çalışmalarını bu üç esasa uygun bir şekilde yürütmeyen bir kimse, tabi tutulduğu dünya imtihanını kazanamaz. Zaferler kazansa da, kazandığı bu zaferin temelinde İslam’ca düşünce olmadığında, bu onun amel defterine sevap olarak yansımaz. Erbakan Hocamız niyet konusunu şöyle izah eder: “Ameller, niyetlerle tartılır. Yani yapılan işler ve ibadetler niyetlere göre değerlendirilir. Neyi elde etmek istediğimiz ve neleri gaye edindiğimiz önemlidir.” Selam hidayete tabi olanlara…