İnsan, İslam ve Düzen

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsan; ünsiyet eden, yakınlık duyandır. Ve insan Allah’ın eşrefi mahlûkat olarak yarattığı bir varlıktır. İnsan, bir başka açıdan unutkandır. “İnsan nedir, kimdir, nasıl bir varlıktır, ne yapar, mahiyeti nedir, nereye gidiyor?” gibi sorular, her daim insan aklını meşgul etmiştir. Batılı düşünürler, bu sorulara cevap aramışlar, verdikleri cevaplar da insanın bütünü ile ilgili değil, bir tarafı ile ilgili olmuştur. İnsanı bütün yönleriyle tanımlayan sadece İslam olmuştur. İslam’a göre insan; beden ve ruhtan oluşan, akıl sahibi, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırabilen, irade sahibi bir varlıktır. İnsan, yeryüzünde halifedir. Ve Allah, insana, büyük bir ilim ihsan etmiştir. İnsan hem maddedir hem de mana; hem cisimdir hem de ruhtur. İnsan ayrıca, Allah’ın emanetini kabul eden bir varlıktır. İnsan, ahlaki vicdana, kendisini yaratan Allah’ı tanıma kabiliyetine sahiptir. Yeryüzündeki bütün nimetler insan için yaratılmıştır. İnsan, Allah’a karşı sorumludur ve ona, yaratılış gayesi öğretilmiştir. Şayet Allah’ı unutursa kendisini unutmuş olacaktır. Allah’ı unutan insan, yeryüzünde azgın bir varlık haline gelir. İnsanın bazı olumsuz yönleri de vardır. İnsan, kendisini tanımazsa zalim ve cahil, Allah’ın nimetlerini görmezlikten geldiğinde de nankör olur. İnsan, bazen kendini yeterli zanneder ve Allah’a ihtiyaç duymadığı anlayışıyla azgınlaşır ve bozgunculuk yapar. İşlerinde genellikle acelecidir. Zorluklarla karşılaşınca Allah’ı hatırlar. Zorluklardan kurtulunca, sanki hiçbir olay olmamış gibi Allah’ı unutur ve cimrileşir. Hırs ve ihtiraslarla donatılmış ve zayıf yaratılmıştır, acizdir. İnsan denizde ve karada mükerrem kılınmıştır. Aklı ve iradesiyle diğer varlıklardan ayrılır. Her şey onun hizmetine verilmiştir. Tabiat, hayvan, bitki, eşya, hayat, onunla uyum içindedir. Özünde, ruhunda, vicdanında, zihninde kısaca yaratılışında güvenlik, barış, iyilik, güzellik, merhamet, sevgi ve insaf vardır. İnsan, başıboş yaratılmamıştır. Yeryüzünde önemli görevleri vardır. İnsanın asıl görevi kulluk ve yeryüzü halifeliğidir.

İSLAM

İslam, Allah ve Resulü’nün bildirdiği emir ve yasaklara teslim olmaktır. İslam, fert ve toplumun dünyada ve ahirette saadete erebilmesi için Allah’ın, Rahman ve Rahim sıfatı gereği gönderdiği mükemmel bir din ve saadet nizamıdır. Şayet insanlar İslam’dan başka bir şeyle saadeti bulma imkânına sahip olsalardı Allah (c.c.) İslam’ı din ve düzen olarak göndermezdi.

Allah, insana verdiği nimetlerini İslam ile tamamlamış ve razı olduğu hayat nizamı olarak da İslam’ı ilan etmiştir. Maide 3: “…Bugün size dininizi ikmal ettim, (böylelikle) size olan nimetimi tamamladım ve sizin için razı olduğum din olarak İslam'ı seçtim…” İslam; alternatifi olmayan tek hayat nizamıdır ve tek çaredir. Ali İmran 85: “Kim, İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din ve düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” İslam’ın iki temel kaynağı vardır. Bunlar Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünnetidir. Kur’an-ı Kerim, İslam’ın temel esaslarını beyan ederken sünnet bu esaslara göre uygulamanın nasıl olacağını gösteren örnektir. Kur’an-ı Kerim ve yaşayan Kur’an olarak, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz’in gönderilmesi insanlık için büyük bir lütfu ilahidir ve rahmettir. Araf 157: “Onlar yanlarında olan Tevrat ile İncil'de yazılı buldukları ümmi peygamber, Resul’e uyarlar. O (Peygamber) onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar, temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri haram kılar, (iyiliklerden alıkoyan) yüklerini ve üzerlerindeki bağları kaldırır. O Peygamber'e iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve onunla birlikte olan Nur’a (Kur'an'a) uyanlar, işte kurtuluşa erenler onlardır.” Hak, İslam’dır. Hiçbir şart altında değişmeyen gerçektir. Islah yoludur. Marufu, adaleti, iyiliği emreder. Münkeri, zulmü, kötülüğü yasaklar. Bu yolu, tarih boyunca peygamberler ve onların yolundan yürüyen takva sahibi şuurlu Müslüman topluluklar temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu asıl yolda yürümüşse saadet bulmuştur. Günümüzde bu asıl ve sağlam yolu Millî Görüş temsil etmektedir. Hakkın gayesi: Bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetidir.

DÜZEN

İslam; doğruluk, helal kazanç, adalet, ilim ve ahlak gibi temel değerlere dayalı mükemmel bir Adil Düzen önerir. Bu düzen insanları, yüksek değerlerde özgür bırakır; vasıta değerlerde de eşit tutar. İnsanın temel haklarını koruyucu ve geliştirici, toplumun maddi, mane­vi ve sosyal refahını sağlayıcı bir nitelik taşır. Oysa günümüz dünyasında ve Türkiye’de hâkim olan faizci kapitalizm hem teorik hem de pratik açı­dan Batılı siyasal kültüre ve bu kültürün dayattığı kötü ahlaka dayanmaktadır. Faiz, haksız vergiler, tüketim israfı, üretimsizlik, materyalist eğitim, haramlara meşruiyet kazandıran özgürlük anlayışı, faizci kapitalizmin dayandığı şeylerdir. Bunlarla bir toplum, ileri bir toplum olamaz, saadet bulamaz. Kurtuluş İslam’ın telkin ve teklif ettiği adil düzendedir. Bu sıradan bir düzen değildir. Adil Düzen; dünyada ve ahirette saadet bulmak isteyen herkes için mecburi istikamettir. Çünkü İslam'ın Batı türü bir laikliğe ve demokrasiye ihtiyacı da yoktur. Çünkü Kur’an, sosyal ve siyasal ilişkilerin toplumların irade ve davranışla­rının neticesine göre şekilleneceğini belirterek, laikliğin ve demokrasinin dayandığı gerekçeyi anlamsız kılmıştır. İslam kilise değil ki, onu devletten ve dünyadan ayıralım; teokrasi değil ki demokrasiyle kıyaslamaya ihtiyaç duyalım. Bilelim ki, fert ve toplumun ihti­yaç ve sorunları, Batı’nın üretip piyasaya sürdüğü kapalı ve kar­maşık kavramlarla çözümlenemez. Tekraren ifade edelim ki; kurtuluş ve saadet, Millî Görüş’te, Adil Düzen’dedir. Selam hidayete tabi olanlara…