Heva, gönül dağında nefsimizin estirdiği fırtınanın adıdır.
Hevanın karışımı, %78 nefsimizden, % 21’i şeytanımızdan, % 1’i de insan şeytanlarının üfürmesinden meydana gelir.
Hevamız, bizi Rabbimizden alıkoyan ve bizi dünyada sefahete, ahirette cehenneme sevk eden bir iç kasırganın adıdır.
Havamızda %78 azot, %21 oksijen, %1 karbondioksit ve asal gazlar olursa hem biz hem de tabiatta yaşayan her şeye hayat verdiği gibi,
Havamız kirlenmesi oranda zarar vermeye başlar.
Bizim gönül dünyamızda da Rahmani hevalar eserse biz yaşarız.
Eğer Rahmani havalarımıza nefsani veya şeytani hevalar karışırsa bizi zehirler.
Bizi katil, harami, zani, yalancı, hortumcu, vurguncu, hain, dönek yapar.
Havaya karışan, katı, sıvı ve gaz halindeki yabancı maddeler, altın tozu da olsa bütün canlılara zararlı olduğu gibi,
Gönül dünyamızda esen Rahmani havalarımızın içine en kaliteli kâfir sözü de karışsa o bizim için öldürücüdür.
Havanın bozulması, ekolojik dengeyi bozduğu gibi, şeytani ve nefsani hevaların hayatımızı esir alması da insani ilişkilerimizi, uluslararası ilişkilerimizi bozar.
Şu anda dünyanın başını ağrıtanlar, Allah’a bile iftira atarak “İsa, Allah’ın oğludur” diyen Biden, Putin, Jinping, Netanyahu gibilerin kursağında esen hevanın bütün dünyayı sarması ve sarsmasıdır.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize bile:
“…And olsun Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, Sen de o takdirde zalimlerden olursun” (Bakara Sûresi, ayet 2/145) buyurmuş.
Dünyanın en dürüst adamını yanlış terazinin başına oturtsanız, o da eksik tartar.
Adalet terazisi yanlış olunca, tartan kişinin doğruluğu bir şey değiştirmez.
Onun için Rabbimiz, hem ölçenin tam ölçmesini hem de terazinin doğrusunu almamızı emrediyor.
O İlahi terazi olan Kur’an ise bizim konuşmamızı, yürüyüşümüzü, bakışımızı, kaş-göz hareketlerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, yöneten ve yönetilen ilişkilerini en güzel şekilde ayarlamaktadır.
Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmeyenler, kendi hevalarını/heveslerini ilahlaştırırlar ve o kendi diktiği heva putunun önünde milyarlarca insanı secdeye varmaya zorlarlar.
Secdeye varmayanları da “terörist” damgası vurarak vurmaya yönelirler.
Rabbimiz buyurur:
“Hevasını ilah edineni gördün mü? Onun üzerine sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Sûresi, ayet 26/43)
“Yoksa sen, onların çoğunun dinleyeceklerini, yahut anlayacaklarını mı zannediyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir. Hatta onların yolları daha sapıktır.” (Furkan Sûresi, ayet 26/44)
Yırtıcı hayvanlar karnı doyuncaya kadar zarar verirler.
Hevasıyla hareket edenin gözünü, bütün bir dünya doyuramaz ancak bir avuç toprak doyurur.
Hevasıyla hareket eden, insanlara ve hayvanlara ve de çevreye zarar veren, bütün servetleri ülkesine çalıp götüren, geride eti kemiğine yapışmış çocuk ve kadınlar bırakıp gidenlerin hevasına uymamızı yasaklar Rabbimiz:
“Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, onların heva (kanun)larına uyma. Allah’ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah, onların günahları sebebiyle onları cezalandırmak ister. Şüphesiz insanlardan birçoğu elbette yoldan çıkmıştır.
Onlar cahiliye kanunlarını mı istiyorlar? Şüphesiz iyi anlayan bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır. (Maide Sûresi, ayet 5/ 49-50)
“De ki: “Allah’tan başka yalvardıklarınıza kulluk yapmaktan ben men olundum.” De ki: “Ben sizin heva (kanun)larınıza uymam, o takdirde ben sapıtmış olurum ve ben doğru yolu bulanlardan olmam.” (En’am Sûresi, ayet 6/56)
Havanın kirlenmesiyle ozon tabakası delinir ve yeryüzü ısınır, birçok hastalıklara sebeb olurmuş. Hevailiğin getirdiği hoppalık, sömürgenlik, saldırganlık, zübbelik, fingirdeklik, delişmenlik, fırıldaklık kirlenmesi ile de zamanla iman tabakası delinebilir.
Allah, bizi nefsimize, şeytanımıza, şeytanlaşmış insanlara uydurmasın. Amin.