Ebu Bekir Razi Tıbbırruhani adlı eserinin bir bölümünde hased, cimrilik, üzüntü ve öfke gibi yıkıcı duyguların getirdiği zararları ve bu duyguların nasıl kontrol edilebileceğini açıklar. Eserde bu duyguların tamahın nefiste birleşmesi soruncuda meydana geldiğini savunur. Hasedin kişi üzerinde bıraktığı negatif etkiye genişçe yer verirken, bu duygunun nefse elem veren bir davranış olduğunu belirtir. Razi, hasedin en fazla kişinin kendisine zarar verdiğini, bunun bir kötülük olduğunu kötü kişinin ise hem Allah’ın hem insanların cezasına maruz kalabileceğini belirtir. Hased eden kişinin kendisini geçen kimselere buğz ettiğini bu nedenle hasedin adil bir tutum olmadığını vurgular ve hasedin hem ruh hem bedene zarar verdiğini ifade eder.

Öfkenin negatif etkilerine de genişçe yer veren Razi, bu duygunun eziyet verenden intikam alınması için hayvanlarda yaratıldığını ifade eder. Öfkesinde aşırıya kaçan kişinin bundan en büyük zararı kendisinin göreceğini savunur. Öfkenin kontrolü için kişinin akıl ve iradesini aktive etmesinin gerekli olduğunu belirtir ve bunun sanıldığı kadar kolay olmadığına vurgu yapar.

Cimriliğin ise insanı bencilleştirdiği ifade eder ve bazı insanların fakirlikten aşırı derecede korktukları için cimrileştiklerini bazılarının ise sadece kendileri için mal biriktirme eğilimine yöneldiklerini söyler. Cimriliğin hevadan kaynaklanan kısmıyla mücadele etmenin gerekli olduğunu savunur. Cimriliğin iyileştirilmesi için ise kişinin bu zaafının farkına varıp, aksi bir direnç göstermesi gerektiğini belirtir.

İnsanın mutluluğunu büyük ölçüde etkileyen üzüntüye de yer veren Razi, bu duygunun kişinin sevdiği bir şeyi kaybetmesi neticesinde ortaya çıktığını açıklar. Üzüntünün aklı ve ruhu bulandırıp elem vermeye başladığında mücadele edilmesi gerektiğini belirtir. İnsanın oluş ve bozuluşa konu olmaları bakımından sevilen şeylerin kaybedilmemelerinin mümkün olmamasını kabul etmesi gerektiğini vurgular ve en çok sevilenin en büyük üzüntüye neden olabileceğini açıklar. En az üzülenlerin de bunun tam tersi olduğunu belirtir. Kişinin üzüntünün seline kapılmaması için sevdiği şeyin devamlı şekilde var olmayacağını bilmesinin şart olduğunu belirten Razi, akıllı kişi üzüntü hasıl olduğunda bunu hayatın bir gerçeği olduğunu bilir der.

Hased, heva, üzüntü, cimrilik, bencillik ve öfke gibi duygular insanın iç dünyasında yaşayan yaramaz birer çocuk gibidir. İnsan yaşamı ile bütünleşen bu çocuğu terbiye etmeli ve nerede nasıl davranmaları gerektiği öğretilmelidir.