Hikâyesi saklıydı

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde esrarengiz bir şekilde hayatına son veren üniversiteli bir genç kızın hikâyesine odaklandık ve ekonomik sorunlara parmak bastık, siber zorbalığın getirdiği tehlikelere değindik. Fakat Sibel artık hayatta değildi ve niçin böyle bir yola başvurduğunu hiçbirimiz bilmiyorduk. İntiharın haram olduğunu bilen ve kabul eden Müslüman evlatları acaba hangi sorunlara maruz kalıyor da böyle bir yolu seçiyorlardı? Bilmiyorum…

Genç kızın sosyal medya mesajlarını gündeme taşıyan bazı kişiler sorunun sadece ekonomik nedenlere bağlı olduğunu ifade etseler de, intihar nedeni sadece bu olamaz. Zira birçok öğrenci benzer şartlarda yaşamlarını sürdürmeye ve ekonomik güçlüklerle başa çıkmaya çalışıyor. Ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz var, insanlar temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor, yoksullukla mücadele eden aileler açlık tehlikesi ile yüz yüze geliyorlar.  Üniversite öğrencisi genç kızın intihar nedenlerinden biri bu olabilir ancak intiharı tetikleyen diğer etkenler de gözden kaçmamalıdır. Yoksulluk elbette ağır bir imtihan ve bu sorun halkın duygularını kullanarak güç ve mevkii sahibi olan yöneticiler tarafından çözülmelidir, aksi takdirde açlığa maruz kalan her kişinin vebali bu kimselerin üzerine olacaktır. Bu ayrı bir konu. Sibel’in sorunu ise ekonomik, psikolojik, ailesel ve toplumsal nedenlere bağlı olarak ele alınmalı ve bu sorunlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Edinilen bilgilere göre Sibel yoksul bir ailenin yedi çocuğundan biri. Genç kız aynı zamanda epilepsi hastası. Bu nedenle kendini değersiz hissediyor, siber zorbalığa maruz kalıyor ve sorununu kabullenmekte güçlük çekiyor. Böyle durumlarda kişi hastalığını kabullenebilmesi için gerekirse psikolojik destek almalı ve ailenin de yardımı ile sosyal alana uyum sağlamalıdır.  

Gençler görüntülerine, grup içinde nasıl değerlendirildiklerine büyük önem verirler. Gencin grupta dışlandığını, sevilmediğini beğenilmediğini hissetmesi onun için büyük bir yıkımdır. Sibel’in sorununa bu yönden de bakabilirsiniz. Anne babalar çocuğun harçlığını verdim bir sorunu yok deyip geçiştirirler. Oysa bütün dünyada kabul edilen bir gerçek vardır ki; insan için sevilmek, onaylanmak ve sevildiğini hissetmek elzem bir ihtiyaçtır. Anladığımıza göre genç kız maruz kaldığı siber zorbalık karşısında direncini kaybediyor ve arkadaş ilişkilerine dayanarak sevilmediğini değerli görülmediğini düşünüyor. Bütün bunlar aynı zamanda gençlerimizin hayata bakış açılarını ve değer algılarını da ortaya koyuyor. Peki, ne yapabiliriz? Çocuklarımıza sadece ötekilerin söylemlerine göre değil Allah’ın koyduğu ilkelere göre yaşamayı öğretmek zorundayız. Sen bir insan olarak değerlisin, önemlisin Allah seni özel yarattı duygusunu onlara hissettirmeli ve değer algısını bu şekilde geliştirmeliyiz.

Bizler çocuklarımızı kapitalist kültürün rekabetçi, acımasız, maddiyat ve görsel odaklı vicdanına teslim ediyoruz. Bütün bunların sonucunda ise mutsuz, umutsuz ve çaresiz bir nesil ortaya çıkıyor. İsterseniz olaya bir de bu yandan bakalım ne dersiniz?