Ulusların çekişmeleri ile siyasal çekişmeler çok büyük boyutlarda. Korkunç bir gerilim süreci yaşanıyor. İnsan ister istemez bundan etkileniyor. Medya ise bunu alabildiğine abartıyor. Gerilimi düşürecek olan edimler, davranışlar, girişimler etkisiz kalıyor. İyi niyetler ise bu kaos ortamında güme gidiyor.

Batı ruhunun içimize sinmesiyle gereksiz ve yersiz bir çekişme başını almış gidiyor. İdealizm diye bir olgudan söz edilemez oldu. Toplumların gerilimi iktidar çekişmesinin ötesine geçti. Çekişmeler düşmanlık ve nefrete dönüştü. Bu salt farklı kavimlerin çekişmesi değil. Siyasal bölünmeler de bir o kadar gerilim üzere gidiyor. İktidardan yakınanlar iktidarı ellerine geçirdiklerinden yakındıklarından geri kalmıyorlar. Çekişmelerde gücü ellerine geçirenler intikam alıyorlar.

28 Şubat süreci tam bir paranoya idi. Bu aşırılık ile toplumun büyük kesimini baskı altına alarak sindirmeye ve yok saymaya bakıldı. Toplumun büyük kesimi mazlum konumunda idi. Değerleri, kültürleri, dinleri ve ona bağlı yönleri yok sayıldı. Bir toplumun kaldıramayacağı en önemli sorun zulümdür. Azınlık ve güçsüz olsalar bile bir kesimin kültürünün geleneklerinin yok sayılması zulümdür. Zulüm ise asla kaldırılamayacak bir durum mutlaka bir yerde patlak verir. 28 Şubat sonrasında halkın bir patlama ile sonuçları değiştirmesinin nedeni de yukarıda izah ettiğimiz sorunlardır. Gücü ellerine geçirenlerin aynı üslup ile karşılık vermesi karşı tarafın nefret ve öfkesini arttırır. Sonuçta bugün yaşanan büyük derinleşmenin ve ayrışmanın temel nedeni budur.

İslâm zulmü ve baskıyı asla öngörmez. Buna fırsat da vermez. Böyle olmasına karşın Batı ruhuna bulanmış Müslümanların benzer bir nefrete bürünmeleri Müslümanların zararına. Çünkü merhamet ve sevgi, hoşgörü birçok sorunun üstesinden gelmeyi sağlar. Mekke’den hicret etmek zorunda kalan, çıkarılan Sevgili Efendimiz fetih sırasında kendisine zulmedenlerden dört kişi dışında herkesi bağışladı ve yeni bir dönem başladı. Aradaki nefret ve öfke son buldu.

Müslümanların fetihleri merhametiyle sevgi üzerinedir. Balkanlar’da kitlelerin İslâm’ı tercihleri sevgi ve hoşgörü nedeniyledir. Kılıç ile değil sevgi ile fetihler yapılmıştır. Manevi öncülerin sevgi ve merhamet yolculukları kitleler üzerinde etkili olmuştur.

Bugün insanlığın sevgiye ve merhamete büyük bir ihtiyacı var.

Bireyler bile aralarında birbirilerine nefret ile bakar hâle geldiler. Aile çözülmeleri, akraba ve komşular arasında uçurumların büyümesi, komşular arasındaki soğukluklar giderek büyüyor. Büyüdükçe nefrete ve düşmanlığa dönüşüyor. Kimse kendinden ödün vermiyor. Buluşma noktalarını yok ediyor ortadan kaldırıyor. Bir araya gelinemeyecek kadar büyük bir nefret oluşuyor.

Milletimiz yüzyıllardır bir bütün olarak birlik ve beraberlik içinde yaşıyor. Birlikte sevindiler üzüldüler. Bugün bu millet her kesimiyle birbirine düşman. Siyasal iktidar çekişmeleri bunları daha da arttırıyor.

İslâm’ın sevgisi ve hoşgörüsüyle huzur içinde yaşadılar. İnsanlığın İslâm’a ihtiyacı var. İslâm’ın yeniden öz, ruh ve bilinciyle insanlık arasında yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu da Müslümanlara düşüyor.

Siyasal çekişmeler, iktidar hırsları geçici.

Siyasal çekişmeler kamplaşmaları derinleştiriyor. Uçurum giderek büyüyor. Giderek karmaşa ve kaos artıyor.

Müslüman’ız. İslâm’ın bilincini yeniden canlı tutmalıyız. Bunu bireylerden başlatarak kurumlara yayabiliriz. Kitleler arasında sevgi ve hoşgörü yeniden sağlanabilir. Bu zor bir durum değil. Yeter ki iyi niyetle yola çıkılsın. Her eylemin başlangıcı iyi niyet ve sağlıklı bir bakış ile olur.