Hatice Eğilmez Kaya nın öykü kitabı Roza yayınlarınca

neşredildi. Kitapta 21 öykü yer alıyor. Bu öyküler: Özlemek Kavuşmanın

Yarısı , Fesleğenim Yemyeşil , Gümüş Kızın Güncesi , Sarı Gelini Sevmek ,

Şermin İplik i Takdimimdir , Bu Köşk Bizim Değil ki , Herkes Onunla

Uğraşıyor , En Kıymetli Misafir , Aman Ali , Bir Cevriye lazım Her

Mahalleye , Güzel Günlere Dönmek Ne Hoş , Darda Kalıyordu Hep , Sarı Kedim

Gitti Gelmez , Her Yerde Evler Var , Gölgeye Sığınanlar , Uçurtmamın Kanatları

Masmavi , Kayısı Çekirdekleri ve Kâğıt Kırıntıları , Canımdaki Derviş ve

Ben , Evini Bulamayan Adam , Kısa Süren Ayrılıklar İçin ve Dört Uyku Bir

Ölüm dür.

Kaya nın Kırk Öykü seçkisinde okuduğum Fesleğenim

Yemyeşil hikâyesi her ne kadar deneme tadında kaleme alınmış gibi görünse ve

öyle düşünülse de anlatım dili ve konusu itibariyle bir durum öyküsüdür.

Yazarın öykülerinin hemen hemen çoğunda bu husus dikkat çeker. Fesleğenim

Yemyeşil Kaya nın ilk okuduğum bir öyküsüydü, bu öyküde Sevinç Çokum un

izlerini görmüştüm. Gölgeye Sığınanlar bu manada gösteriyor ki Kaya nın

kendine has bir dili ve üslubu olduğudur.

Özlemek Kavuşmanın Yarısı nda küçük bir çocuğun kızamık

hastalığına yakalandığı sancılı günleri, annesinin ve yaşlı kadının dünyası

anlatıyor. Kitap . Gölgeye Sığınanlar olduğuna göre öykülerde hep gölgeye

sığınışlar mı aranmalıdır Buna paralel olarak her öyküde böyle bir düşünceden

söz edilebilir. Bu soruya bakarak ilk öyküde özellikle kızamık çıkarak kadının

kayınvalidesi aile bağlarına sıkı sıkıya bağlıdır ve ölen kocasına olan özlemi,

ebedi yurt olarak bilinen ahiret yurdunu anar, dua eder. Cenneti düşünen yaşlı

kadın gölgeye sığınmayı fazlasıyla hak edilenlerden inançlı, yaşlı bir kadın

tipidir. İlahilerinde dahi ağıt yüklüdür. Kızamık çıkaran çocukların annesi ise

bu hastalığı yenebilmenin telaşındadır. Hikâye, geçmişle gelecek arasında

sıcacık tasvir olunan bir evde köprü oluyor; kahraman olarak nitelenen gidenin

ardından kavuşmayı beklemek Yani bizim öykülerimizden birsi.

Fesleğenim Yemyeşil öyküsünde betenorme haline gelen

kentlerde yaşayan birinin fesleğene tutunmasını konu ediniyor.

Fesleğen ve bazı çiçeklerin yanı sıra akvaryuma mahkûm

balıklar, muhabbet kuşları ve kediler. Kediler yazarın başka öykülerinde de yer

aldığına göre bu evcil hayvana bir meftunluk hâkimdir.

Bu öyküde insanla çiçek Arasında bilinen ve yaşanan bir

ilişki vardır. Bu ilişki şu satırlarda açığa çıkıyor;            Aklıma bir dokun bin güzellik işit türünden insanlar

onun kokusuyla selamlaşmalarımda. Kaya burada kaybolan değerlere vurgu yapıyor

adeta. Çiçeği bir insan yerine koyuyor. Bunu da bir teselleme ile izhar ediyor;

Hani bazı insanlar da öyledir. Hoş sohbetleriyle mest ederler bizi. Sözleri

hem iyidir, hem güzeldir, hem doğru. Onlar konuştukça evrene çiçek kokularına

aratmaz rüzgârlar dağıtır.

