Bismillâhirrahmanirrahîm!

DÜNYADAKİ gelişmeleri birlikte takip ediyoruz. Trump’ın saçma ve hukuk tanımaz sözlerini de! İkinci dönem ABD’ye “başkan” seçilen Trump, seçim sonrası esiyor, gürlüyor, saldırıyor, insan haysiyetini yok sayıyor, tehdit ediyor, gözdağı veriyor, siyasi ve parasal gücünü “tek taraflı” çıkarı için kullanmaya çalışıyor. Dünyada kendinden başkasını görmüyor sanki. Amerika’nın tarihî “kovboy imajı” bu mu yoksa?

ABD’nin asıl hedefi İslâm dünyası olmakla birlikte; Trump her tarafla dalaşmayı ihmal etmiyor. Danimarka’dan Grönland adasını istiyor; Panama Kanalı’nı Çin etkisinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Kanada’yı ilhak etmeye yelteniyor. Başını çektiği NATO ülkeleriyle bile dalaşıyor. Ukrayna’dan tazminat talep ediyor. Niçin? Çıkarları bunu gerektirdiği için! Dünyanın gidişatı benden sorulur, der gibi. Olaya tepki gösteren AGD’liler, basın açıklamalarıyla cevap verdiler: “Ağır ol, Siyonist uşağı!”

Hele, Trump’ın Gazze’yi ilhak için Filistinlilerden satın alacağı sözleri!.. Kovboy, vatan toprağını emlâk tüccarlığı sanmış olmalı! Böylesine had bilmezlik, hak tanımazlık ve saçmalık düşünülebilir mi? Trump’ın şahsında Haçlı-Siyonist zihniyetin İslâm dünyasına düşmanlığı dillerinden dökülmüştür. Kalplerine çörekleşmiş olanı daha şiddetlidir.

Trump’ın İslâm topraklarını satışa sürmesi az da olsa İslâm dünyasını harekete geçirdi. “Ne oluyoruz?” diyerek düşünmeye davetiye çıkardı. Arap dünyası tepki gösterdi. Mısır, resmî açıklama yaptı. Hükûmetimiz ve Dışişleri Bakanımız, “Sen kim oluyorsun?” türünden cevap verdiler. Suriye tehdidi, “ciddi bir suç” olarak gördü.

HAYSİYET KORUNMALI

ABD Başkanı’nın İslâm toprakları için “satılık” imajı oluşturması Müslümanların haysiyetine dokunmuştur. Ortada 1,5 yıla yaklaşan süredir devam eden bir “Gazze direnişi” dururken bu ne demeye geliyor, dersiniz? Gazzeli kardeşlerimize üç yönden yağdırılan bombalar; evleri ve şehirlerinin enkaz yığınına döndürülmesi; bebek, kadın, sivil demeden tam bir soykırımla karşılaşmaları bile onları zerre kadar değerlerinden uzaklaştıramadı. Onlar dünyaya “haysiyeti koruma” dersi verdiler.

Haysiyet kelimesi; kişinin kendisi, içinde yaşadığı toplum ve ülkesinin değerlerini koruması anlamında! Onur, şeref kelimeleriyle eş anlamlı. İnsan, onuruyla yaşar. Haysiyetsiz yaşamanın anlam ve değeri yoktur. Haysiyetli insan ölür de, değerlerini çiğnetmez. İnanç, vatan, aile gibi kutsallarını çıkara alet etmez. Haysiyetli insan “satın alınamayan insan”dır. Türkiye’de ciddi bir “haysiyet eğitimi”ne ihtiyaç var.

Çıkarcı, bencil, kibirli zihniyet insanımızın karakterini bozar; kaypak, çıkarcı bir varlık haline getirir. Basit çıkarlar uğruna kolayca değerlerinden vazgeçer. Kendisini eşya durumuna getirir. Hâlbuki Allah insana akıl, irade, hissetme, emanet gibi cevherler vermiştir. Haysiyetini koruyamayan toplumlar düşmanına üstün gelemez. Medeniyet yarışında öne geçemez. Kısır çekişmelerle vakit öldürürler.

Daha öğrencilik yıllarımızda “haysiyetini koruma” düşüncesi çok yaygındı. Okullardaki eğitsel kollar içinde “Onur Kolu” yüksek bir değere sahipti. Okuluna, arkadaşlarına, çevresine, ülkesine karşı zengin bir duyarlılık sahibi olanlar “Onur Kolu Başkanı” yapılırdı. Kurumlarda Yüksek Haysiyet Divanları vardı.

İSLÂM DÜNYASI UYAN!

TRUMP ve Netanyahu’nun “Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizeceklerini; Gazzelileri Mısır, Ürdün ve komşu ülkelere süreceklerini söylemeleri” yenilir yutulur cinsten sözler değildir. İslâm dünyası, bu zilleti kaldıramaz. Acilen derlenip toparlanmalı; her konuda birbiriyle kenetlenmelidir. Müslüman bir ülkeyi temsil eden yönetici “Dostum Trump” ifadesini kullanamaz. Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olamaz.

O Trump ki, İslâm dünyasını cehenneme çevireceğini söylüyor. İslâm dünyasının hiçbir yöneticisi işgalci, katliamcı, çocuk katili, soykırımcı İsrail’le normalleşemez. İsrail’in normali öldürmek ve kan dökmektir. Sen onlara “dostum”; “normalleştim” diyorsun; böyle dediğin kişilerden niçin Filistin’i işgalden vazgeçmelerini istemiyorsun? Yaptığınız “tek taraflı” bir tercihtir. Hâlbuki dış politikada “mütekabiliyet - karşılıklılık” esastır.

İslâm dünyasının liderleri sağlam bir duruş ortaya koysalardı, sömürgeciler böyle “haysiyet kırıcı” sözler edebilir miydi? Ortada bir Erbakan örneği var. İsrail 77 yıldır Filistin’i işgal ediyor. İsrail’in Filistinlilere tek mermi bile atamadığı tek dönem Erbakan iktidarıdır. Ya bugünkü iktidar! Dönemlerinde İslâm dünyasının pek çok yeri delik deşik edildi. İktidarsız hükûmet olur mu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Trump’ın her zamanki hayalperestliğiyle Gazze’yi başka ülkelere süreceğini ve Gazze’yi imara açacağını” söylemesi karşısında iki seçeneği bulunduğunu şöyle hatırlattı: “Ya ateşkesi destekleyerek barış ve insanlıktan yana olacaksın ya da bölgeyi ateşe sürükleyerek kanlı bir katil olarak anılacaksın!”