Bu ülkede radyo ve televizyon yayıncılığının serbest olduğu gün, çok sevindiğimi hatırlıyorum. Bu sevincin nişanesi olarak ilk özel TV yayına başladığında resmî kanalımız TRT nin görüntüsünü yok etmiştim.

12 Eylül sonrası günlerdi, o günler. İhtilâlcimiz K.Evren in o gün ne yaptığını ellerindeki kağıtlardan okuyarak haberlere başlardı spikerler.

Seçim yapılınca ve K.Evren e rağmen ANAP adındaki parti iktidar olunca, oy vermemiş olsak da, umutlanmıştık; ülkemize demokrasinin geleceğinden, geçmişte hata yapanlardan hesap sorulacağından falan.

Radyo ve TV serbestliği kanununun bize hiç yaramayacağını (!) nereden bilebilirdim. Bizim de renkli, renkli kanallarımız olur; bu kanallarda yaşadığımız günlerin muhasebesi yapılır sanıyorduk. Olmadı ve biz yine döndük resmî kanal TRT ye; kartel TV lerinden daha insaflıdır diyerek..

insaf mı vurdum duymazlık mı, habersiz olmak mı, siz ne derseniz deyin TRT nin bu tutumuna. Hele 1 Mayıs la ilgili kartel TV lerinde yayınlanan görüntülerin aynen yayınlanmasının ötesinde geçmişe dönük hiç bir hatırlatma yapmamasına. Yoksa arşivlerindeki 1 Mayıs 1977 görüntülerine yasak mı geldi

1 Mayıs 1977 günü AKM nin yüzüne asılan yağlı boya resimlerin ne olduğunu 1980 sonrası doğan gençliğin bilmek hakkı değil mi O bir mayıs günü meydanı dolduran "kızıl"lığı hatırlamak, bugünkü oyunları açığa çıkarır korkusu mu taşıtıyor görevlilere..

Sevgililer hatırlamadı, peki niçin TRT hatırlamıyor Göstermez mi idi Taksim de kutlanan 1 Mayıs görüntülerini O gün orada ölenler aman gösterilmesin diye vasiyet mi bırakmışlardı

Binlerce sopa ve o sopaların ucuna takılmış kızıl renkli dikdörtgen kesilmiş kumaşlar, nereye gittiler sonra O gün orada olan ve bugün hâlâ yaşayanlar niçin anlatmıyorlar yaşananları Kimin maksadı ne idi Hangi grup ne yapacaktı Niçin aktarmıyorlar bildiklerini

Ben de orada idim. Silâhlar patlamadan az önce birlikte olduğum iki arkadaşla FitaşSineması na zor atmıştık kendimizi. Sopalar konuşacak sanıyorduk, silâhlar konuşmuştu.

Sevgililere hatırlatmaya çalışanlara bir şey demeye hakkım yok, biliyorum. Doğrusu olmak gibi bir kaygıları olduğunu beyan etmemişlerdi ki.

Hem sonra öyle bilmek hakkımızdır da diyebilirler.

Biz nerede mi kaybettik Cevabı çok olan bir sorudur bu. Bu konuyla ilgili söylersek Özal ve papatyalarının görüntülerine takılıp kaldığımızda kaybettik. Prenslerine inandığımızda, bizim için yaşıyorlar sandığımızda kaybettik.

Şimdi ise tek yapacağımız/yaptığımız kaybettiğimizi, kaybettiğimiz yerde aramaktır.