Gümüş Kızın Güncesi masal türünde yazılmış bir

metindir. Kötü kalpli olmayan sevimsiz bir dev, korkular ve düşler. Genelde

sonu hep mutlulukla biter bu masallar. Bahara olan özlem ve anne sevgisi öne

çıkıyor bu masalda.

Anadolu daki evlerde ne öyküler gizlidir. Sarı Gelini

Sevmek te de böyle bir öykünün yolculuğuna çıkarıyor. Anadolu kadının

doğallığının; doğruluğunun, dürüstlüğünün, yardım severliliğinin izlerini

sürüyor yazar. Kısa eklentili anılarla bürülü bir kadının gözlerinde geçmiş

yönelişler anlatılmış. Çoğu zamandır dillendirdiğim halde yazamadığım bir

gerçeği de yazar burada tespit etmiş; insanlar yaşlanmaya başladıklarında

küçülürler. Küçüklerin gözlerinde ise insanlar daha uzun veya büyük görünürler.

Şermin İplik i Takdimimdir öyküsü tanıdığımız bazı

insanların sıra dışı oluşlarına Şermin İplik in şahsında dikkat çekiyor.

Çevremizde yaşayan insanların özelliklerini, yapılarını genelde biliriz. Buna

rağmen göremediğimiz tarafları da olabilir. Pek dikkatle bakılırsa bazı

insanlarda ki gizli kalmış yanlarını görebiliriz. Tanışmakla başlayan tanımalar

bu öyküde açığa çıkıyor. Yani doğal, içi dışı bir olan kadının analizi başarılı

bir şekilde verilmiş bir hikâyedir.

Alınıp satılan her şeyin sahte olduğu sanal bir pazarın

merkezdeki insanlar ve köşk Bu Köşk Bizim Değil ki de; Bir ömür hissi

uyandıran tatlı, hoş zamanlar anlatılır. İyilik, güzellik, çirkinlik ve kötülük

gibi kavramlarla zaman sorgulanır.

İyi kalpli insanlar vardır. Bu insanlar bazen çocuk gibidirler;

saf ve temiz. Herkes Onunla Uğraşıyor da; vaktiyle yaylaları mis kokulu

Karadeniz den İzmir e gelin gelerek yerleşmiş Maviş isimli bir kadın

anlatılıyor. Sıradan kadınlardan çok farklı ancak giyim kuşamıyla, yaşantısıyla

sıra dışı yanı olmayan biridir. Köklerine bağlı ve yöresel kalabilmiş bir kır

çiçeği gibidir Maviş. Ancak kentlerde yaşam farklıdır. Hırpalanmakta,

kandırılmakta vardır koca kentlerde.

En Kıymetli Misafir de misafir ağırlamanın üzerinde

duruluyor. Görülen bir rüyada Azrail misafir gelirse bir eve ne/ler olur

Yazara göre de bir düş halini andıran dünya hayatında bir gün uyanılacak.

İnsanlar için bir uyanış olan ölümle, dünya hayatı sorgulanıyor. Bu husus yani

ölümle birlikte ebedi uyanışa başka öykülerde de yer verilmiştir.

Aman Ali de; Ali nin anlatılmaya değer özelliklerinin

bir kısmı anlatılmış. Çocukların masumiyet ve sadelik kokan halleri çocuklara

verilmesi gereken bir değer olarak aktarılmış.

Toplum içinde, bazı güzellikleri kendinde barındırmasına

rağmen delirmiş kadınlar vardır. Bu kadınlar bazen davranışlarında bir

süreliğine de olsa tutarlı çok akıllı laflar da ederler. Yazar Cevriye için;

Ülkemizde alışılmış bir hikâye diyor. Filhakika bu görüş doğrudur da. Ayrıca

Bir Cevriye lazım Her Mahalleye öyküsüne mahallemizde tıpa tıp uyan oldukça

yarı akıllı yarı deli böyle bir kadın tipi de var.